Mustafa Sarı Mustafa Sarı yazdı:

Süper Kahramanlar: Çizgi Roman ve Okuyucu İlişkisi Üzerine Bakış

29 Temmuz 2015 | Güncel, Sanat


Çizgi romanlar, okuyucusunu başka dünyalara çeken görsel hazinelerdir. Süper Kahramanlar ve bu tür karakterler artık sırf çizgi romanda durmuyor. Bu yüzden dolayı bu yazıyı yazarken okuyucu ve karakter ilişkisine görsel medyayı da katmak zorunda kaldım. Neyse herkese iyi okumalar ve iyi seyirler.

Bu yazıyı neredeyse her gün Batman vs Superman: Dawn of Justice fragmanını günde en az iki defa izlediğim bir zamanda yazıyorum. Bu yazıyı Avengers: Age of Ultron çıktığında yazmayı planlamıştım ama DC’nin süprizlerinin Marvel’ın elindekilerden bile daha şaşırtıcı olduğunu en azından şu aşamada gördük. Bir de buna San Diego Comic Con da Flash dizinin ikinci sezonunda Professor Zoom, Jay Garrick(JSA) ve Wally West'’in ortaya çıkacak olması ile beklentiler daha da yükseldi. Ayrıca Daredevil dizisinde de Punisher ve Elektrayı ikinci sezonda izleme fırsatı bulacağız.

Çizgi romanlar, popüler kültürün eskiden tamamlayıcısı iken şimdi popüler kültürü tanımlayan eserlere dönüştü. Ünlü bir sürü çizgi romanın artık sinemalara veya dizilere konu olmaya başladığını görüyoruz. Ama çizgi roman okuyucusu olup sevdiğiniz kahramanlara ait ucu bucağı olmayan şeyleri takip etmek bu işin bir parçası. Beni bu yazıyı yazmaya iten şey ise benim yetmiyor.net de yazmamı sağlayan motivasyon ile aynı şey. Bir süper kahramandan esinlendiğim için sevdiğim konulardan, sevmediğim konulara kadar bir sürü konuyu bu sitede insanlarla paylaşıyorum. Süper güçlerim veya sınırsız kaynağım olmadığı için maskemi bu siteye yazdığım zaman takmaya başlıyorum.

Batman, Superman, Zagor, Conan, Spawn, Elektra, Wonder Woman, X-Men veya Avengers yaşadığımız dünyada sadece yazıldıkları çizgi romanlarda kalmıyorlar. Sinema da veya TV de olmaları da esasında hayatımıza etkileri konusunda en ufak ipucu bile vermiyor. Alan Moore, Ed Brubaker, Frank Miller, Alex Ross, Lee Berjemo gibi yazarlar ve çizerlerin yarattığı hikayeler tüm dünyada insanlara esin kaynağı oluyor. Dünya’nın içinde ve dışında(Pluto’nun yakından çekilmiş fotografları) de gördüğümüz üzere dışında bir sürü politik, ekonomik ve bilimsel olaylar oluyor.

Çizgi roman karakterleri, siyasi veya bilimsel olaylara esinlenecek kadar hayatımızın içine girmiş durumda. Eskiden sadece çizgi romanlar da kalan karakterler artık her yerde ve ulaşılabilir bir konumda. Popüler kültür, ekonomik krizlere ve başka olaylara adapte olmayı başarıyor. Arap baharı zamanında bile insanlar isyanlarını haykırırken sevdikleri kahramanların tişörtlerini hatta kostümlerini giyip olaylara tepkilerini gösterdi. Batman, Superman vs. karakterler her zaman bizlere ilham olmuştur ama artık bu karakterlerle daha çok içiçe kalıp onlarla daha çok bağ kurabiliyoruz. İçeriğin artması okuyucu ve takipçilerin işini kolaylaştırsa da kalite hem çizgi romanlarda hem de görsel medyada düşebiliyor. Bu da doğal olarak şu soruyu akla getiriyor. Sevdiğimiz kahramanlara ait içeriklerin artması gerçekten iyi mi?

Buna en basitinden sinema, tv ve çizgi roman gözünden bakacak olursak cevap hem evet hem de hayır olacaktır. Özellikle çizgi romanlarda bazen firmalar aynı tür içerik üretmekten ve elinde gerçek anlamda hikaye kalmadığını hissettiği zaman ve satışlar düştüğü zaman karakterleri öldürüp yeniden diriltiyorlar. Bu durum özellikle Amerikan çizgi roman endüstrisinde çok görülen klasikleşmiş B planıdır. Sorun şu ki, bazen içerik iyi olsa bile ne olacağını az çok tahmin ettiğinizden dolayı yine de sevdiğiniz karakterler için böyle hikayeleri de takip ediyorsunuz. Mesela Superman Red Son gibi alternatif hikayeler okuduğunuzda sizin için unutulmaz olabiliyor. Veya John Constatine’in İngilteredeki maceralarını okurken çizgi roman hiç bitmesin diye yavaş yavaş okumayı seçiyorsunuz. Marvel'ın Shadowland serisini okurken yok artık daha neler olacak diyorsunuz. Tüm bu deneyimler, herhangi bir roman veya kitabın size sunduğu şeyle aynı.

İşin görsel medya kısmına gelirsek, DC ve Marvel gibi firmaların özellikle 2008 yılı sonrası geliştirdikleri sinema evrenleri veya Chris Nolan’ın baştan yarattığı Batman serisi ile oyunu tamamı ile değiştirdiler. Bu izleyiciler ve okuyucular için sevdikleri hikayeleri ekranda görmeleri anlamına geldi. Örnek vermek gerekirse 2012 yapımı Batman filmi The Dark Knight Rises daki Knightfall sahnesi veya gelecek seneye çıkacak olan Captain America: Civil War filmi Marvel’ın son zamanlarda yaptığı en iyi hikayelerden baz alınarak yapılıyor. Özellikle Civil War, yemeyip yanında yatılacak türde bir hikaye. Bu tür filmler, hiç çizgi roman okumamış insanlara bile çizgi romanı merak ettirip okutmayı başarabiliyor.

Diziler de ise Flash, Daredevil, İzombie gibi yapımlar çizgi romanseverlere sunuluyor özellikle The Flash ve Daredevil eksiklerine rağmen çok iyi hikayeler sunuyor. Mesela benim gibi spor olarak koşu yapan biri bile koşarken aklından bu dizideki repliklerden olan’’Run Barry Run’’ ı kendine motivasyon olarak kullanabiliyor. Özellikle Flash gibi çok evrenli ama kendinize ilham alabileceğiniz karakterler günlük hayatınızda bile sizi etkileyebiliyor. 

Çizgi roman karakterleri, bir nevi hep olmak istediğiniz şeyleri size hayal gücüyle buluşturup veriyor. O karakteri okurken oun bakış açısını öğrenip yazarın karaktere çizgi romanda yaşanan olaylara olan bakışı ile yeni şeyler öğreniyorsunuz. Bu karakterler şu an görsel medyada her yeri kaplasalar da esasında kapladıkları yer onları okuyan ve takip eden insanların hayal güçlerine yaptıkları katkı ve insanlara gerçek hayat dışında ilham olmalarıdır. 

 

 

 

 

 

Bu arada geçen haftasonu motorsporlarını takip ederken çok sevdiğim ama hiç okuma şansına ulaşamadığım bir karakteri yarışırken izledim. Bu çizgi roman karakteri Fransız çizer Jean Graton’nun 1957 yılında Le Bombard(Belçika çizgi roman dergisi) de yayınladığı Michelle Vaillant karakteri yayınlandığı zamandan beri çizgi romanlar dışında gerçek yarışlarda da boy gösteriyor. Geçtiğimiz yıllarda efsanevi binek otomobil yarışçısı Alain Menu’nun yerini alan Vaillant WTCC(Dünya Binek Otomobilleri Şampiyonası)nda yarış kazanmıştı. Bu senede Michelle Vaillant karakteri ünlü GT sınıfı yarış serilerinin en önemli yarışı olan Spa 24 saatte boy gösterdi. Hem de ünlü yarışçı ve  2012 Londra paralimpik şampiyonu Alex Zanardi’nin kullandığı aracı paylaştı. Avrupa da da böyle örnekleri olan çizgi roman ve gerçek hayat ilişkisi bazen okuduğunuz karakterin siz veya sevdiğiniz birine dönüştüğünü görebilirsiniz. Çizgi roman deyip geçmeyin, okuyun ve tadını çıkarın.  

Mustafa Sarı Mustafa Sarı hakkında:

Uzun ince bir yolda içinde motor,top veya tekerlek içeren sporlarla ilgili. Politik, teknolojik işleri seven biri. Unutmadan çizgi romanlara paralel evrenden bağlı bir yazar. ''İnsanlar onları değiştirecek ve sarsacak dramatik bir sembole ihtiyaç duyar. Bu sembol hem korkutucu olmalı hem de birleştirici olmalı''





YAZARIN DİĞER YAZILARI