Mustafa Sarı Mustafa Sarı yazdı:

Star Wars Son Jedi: Tüketim Kültürü'ne Jedi Gözünden Bakmak

16 Ocak 2018 | Güncel, Sinema


Star Wars: Son Jedi filmi hakkında esasında çok yazılacak bir şey yok. Bir önceki film olan Güç uyanıyor’dan daha iyi gibi görünen ama detaylara inince aynı derece de vasat olan bir film karşınıza çıkıyor.

Star Wars: Son Jedi filmi hakkında esasında çok yazılacak pek bir şey yok. Bir önceki film olan Güç uyanıyor’dan daha iyi gibi görünen ama detaylara inince aynı derece de vasat olan bir film karşınıza çıkıyor.

Bunun daha da kötüsü hikaye hiç ilerlemiyor ve orjinal serideki Empire ve Jedi’nin dönüşünden iyi yerleri almayıp sadece görsel izler barındıyor. Maalesef Disney, Rouge One dışında Star Wars filmleri konusunda iyi iş yapamadığı ortada. Ortalama Marvel filmleri dahi yanında Oscarlık film gibi bir ucube filme iki saat ayırmak durumun kötülüğünü bana filmi sinemada izlerken hissetttirdi. Daha da ötesi, kötü filmlere dahi şans veririm ama ilk defa bir filmden yarısında çıkmak istedim.

Film içindeki uyumsuzluklar o kadar fazla ki, nerede ne olduğunu anlayamıyorsunuz. Hikaye arasındaki boşluklar, anlamsız gelişen olaylar ve saçma sapan ele alınan karakterler eklenince filmde heyecan uyandırabilecek bir şey kalmıyor. Snoke kimdi neydi? Veya diğer gelişen ana hikaye konusunda hiçbir altyapı yoktu.  Yeni oyuncaklık yaratıklar ve bazı yeni gemiler görselte hiçbirinde Lucas’ın vizyonu olan yenilikler yoktu.

Film daha çok Disney’in yapım ekibi oturup nasıl olsa filmin adı Star Wars ne yaparsak izlerler kibriyle çekilmiş. Bunun sonucu da ne yazık ki aynı mentalite’nin ürünü olarak kötü bir ürün çıkıyor. İşin kötüsü şu anda sinema hatta çizgi romanlar konusunda bile aynı tür sorunlar mevcut. Düşünün çok güzel bir çizgi roman veya kitap alıyorsunuz ve bunu okumadan sırf koleksiyon diye tutup onu ileride satıyorsunuz.  Filmlerin geldiği hali düşünecek olursak müşteri olarak görülen insanların tüketim kültürü içinde kendi aç gözlülüklerine yenilmeleri anlaşılan artık tüm dünyayı aynı paydada buluşturuyor.

Okunmadan satılan çizgi roman, kitap veya başka şeyler ve git gide nadir örnekler olmadığı sürece kalitesi düşen filmler. Son Jedi’den önce gittiğim film Adalet Briliği idi. Maalesef DC ve Warner Bros’da Disney gibi hızlıca tüketim için servise sunulmuş bir film olmuş. Adalet Briiği biraz daha iyi hissettirse de Son Jedi’deki aynı problemler bu filmde de vardı. Filmde en sevdiğim iki karakter Batman ve Flash’da vardı ama sanki filmde misafir sanatçı gibi durup hiç olması gereken Batman ve Flash gibi hissettirmediler. Film içinde sanki diğer karakterler bir şeyler yapmaya çalışırken bu iki karakter de biz seyirciler gibi filmi izliyorlardı. Tek farkı filmin içindeydiler. Filmde tek Superman ve Wonder Woman’i iyi gördüm diğer hepsi baştan savma ve altyapısı olmadan ilerleyen karakterler olmuştu.

Burton ve Nolan Batman’ini düşününce yeni Batman çizgi roman kıyafeti giyip boş sayfalarla piyasaya sürülen bir çizgi roman gibi olmuş. Aynısı Flash içinde geçerli. Hiçbir sahnede duygusallık ve motivasyon olmadan boş boş koşan bir karakter görmek kötüyfü.  Aquman ve Cyborg ise kötünün iyileriydi. En azından Batman ve Flash’ın yanında hiç olmasa bir işe yaradılar.

Özeten Adalet Birliği de içi boş ve çabucak tüketilip çöpe atılacak filmlerden sadece başka bir tanesi olmuştu. Maalesef Son Jedi ile birlikte sinema ve dünyadaki diğer bütün creative şeylerdeki sorunları çok güzel sergilediler.

Tüketim kültürü maalesef parayla satılan her şeyin dahil olduğuı ve günümüz dünyasında satmak için her şeyin içini boşaltan bir mental düşüncenin sonucudur.  Adına kapitalizm dersiniz veya ne derseniiz deyin adı değişir ama sonuç hep aynı kalır. Bu bisikletten, çizgi romana hatta kitaptan yemeğe kadar değişmez.

Kullandığınız veya yaptığınız her şey bu tüketim kültürüne ister istemez el sürmüş olursunuz. Maalesef şu an bu konuda romantik davrandığımız bisikletler bile bu kültür yüzünden çığrından çıktı. Dağ bisikleti gibi duran ve aynı donanımları paylaşan yol bisikletlerinden, hız  veya dağlara tepelere çıkmak için olan bisikletlerin neredeyse motosiklet gibi göründüğü bir zamanda yaşıyoruz. Yeni şeyleri seven biri olarak dünyadaki her şey şu an tüketim kültürünün çılgınlığı içinde kaybolduğunu görmek kaygı verici.  Buna tüketimin yarattığı standartlaşmada diyebiliriz. Bu bisiklette disk fren veya gereğinden geniş lastiklerden, vasat filmlere, oradan da iyi bir estoranda yediğiniz kalitesiz yemeğe kadar gider.  Veya satılmak için alınıp sadece para değeri olarak görülüp satılan çizgi roman veya figürlere kadar gidebilir.

Interstellar filminde şu anda yaşadığımız zamana her gün noel zamanı gibi hergün bir şey çıkıp herkes her şeye sahip olmak istiyor diyordu ve karakter cümlesini belki de şimdi o zamanlardan uzak olmak daha iyi diyordu.  İşin kötüsü dünyada olan iklim değişkliği ve küresel ekonomik krizi de düşünecek olursak bu tüketim kültürü yakında bizi İnterstellar filminde öngörülen geleceğe düşündüğümüzden yakın bir zamanda ulaştırabilir.

Sonuca gelirsek vasat Son Jedi gibi filmler maalesef kendilerini ayakta tutan kültüri ile birlikte yok olmazsa yaşamı güzel kılan ve gerçekten ilerlemeyi sağlayan yeniliklerin ve buluşların önünü kesecek.  Bu işin Türkiye kısmına girmedim. Ülkemizde sorunlar tüketim kültürünün de ötesinde at gözlüğü takıp taraftar olmayı her şeyin önünde tutan mentalite ile zaten olduğun yerde sayarsın.

Türkiye gibi ülkelerde yenilikçi şeyler çıkması sınırlıdır çünkü yenilik nedir anlayacak ve bunu sunacak insan mentalitesi ülkemizde yok. Daha çok tüketim kültürünün yarattığı vasat eserleri tüketip politik olarak doğru yaşamayı seçen bir dünyanın küçük bir parçasıyız. 

Mustafa Sarı Mustafa Sarı hakkında:

Uzun ince bir yolda içinde motor,top veya tekerlek içeren sporlarla ilgili. Politik, teknolojik işleri seven biri. Unutmadan çizgi romanlara paralel evrenden bağlı bir yazar. ''İnsanlar onları değiştirecek ve sarsacak dramatik bir sembole ihtiyaç duyar. Bu sembol hem korkutucu olmalı hem de birleştirici olmalı''





YAZARIN DİĞER YAZILARI