Hikmet Meçhul Hikmet Meçhul yazdı:

Tim Burton’ın Gözünden Politikacı, Penguen

07 Nisan 2008 | Politika, Sinema


Birey siyasete bulaşırken hazır bir sistem ve güç dengeleri ile kapışmaya girişiyor aslında. Bu güç dengesinde tahterevallide ağır gelmesini sağlayacak şey ya yerseniz söylediklerinin doğruluğu ya da isteklerini o güç dengesinin beklentileriyle özdeşleştirebilmesi.

Meramını gerçek doğa sınırları içerisinde anlatamayan oldukça çok televizyon ya da sinema yapımı ve onlara ait bir de genel sığınak mevcut. İlk eleştiride aldığımız cevap “biz size modern/büyüklere özgü masal anlatıyoruz, masallarda mantık aramak akıllı insanın yapacağı iş değildir”. Kulağa hoş gelen savunma aslında ilk depremde yıkılacak sakat bir binayı andırıyor, savunmanın temelini oluşturan “masal” sözcüğünün mecazındaki “yalan/yanlış ucuz hikayeler” manası gözünüzün içine bakılarak size edilmiş bir hakaret. 

Batman insanüstü özelliklere sahip olmayan ender süper kahramanlardan. Seride gerçekliğin masallar ile karıştığı noktalar insanı korkuttuğu kadar meraklandıran Gotham City tasvirleri, Batman’in hasımlarının görüntüleri, hikayeleri, güçleri ve amaçları. Süper kahramanların gerçek dünyadan kopuk hayatlarını, sinema tarihinde ilkmişçesine, gözümüze sokulan klişeler üzerine konuşlanmış filmler ile anlatmak yaşı küçük seyirci kitlesine hitap etmek adına bir tercih olarak görünse de işin aslı bu tercihin muhatabı tüm izleyici kitlesinin beklentileri ve buna bağlı zeka yaşlarına dair tahmin. Batman serisinin ilk iki filmindeki en büyük artısıyla burada karşılaşıyoruz, hayal gücüyle müsemma yönetmen Tim Burton ile. Beyimizin mevzu bahis klişeleri ne kadar kullandığı ya da aşabildiğini “aptal kötü adam” klişesinin Penguen’in adamlarındaki eşsiz karikatürize edilmiş hali ile görmek mümkündü. 

Serinin avantajı iyi kurgulandığında insan hayatına dair kavramların nasıl yine insanın önüne çıkabilecek düşmanlara dönüşebileceğine atılmış mili metrik ara pasları. Oswald Cobblepot da bu paslardan biri ve kör göze parmak halleri ile hikayenin bize anlattığı her gün haber bültenlerinde sayısız farklı versiyonunu gördüğümüz “politikacı”nın bizatihi kendisi.

“Batman Returns” filmine dair ilk söylenmesi gerekenlerden biri de Danny De Vito’nun performansı. Penguen rolünde görüntüsüyle, söylemleriyle, tercihleriyle belki de Yurttaş Kane'den bu yana çizilen en doğru dürüst politikacı portresi. Daha sempatik rollerden tanıdığımız oyuncunun bu role kadar çizdiği imaja oldukça uzak bir mecradaki performansı, onu gerçek bir usta yapan en önemli faktörlerden. Role fiziki yatkınlığının da yardımıyla mizacına tamamen ters çirkinliği hakkıyla taşımış. Penguen’den tiksindiğim kadar Danny De Vito’ya hayranlık duyduğumu bir kez daha tekrarlamak da beis görmüyorum.



Batman filmlerinde her kötü adamın sahip olduğu simge aksesuarları vardır. Penguen’in kendiyle özdeşleştirdiği gizli silahı şemsiyesinin sadece ani bastıran Gotham yağmurlarına karşı olmadığı muhakkak. Birleştiriciliğin politik literatürdeki klişe simgesi malum seçim Penguen gibi Hüsamettin Cindoruk’un önderliğindeki eski DTP’nin de seçimi olmuştu. Penguen’in şemsiyesinin yeri geldiğinde düşmanına karşı kullandığı silaha, yeri geldiğinde ise helikopter benzeri bir kaçış mekanizmasına dönüşmesi siyasetçinin belki de temel düsturu olan birleştiriciliği bile yeri geldiğinde ne gibi sebeplerle kullanılabileceğine dair mükemmel bir anlatım.

Oswald Cobblepot’un giyimine dair ilk göze çarpan özellik üzerine yapışmış gibi göstermek istediği ama filmin başında ona ne kadar uzak olduğunu açıkça gördüğümüz seçkin ve muhafazakar çizgisi ve bu duruşun ne denli politikacıya dair bir genelleme olduğu gerçeği. Üzerinde takım elbise harici bir giysiyi, halka nadiren “ben de aslında sizden biriyim” mesajı vermek dışında, göremediğimiz politikacıların tek tornadan çıkmış gibi giyinmelerine ayak uydurması Penguen’in siyasi gerekleri nasıl da hemen yerine getirdiğine dair başka bir örnek. 

Oswald Cobblepot’un şahsımda uyandırdığı sempatiyi de itiraf etmeliyim. Buradaki gerekçem “İyi, Kötü, Çirkin”de film boyu devam eden üçlü düelloda gönlümün çirkine kaymasındakiyle bire bir aynı. Blondie’nin şımarık Amerikan çocuğu hallerine ve Angel Eye’in soğuk İngiliz duruşuna karşılık çirkin içlerinden en bana ya da benim tabirimle bize yakın karakterdi. Herhangi bir Anadolu köyünde rastlayabileceğiniz bir karakter. Penguen için de benzer gerekçeler sayabilirim. Mesela yakın tarihte aktif şekilde ülkemizde politika ile uğraşmış kimi şahıslarla benzerliği ortada. Yine penguen olarak da tanınan o ünlü piyasa ekonomisi hayranı tombul ve gülüşündeki iticilik, şapka tercihi, keli, göbeği ve çirkin suratıyla anamızı ağlatmak dışında “baba” sıfatını hiçbir şekilde hak etmeyen o kişiye.

Penguen’in iki yüzlülüğü politikanın gelmiş geçmiş en büyük yalanlardan biri olduğunu hakkıyla anlatıyor. “Halka hizmet” hapını yutanlardan mısınız, bilemeyeceğim, ancak özünde kendi çıkarları olmadan insanların belki on, belki de yüz milyarda birinin bu tip kendilerini aşan çıkar çatışmalarına girebileceğini, ki onların da politikanın kiriyle yüzleştiklerinde arkalarına bakmadan kaçacaklarını düşünüyorum. Bu görüşümü sadece bir politik akım için söylemiyorum, kendisine politikacı sıfatını layık gören sağından soluna bütün politik aktörler için geçerli. Oswald’ın gülümsediğinde gördüğümüz kibirli ve çirkin görüntüsü bu uğurda istisnasız her olayın, her kişinin çirkinliğine dair bir başka ara pası. Temiz siyasetin de temiz İnternet kadar büyük bir yalan olduğunu düşünüyorum. Teorisini bilemem ama en azından pratikte. İşinin ehli siyaset okullarında bu pisliklerden etraflıca bahsedildiğine de eminim. Nihayetinde sıkça ortada bir sistem onu yönetmeye muktedir olduğunu ispat çabasında onlarca insan oluyor. Bunlar farklı örgütlenmeler ile oy talebinde bulunup iktidar olma hevesini halk ile paylaşıyor, teoride padişah olmasalar da pratikte o ülkenin haşa Allahları olduklarını söylememe tek engel inanan insanların bu konudaki çekinceleri ki onlardan da haşa kelimesini ekleyerek ve teşbihte hata olmayacağını belirterek anlayış bekliyorum.

Birey siyasete bulaşırken hazır bir sistem ve güç dengeleri ile kapışmaya girişiyor aslında. Bu güç dengesinde tahterevallide ağır gelmesini sağlayacak şey ya yerseniz söylediklerinin doğruluğu ya da isteklerini o güç dengesinin beklentileriyle özdeşleştirebilmesi. İkinci seçenek fedakarlık istiyor, ancak bedelini fazlasıyla geri verme beklentisiyle. Yapmanız gereken tek şey "eğitilmiş köpekler ve doymak bilmez maymunlar" yetiştiren sistemlerin duymak isteyeceği söylemlerle kuşanmanız. Bazen sosyal sigorta sistemini çalışan adına cehenneme çevirecek değişiklikleri vatan sevgisiyle yaptığınızı, bazen en çalışkan/zeki/güzel/mantıklı/ahlaklı millet olduğunuz gibi politik alanda oldukça klişe ancak duyan aptalı inandırabilecek bir özgüvenle söyleyeceğiniz yalanlar söylersiniz

Batman politik kariyerini sonlandırmadan önce Oswald Cobblepot’un da yaptığı aynen buydu. Güç dengesinde rakip gördüklerine çemkiriyor, onların kaybından kazanç elde etmek istiyordu. Kaybettiğinin kesinleştiğini anladığı anda eline geçirdikleri ile kaçmadı. Onun farkı istediğini henüz elde etmemiş olması ve politikacının bayıldığı kelimelerden olan intikamı. Bin bir kompleksle icra edilen mesleğin kazanımlarının kişiye verdiği/vaat ettiği güç ve onu kaybetme korkusu bu tip iğrenç kelimelerle dolu bir jargon çıkarıyor ortaya ne yazık ki. 

Yönetimine talip olduğu Gotham city halkına hitabında söylediklerine karşılık aslında temsil ettiği başka bir topluluk olması politikacının doğasında mevcut başka bir iki yüzlülük örneği. Özünde politikacının gizlice çıkarlarını koruduğu kitle genelin bir parçası olur, örnekteki farklılık Gotham city bireyleri dışında penguenler gibi özel bir kitleye sahip olması. Yine özünde politikacının temsil ettiği kitle onun iktidarı ile normalleşir, ortalamayı temsil etme iddiasını ele geçirir. Ona bu gücü veren asla normalliği ya da ortalamayı temsil etme hakkı değil iktidarın gücüdür. Türkiye’deki son iki seçimle, yine Türkiye’de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının değişen algıları bu örneğe kanlı canlı kanıttır. Penguen’in kaybettiğini anladığı anda yattığı çamur ve kitlesine verdiği şiddet eylemi emri siyasetçinin kirli yüzünün başka bir yansıması tabii ki. Kitlenin koyunlar gibi davadan şaşmayıp emre itaati politikanın bireye biçtiği role ilişkin belki klasik, belki duydukça kanıksadığımız ama doğruluk payı yüksek bir eleştiri. 

Esas oğlan Bruce Wayne’in elinin altındaki imkanların sayesinde, Cem Uzan tarzı bir denemeyle siyasete girmektense sadık uşağı Alfred’in desteğiyle, tek kişilik bir savaşa girişmesinin politik arenanın Bruce Wayne gibi adalet sevdalısı, güçlü, kabul gören bir şahsiyet için dahi fazla kirli olduğunu anlatma çabasıdır diyebilir miyiz? Bence evet. 

Gerçek hayatın filmden farkı ise gerçek hayatta Oswald Cobblepot nam-ı diğer Penguen’in ipliğini pazara çıkaracak Batman’lere sahip olmamamız ve başkasının çirkefliğinden de çekinip, daha da çirkefleşerek var ettiğimiz çirkeflik bileşkesinde kötülükten yakınmamız. Yarattığımız bataklıklar tamamen bizim aptallığımızın eseri. Politikacılar bizim sayemizde varlar. Bazen kızdığımız, bazen özendiğimiz, bazen ise bir köşesinden tutunmak için onlarca farklı yol denediğimiz iktidarları senin benim salaklığımız sayesinde var. Penguenlerin olmadığı bir dünya dileyerek bitirmek isterdim, çok şükür o kadar hayalci değilim. Kaderimizi bilmek ile ona koşulsuz boyun eğmek arasındaki farkı hatırlatarak ve Hayyam’dan bir dörtlük ile son veriyorum sözlerime. 

Dünyada kimlerin acaba yarım ekmeği var?
Uyuyup kalmak için küçük bir de evi var?
Hiç kimseye başkan değil, kulu da değil kimsenin;
Mutlu olsun o da ver müjdeni; ne hoş evreni var.
Ömer Hayyam

Hikmet Meçhul Hikmet Meçhul hakkında:

Yazar hakkında ilave bilgi bulunmamaktadır.