Mustafa Sarı Mustafa Sarı yazdı:

Veloturk Gran Fondo Çeşme 2017

06 Aralık 2017 | Spor, Bisiklet


5 Kasım 2017 tarihinde ülkemizde amatör bisikletçilerin çok sevdiği ve yarışmayla çocuklara bisiklet yardımını birleştiren Velotürk Çeşme Gran Fondo düzenlendi. Bu sene hem parkurun hem de havanın biz bisikletçilere süprizleri vardı. Bu yazıda Çeşme'deki bu macerayı benim gözümden okuyacaksınız.

Geçtiğimiz ay ülkemizde ilk Gran Fondo’yu düzenleyen Velotürk, geçen yıl da düzenlediği Çeşme yarışını bu sene yine aynı parkurda düzenledi. Gran Fondo bu sene 5 Kasım tarihinde gerçekleşti.

Ben Çeşme’ye yarıştan iki gün önce cuma akşamından uçakla İzmir’e, oradan da organizasyonun transferi ile Çeşme’deki otelime yerleştim.  Açıkçası geçen yıl Velotürk Çeşme Gran Fondo’da yarışmadığım için pakurun bana nasıl davranacağına dair bir fikrim yoktu ama Edirne yarışı sonrası oradan daha iyi işler yapmak istiyordum.

Cumartesi, yani yarış kitlerini alacağımız ve yarış toplantısının olduğu gün yerel olarak ünlü olan Çeşme rüzgarı kendini gösterdi. Ama yarış gününe göre çok sakin ve tolere edilebilir bir haldeydi. Bisikletle otelde tandığım arkadaşlarla sohbet ettikten sonra yarış kitini almaya Çeşme Belediye binasına gittim. Orada yine bir sürü dost, arkadaşla konuşup vakit geçirdim. Saat 14.30’da Velotürk fun ride ile birlikte kısa ve uzun parkurun ilk 10 km’sini geçtik. Açıkçası o ilk 10 km’yi gördükten sonra az çok nasıl bir yarış beklemem gerektiğini anladım. 100 km’lik bir yarış olacaktı ama düşündüğümden çok daha zor.

Akşam üstü saat 18’de İstanbul Yol Grubundan arkadaşlarımla yarış toplantısına gittik. Toplantı’da bir sürü önemli konu vardı ama en önemlisi ikinci beslenme noktası sonrası olan bozuk yol bölümüydü. Tüm hafta yapılan çalışmalara rağmen düzelme olmamıştı. Doğal olarak yarışmacılar ve Velotürk ekibi bu konuda çok endişeliydi. Velotürk ekibi toplantı biterken orayı güvenli hale getireceklerinin sözünü verdiler. Yarış günü de gördük ki sözlerini fazlasıyla yerine getirdiler. Sabaha kadar Argeus Travel, Çeşme Belediyesi ve Velotürk o bozuk bölgeyi biz yarışanlara hiç hisssettirmeyecek hale döndürdü. Bu konuda en başta Velotürk olmak üzere tüm organizasyon ve Belediye’ye ne kadar teşekkür etsek azdır.

Ayrıca organizasyon, beslenme noktaları, güvenlik her bakımdan mükemmeldi. Geçen yl ki Kayseri Gran Fondo’su her şey olması gerektiği gibiydi. Velotürk Gran Fondo’ların  çocuklara bsiklet yardımı yapılması ile birlikte yarışan insanlara bu kadar güven vermesinin başlıca sebeplerinden biri de bu. Ayrıca Velotürk ekibinin yarış organizasyonu konusunda Argeus Travel gibi Türkiye cumhurbaşkanlığı bisiklet turu düzenlemiş organizatörlerini limitlerini zorlayıp işlerinin takım olarak hakkını vermelerini sağlamaları da bir etken oluyor.  Bence yarış içinde tek değişmesi gereken şey neutral bölgenin biraz uzaması en azından 3 km olursa bu kadar sert bir parkur için sakatlık riskini biraz daha azaltır. Bence bunun dışında beni korkutan ilk 10 km’de dahil yarış parkuru vs. olsun yurtdışındaki yarışlar gibi sorunsuzdu.

Yarış gününe gelmeden önce rüzgar yarıştan önceki akşam yavaş yavaş hızını arttırdı. Açıkçası rüzgarlı yarışları severim ama bilmediğim parkurda bana ne etki yapacağını ertesi sabah birinci elden öğrenecektim.  Yarış sabahı rüzgar 35 km’s’e kadar çıkmıştı. Biz ise İstanbul Yol Grubu olarak haftasonları Kantarcı durağından saat 8 de çıktığımız gibi bu sefer otelimizden yarışın startının verileceği meydana gittik.

Başlangıç bölümünde Berlin’de birlikte yarıltığım Ayhan abi, Serkan abi ve ilk defa birlikte yarıştığım Seçkin abi ile fena olmayan önlere doğru bir yer bulduk. Yarış başladığında ise başlangıçta biraz yanında gittiğim geçen yıl bu yarışın şampiyonu Agit Salman ile bir süre birlikte önlere doğru gittik.

Açıkçası o anlarda rüzgarda fazla olduğu için ön gruba yakın kalıp güç koruyup sonra hızlanmaktı. Ama o ilk 10 km’lik pave parkurda mataramdan birini düşürdüm ve başlangıçta bulduğum o güzel yer gimişti. Mataramı aldıktan sonra artık yarış hayatta kalma yarışına dönecekti. Buna neredeyse ısındıktan sıonra durmak zorunda kalmam sayesinde yine soğuyan bacaklarımda pek yardımcı olmadı. Ben çok gerilere düştüğümü düşündüğüm için artık güç koruyacak grup oluşturmakta zorlaştığı için pek bir beklentim kalmamıştı.

O yüzden yolların soğuk asfalta döndüğü yere kadar arkadaşlarımdan oluşan bir grupla girdim sonra kendi tempomla tırmanıp öndeki gruplara yaklaştım. Yolun 47 km’lik kısmına gelene kadar yol grubundan Halim abi ve Mustafa ve Asla Durma videolarından tanıdğımız Fatih abi(Topçu)’nin içinde bulunduğu grupla yolun Strade Bianchi yarışına benzeyen toprak yolları içeren bölüme kadar birlikte gittik. Bu grup en az 20 kişilik olmasına rağmen grupta herkes rüzgara karşı savunmasızdı. Grubun en hafif sporucusu bendim ama benden daha ağır sporccuların bile bu kadar etkilendiğini görünce bu yarış nasıl bitecek diye ilk defa düşündüm.

S.Bianchi bölümü toprak yollar gelince öndekiler hızlandı ve onlara tutunmak için onlarla tempo yaptım. Ama yan rüzgar ve toprak yol sonrası olan tırmanışın kendinden ziyade soğuk asfalt tüm enerjimi bitirmişti. O an dostum Berk’in ve çok sevdiğim Volkan abi’nin lastik patlatıp yarış dışı kaldıklarını gördüm. O sıralarda çok gerilerde de olduğumu da zannettiğim için yarışı son beslenme noktasına ulaşıp bırakma fikri yavaşça oluşmaya başladı.  Rüzgar ile birlikte soğuk asfaltta hoplayıp zıplamam vücudumun üst tarafında güç bırakmamıştı. Duvara da tosladığım için son beslenme noktası finiş için iyi bir nokta diye düşündüm.

Bu sırada yanımdan başta Halim abi olmak üzere diğer arkadaşlarım Kaya ve İpek’in geçtiğini gördüm. Bize takıl deseler de duvara çarptığım için öyle bir şansım yoktu. Garmin’i de geç açtığımdan kaçıncı km’de olduğumu bilmeden yarışıyordum. En sonunda yarışımı bitirmek amaçlı son beslenme noktasına ulaştım. O sırada oradaki görevli bana daha 100 kişi yeni geçti deyince içimden acaba bırakmasam mı diye düşündüm. O sırada yarış boyunca beslnememi de kötü yaptığım için olabildiğince besin alıyordum. Açıkçası yarış boyunca rüzgarla mücadele etmekten gerçek anlamda beslenmeye vakit bile bulamadım.

Sonra beslenme noktasında duran ve parkuru bilen Semih abi, Ahmet ve Duygun bana 20 km kaldığını söyledi. Daha sonra ekstra orada 1 saat süpürge aracı beklemektense iyi kötü yarışı bitirip hem katılım madalyaını almayı hayal ettim. Duygun, Ahmet ve Fatih abi’nin olduğu grupla yolun kaymak asfalta döndüğü son 10 km’ye kadar birlikte gittik.. Kaymak asfaltın başında baktım bacaklarda hareket yok sabit bir tempo belirleyip Duygun ve Fatih abi’nin gitmesini izledim. Yarış sonunda Fatih abi’ye de dediğim gibi o ve Duygun nasıl yarışılacağını bildiği için onlarla gittiğim her km benim için güzel geçti.

Yarışın son 10 km’si ise yavaş bir şekilde geçti ve 3.58 dk.  Ve  27 ortalama ile yarışı bitirdim.  Yarış Sarper abi’nin yarış toplantısında dediği gibi Paris-Roubaix ve Strade Bianchi karışımı gibiydi. Buna Belçika stili yapan Çeşme rüzgarı da eklenince ne kadar zor bir yarış geçirdiğimi daha iyi anladım.  Yarış sonrası Sarper abi’nin yanına gidip espirili şekilde bunları ona da söyledim. Gerçekten böyle bir parkuru sunan ve bunu çocuklara yardımla birlikte birleştirdikleri için tekrar Velotürk’e teşekkür ederim.

Yarış ise benim için çok zor geçti. Özellikle tüm sene daha iyi tırmanmak için hafifleyip güçlenmem bozuk yollarda grup olsun olmasın bol bol zıplayıp 40 mm’lik jantlarla rüzgarda dans etmeme neden oldu.  Ayrıca matara için durmama rağmen yarış boyunca düşündüğümden iyi yerde olmam, bu sene ki çalışmalarımın işe yaradığını gösteriyor. Özellikle tırmanışlı bölümlerde bacaklarımın hep çalışıyor olması bunun güzel bir göstergesi oldu. Bu yarışta uzun zaman sonra ilk defa yarışı bırakmayı düşündüm ama yarışta arkadaşlarımın hatırlattığı gibi ne kadar zor durumda kalırsam kalayım kaza veya lastik sorunu olmadıkça yarışı bırakmayacağım. 

Ayrıca artık Velotürk Gran Fondo’larda ki kara bulutları umarım seneye kırarım ve Edirne ve Berlin’de ki gibi güzel yarış çıkarmak istiyorum. Seneye Çeşme yarışı olursa ilk hedefim bir zaman veya ortalama yerine daha iyi bir sonuç almak olacak.  Velotürk Çeşme Gran Fondo ayrıca benim için kısa sezonumun kapanış yarışıydı. Uğur Mumcu koşusu ile başladığımı düşünürsek başladığım gibi bitirdiğim bir 2017 yılı oldu. 2018 de tek hedefim yine tadını çıkarıp daha iyisini yapmak olacak.  

Mustafa Sarı Mustafa Sarı hakkında:

Uzun ince bir yolda içinde motor,top veya tekerlek içeren sporlarla ilgili. Politik, teknolojik işleri seven biri. Unutmadan çizgi romanlara paralel evrenden bağlı bir yazar. ''İnsanlar onları değiştirecek ve sarsacak dramatik bir sembole ihtiyaç duyar. Bu sembol hem korkutucu olmalı hem de birleştirici olmalı''





YAZARIN DİĞER YAZILARI