Mustafa Sarı Mustafa Sarı yazdı:

Siyasi Taraftarlık, Sorunlar, Çözüm ya da Hiçbiri

07 Ocak 2015 | Güncel, Politika


Siyaset ve taraftarlık normalde birbirinden uzak olması gereken iki konu ama ülkemizde siyasi taraftarlık, vazgeçilmez bir olgu. Muhalefet ya da iktidar fark etmiyor. Bu da doğal olarak şu soruyu sormama neden oluyor. Siyasi taraftarlığın siyaset üstünde etkisi nedir?

Açıkçası böyle yazıları yazmaktan hiç hoşlanmıyorum nedeni de çok basit ister istemez kendinizi bir yerde tekrar etmek zorunda kalıyorsunuz. Sorun şu ki, sosyal medya şikayet veya goygoydan geçilmiyor. Takım tutar gibi siyasete ve topluma bakan insanlardan kimse kusura bakmasında hiçbir halt olmaz ve olmayacak.

Bir de bu şikayet ve goygoy ortamında, şu andaki siyasi iklimde yaptıkları ile veya yapmadıkları şeylerin sorumluluklarını kabul etmeyen kitleler var. Türkiye de yaşayan, yaşamayan bir sürü insan farkında ki şu an muhalefet eleştirmek dışında bir şey yapmıyor. AKP’ye karşı farklı şeyler denemek yerine aynı bakış açısına milyonlarca şans verip takımım kazansında gerisi umrumda değil diyen insanlar sürekli şikayet ediyor. AKP’nin otoriterleşmesine zemin hazırlayanlar sadece AKP’ye oy verenler değil AKP’yi adam akıllı denetleyemeyen partilerdir. Ayrıca bu muhalefeti ne olursa olsun destekleyip sürekli şikayet edenlerin de katkıları da yadsınamaz.

Gel gelelim, 2013 yazında Gezi direnişi olmuş olmasa sosyal medyayı kasıp kavuran takım(parti), şikayet, goygoy üçlüsüne biraz anlam vereceğim ama maalesef anlam veremiyorum. Türkiye de yerleşmiş bir suçlama kültürü var. Nedense dünya kadar olay oluyor ama ne AKP ne muhalefet ne de toplumdaki hiçbir kesim sorumluluk kabul etmiyor. Düşünün ortada bir yolsuzluk var ama bu nasıl ortaya çıkıyor. Sadece kendi saltanatını düşünen cemaat, AKP’ye savaş açtığı için ortaya çıkıyor. Hem de dinlemeler sayesinde kamu oyu öğreniyor. Bu sırada ise muhalefet ise önce izliyor sonra eskiden iktidarın yaptığı gibi o grupla ortaklığa gidiyor. Daha da acısı o grup bile medyayı kullanarak kamu oyunu muhalefete ve aydınlarımıza göre daha iyi kullanıp harekete geçiriyor. Sırf şu cümle bile artık değişim için bir şeyler yapmamız gerektiğini ortaya koyuyor. 

Bu durumdan memnunsanız zaten sorun yok ama olayın özüne bakınca sorun tepki verip vermemek değil. Tutarlı bir şekilde doğru olanı savunmaktan geçiyor. Takım tutar gibi muhalefet yapıp sadece kendi kesimine hoş görünecek işler yapmak olan yangına biraz daha benzin dökmekten öteye gitmiyor. Türkiye de garip bir şekilde hiçbir zaman seçim kaybeden parti olmuyor ve liderlerin toplum üstünde ne olay olursa olsun sorumlulukları olmuyor. Onları destekleyen kitlelerde bu söylemlere onay veriyor sonucu ise siyaseti futbol ve tuttuğu takım olarak görenlerin yönettikleri bir ülke oluyor.

Toplumsal bakış kameradan dünyaya bakmaya benziyor, o kamera size ne gösterirse onu görüyorsunuz. Peki her şeyi baktığınız kameradan görebilir misiniz? Cevabı tabi ki hayır peki bunun için ne yapmalı? Yaşanan şeyleri reddetmek yerine empati kurmak gerekiyor. Hala yolsuzluklara bile onunkiler yemesin de bizimkiler onların yerine geçip yesin diyenler var. Siyaset bu kör güç dövüşünün arasında sıkışmış durumda ve kitleler onlara kameralardan gösterilenler dışına çıkmaya korkuyor.

Kısaca bu bakış açısı değişmedikten sonra kimse kimseden hesap soramaz. Türk toplumunun en büyük sorunu mental zayıflıklarını iyileştirmek yerine onlardan korkmasından süregelmektedir. Güce olan aşk ve idealizm den uzak bakış açısı yüzünden gezi dışında neden hiçbir sorgulama isteği olmadığını anlıyoruz. Türk aydınları da toplumu da radikal değişikliklere hazır değil hatta fazlası ile korkuyor. Aynı nakaratları tekrarlayıp kendi kesimlerini memnun etmek her zaman daha kolay oluyor. İstisnalar yine var ama çok az.

Daha yazım bitmeden dört bakanın yüce divana sevk eldilmediklerinin haberini aldık. Burada önemli olan duruma şaşırmak veya unutmamak değil. Esas becerisizlik bu durum olmadan önce iktidara kamu oyu baskısı oluşturacak bir muhalefet olmamasıydı. Bu tür bir muhalefet olmadığı içinde ’’UNUTMAMAK’’ pek bir şey ifade etmiyor çünkü bu tarz bir muhalefet olmadığından iktidar üstünde baskı olmuyor ve istediği gibi hareket ediyor.

CHP’ye Atatürk’ün partisi ve modernliği temsil ettiği için, MHP’ye sırf milliyetçiliği için AKP gibi kredi açanlarda kusura bakmasınlar ama şu an ki tabloda meclistekiler kadar payı var. HDP’ de bu işte diğer partiler gibi sorumlu ama işin aslı bu partilerin hiçbirinin çekinmediği bir toplum var. Sorumluluk kabul etmeyen tüm toplum bireyleri kendi şikayet ettikleri düzenin birer parçası ve şikayet ettikleri koşullarda pay sahibi.

Yine yazı daha bitmeden yeni bir haber geldi. Seçim barajı düşmeyecek.Toplum değişimi istemediği sürece bazı küçük ama önemli değişimler olmayacak. Sonuçta kamu oyunun bilmediği ya da umursamadığı bir şeyi toplum nasıl benimser. 

Toplum olarak meclisteki eserlerinden memnun bir toplum varsa sorun yok ama memnun değilseniz. Lütfen şikayet, taraftarlık ya da goygoy yapmayın. Gerçekten bir şey yapın, yapalım. Bu arada az daha unutuyordum. Adaleti arama şekli de en az adaletin tecelli edebilmesi kadar önemlidir. Yöntem kişilik gibidir, insanın gerçekte ne istediğini gösterir.

Mustafa Sarı Mustafa Sarı hakkında:

Uzun ince bir yolda içinde motor,top veya tekerlek içeren sporlarla ilgili. Politik, teknolojik işleri seven biri. Unutmadan çizgi romanlara paralel evrenden bağlı bir yazar. ''İnsanlar onları değiştirecek ve sarsacak dramatik bir sembole ihtiyaç duyar. Bu sembol hem korkutucu olmalı hem de birleştirici olmalı''





YAZARIN DİĞER YAZILARI