|
Kapanmanın Yarattığı Karışıklık ve Biz (Nevra Taşlıdan, 04 Şubat 2008) ![]() Türban meselesi, AKP hükümetinin iktidara gelmesiyle daha çok tartışılır olmuş; yalnızca mecliste değil; evlerde ve sokaklarda da konuşulan bir olay haline gelmiştir. Artık herkesin (bilgili bilgisiz) bu konu hakkında bir şeyler söyleme yetkisini kendinde bulmaya başlamasından dolayı -biraz da bunaldığımdan- türban meselesini ya da kapanmayı araştırmak istedim. Türbanın dünyada nasıl algılandığını ve eskiden insanların yaşamlarını ne derece etkilediğine görmek istedim de diyebilirim. Türban nedir, kapanmak neyi ifade eder, belli bir amacı ya da nedeni var mıdır kapanmanın, sadece İslam dünyasında mı geçerlidir yoksa belli dönemlerde birçok kültürün kafasını kurcalamış mıdır? Aslında bu soruların cevaplarını ararken beni şaşırtan birçok şeye rastladım. Şöyle ki; kapanma konusunda İslamiyet’i suçlayıp; Batı’ya imrenirken durumun iki kültür arasında o kadar da keskin çizgilerle ayrılmadığını gördüm. Bir diğer şey de; bir zamanlar örtünme konusunda olabildiğince adaletsiz davranan (kadın-erkek arasında)birçok kültürün şimdilerde medeniyetin emsali haline gelmeleridir. Sorun bu değil tabii ki ama olayları tüm yalınlığıyla ortaya serip, dürüst davranmakta fayda var kanımca -en azından tarafsız bakabilmek için-. Kapanma mevzusu, insanların ortaya çıkmasıyla başlıyor neredeyse. Başlangıçta kadınlar arasındaki statü farkını belirlemek için örtünme çok önemli bir figür olmuştur. Bu durum Hammurabi Yasalarıyla resmileşmiş; Babiller öncesinde de sözlü olarak kendini göstermiştir. Asur, Hitit, Urartu ve Akatlar kadınları örtülü-örtüsüz olarak ayırmışlardır. Buradaki amaca bakıldığında aslında hedefin günümüzdeki gibi olmadığı anlaşılır. Bu Anadolu medeniyetleri türbanı kadınları iyi-kötü olarak ayırmakta bir yol gösterici olarak kullanmışlardır. Kapalı kadın 'iyi tabakadan biri' olarak algılanırken, açık kadın 'iyi olmayan' olarak yorumlanmıştır. Fakat toplumsal yapıların ataerkil bir niteliğe bürünmesiyle kadınlara bakış açısı değişmiş; artık başörtüsü, kadınları kendi içlerinde ayıran bir unsur olmaktan çok, kadın-erkek ayrımını açıkça ifade eden bir öğeye dönüşmüştür. Yunanlar’da ve Roma’da kadın geri plana itilmiş; sokağa dahi çıkması abes olan, çıktığında da kapalı olarak gitmesine izin verilen (kocaları tarafından) bir maddeye dönüşmüştür. Tek tanrılı dinlerin ortaya çıkmasıyla bu durumda değişiklik olmamıştır. Musevilik’te, Hıristiyanlık’ta ve İslam’da kadının kapalı olması bu dinlerin kuralları arasında yer almıştır. Öyle ki; saflığı temsil eden Meryem Ana’nın birçok figüründe kafası kapalıdır. Ya da İslamiyet’te ilk ayetlerin gelmesinden yaklaşık 17 yıl sonra kapanmayla alakalı birçok ayet inmiştir. Bunlardan birisi olan Ahzab Suresi 59. ayetteki "kapandırma savunmaları"ndan biri; "kadınların taarruza uğramalarını engellemek"tir! Arap Yarımadası’nda durum böyleyken Anadolu’da belki de tamamen zıttı bir tablo görülür. Kadınlarla erkeklerin beraber karar aldığı bir ortamda kapanma söz konusu dahi değildi. Fakat Osmanlı kültürünün bu topraklarda hakim olmasıyla Türk- İslam kültürü kaynaşmış, kıyafet konusunda ciddi değişiklikler yapılmıştır. Şu da ilginç bir tespittir ki; Osmanlı Devleti geriledikçe, yeniliklerden uzak kaldıkça kıyafet ve örtünme konusunda daha da geriye gitmiş, daha baskıcı olmuştur. Ve bu durum Cumhuriyet’e kadar devam etmiştir. Peki şimdiye baktığımızda neler değişti? Şu bir gerçek ki, bir zamanlar örtünme konusunda fazla gerici davranan birçok kültür bu takıntılarını aşmış daha eşitlikçi olmuşlardır. Fakat bizler gibi belki de hala kavram karmaşası yaşayan ya da geçmişine takılıp kalmış, sorgulamaktan aciz kültürler bu durumu daha karmaşık bir hale getirmişlerdir. AKP Hükümeti’nin bu topluma önce türbanın günlük hayatta kabul edilebilir olduğunu dikte etmesi, sonra da bunun üniversitelere taşınıp yine aynı şekilde benimsetilmesi bizi acınacak hale sokmuştur. Bu hükümetin savunmasına göre, üniversiteler özgürlüğün temsilcisi olduğundan türban da hür olmalıdır. İsteyen türbanlı girebilmeli, istemeyenin başı açık olabilmelidir. Peki, madem AKP hükümeti Ilımlı İslam’ı savunan bir parti, madem İslam’ı biliyor o halde az önce bahsettiğim ayet hakkında ne düşünüyor? Bir çelişki yok mu ikisi arasında? Birisi kapalı bayanlara da özgürlük derken; diğeri taarruzu önlemek kaygısıyla yazıya geçirilmiştir. Eğer hükümet bu ayetten haberdarsa ve o yüzden bu yasayı yaptıysa nerede kaldı üniversitelerdeki özgür ortam? Zaten yokmuş ki buralarda özgürlük, baksanıza taarruz vs.. O halde şöyle yorumlasam yanlış mı olur: biraz Akatlar, Hititler biraz da İslamiyet var yasalarda. Buyrun siz karar verin.. Yorumlar: Yorum Ekle | |
|
istediğiniz yazılarınızı iletmek için: iletisim@yetmiyor.net Bu sitede yayımlanan yazılar başka bir platformda izinsiz yayımlanamaz. |
