Mustafa Sarı Mustafa Sarı yazdı:

Seçim, Koltuk, Kültür: Kültürel Yönden Koltukları Anlamak

10 Kasım 2015 | Güncel, Türkiye


Hiçbir zaman tek başına şansa inanmam. Seçimler bitti ama seçim sonuçlarından çok bazı sebep-sonuç ilişkilerini irdelemenin yine vakti geldi. Türkiye de oluşmuş yeni bir iş sektörüne detaylı bakacağız. İnsanlar bu işi bu kadar kötü yapmak için para aldıklarına göre incelemesek olmaz diye düşünüyorum.

Açıkçası bu sonucu kimse beklemiyordu. Hatta genel beklenti, daha çok koalisyon olabilir ihtimali üzerine duruluyordu. Seçim sonunda baktık ki roller yeniden eskiye dönmüş. Buraya herhalde 2013 yazı(Gezi) zamanından beri yazmışımdır. Şu andaki muhalefet ile bu iş yürümeyeceğini en sert AKP karşıtı bile biliyordu.

İşte benim anlamakta zorlandığım şeyler de bundan sonra başlıyor. Seçimin sonucunu veya diğer etkenleri unutun çok daha basit nedenler bile kafayı kuma gömseniz bile hep ortada duruyor olacak. Meclise AKP dışında giren üç muhalefet partisinin başkanlarına bir bakın. En lidere yakın olabilecek Demirtaş da dahil hiçbirinde Türkiye de gezi de bizi duymuyorsunuz diye haykırıp, savaş istemeyen muhalif insanların sesini iktidara duyuracak güce hatta niteliğe sahip değil. Kılıçdaroğlu, Demirtaş veya Bahçeli, hitap, karizma vs. den dolayı insanları ikna edemiyor değiller. Bunlar da insanlara itici gelebilir ama başarısız olmalarının ana etkeni bu değil.

Bu liderimsi başkanların hiçbiri normalde köşesine çekilmesi gereken Tayyo gibi adamlara göre baskın karakter değiller. Bunu motorsporları veya bisikletten örnek vermek gerekirse iyi bir ikinci pilot veya süper domestik dışarıya iyi ve ideal bir lider gibi görünse de eğer yeterince güçlü değilse ve içgüdüleri de yeterince hızlı değilse her zaman arka planda kalır. Bu başkanların hiçbirinde o enerjiyi göremiyoruz. Hiçbiri daha kendinden emin görünmüyor ki kendi seçmeni dışında seçmenleri çekebilsin. Bir de özellikle Kılıçdaroğlu ve Bahçeli gibi başkanların, parti içi muhalefetlerini susturup biz demokratız demeleri de pek samimi değil. Özellikle CHP deki parti içi muhalefetle bugüne kadar hiçbir zaman aynı düşünmesem de bugüne kadar parti içindeki muhalefeti bitirmek için yapılanların nedeni ne olursa olsun. Daha özgür bir ülke isteyen seçmenler için hep soru işareti olacak.

Bu yazdığımdan illa bu insanların lider olması gerekiyor demek istemedim. Buradaki ince detay, bir grubu idare eden herhangi bir kişi de seven ya da sevmeyen herkesi etkileyecek enerjiyi ortaya koyması gerekir. Bunu F1 den Senna ve Schumi gibi seveni kadar sevmeyeni de çok olan iki sporcunun takımları ve seyirciler üstünde yarattığı enerjiden anlayabiliriz. Türkiye deki muhalefete de bu enerjiyi yaratacak kişiler gerek.Papağan gibi aynı şeyleri konuşan kullanma tarihi geçmiş kişiler değil. 

İkinci pilot sınıfına bile koyulmayacak insanlarla Tayyo gibi biriyle yarışmak imkansız. 13 yıldır yaşadıklarımızda bunu zaten doğruluyor. Bu başkanlar böyle bir yenilgiden sonra hala hiçbiri istifayı ağzına bile almıyor. Onları orada tutan kitleler, şu anda yaşanan her şeyin en büyük sorumlularından sadece bir tanesi. Ülkemizin muhalif kesimi de maalesef iktidar daki muhafazakarlar kadar tutucu ve inatçı. O kadar okumuş vs. insanın nasıl olupta lider sınıfına konulmayacak insanlarla ülkede gezi de ve doğru da halkın özlemle umduğu muhalefeti taşıyacağına inanmasına yıllardır anlayamadım. Son seçimden sonra olanlar ve bu seçimden sonra olanlar parti veya kişilerin değişim zamanı geldiğini gösteriyor. Sözlükte bu liderlerden birinin başlığının altında bir yorum gördüm ki kesinlikle katılıyorum. Bazı muhalif seçmen ve parti taraftarları daha kendi başkanlarının başarısızlıklarını ve politikalarını sorgulamadan diktatörle hesaplaşacağız demeleri tek başına komik duruyor. .

Şu andaki muhalefetin en büyük sorunu Soma faciası, Ankara ve Suruç katliamları ve diğer olaylarda yeterince sesleri çıkmaması gerçekten ciddi bir sorun olarak göze çarpıyor. İşin kötü yanı bu partilerin geçmişteki durumlarına da bakarsak 3 mart 2003 tezkeresi ve 2009 yerel seçimleri dışında hala gerçek anlamda bir muhalefet görmedik. 2013 yazında muhalif seçmenler Gezi de yaşananlardan sonra sesini duyurmaya çalıştı. Yerel seçimler ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde bu partiler onlara ciddi bir muhalefet olmadığı için destek veren seçmenlerin oylarına sahip çıkmadı.

Ülkemizdeki en büyük sorunlardan biri yazının başında bahsettiğim gibi yetersiz parti başkanları ile Türkiye de muhalefeti sürdürmek isteyen tutucu ve muhafazakar anlayış yüzünden AKP yıllardır tek başına hertürlü olaya karşı kendini koruyabiliyor. Bunu ülkenin neresine giderseniz gidin hissedebiliyorsunuz.

Doğru düzgün işlemeyen muhalefet yüzünden diktatörlük veya başka türlü konular konuşulabiliyor. Hatta siyaset dışında kalması gereken bir figür hala başrolde olabiliyor. Komplike düşünmeye gerek yok, eğer aynı derece de baskın ama demokratik, özgürlükçü ve ekonomik konuları gündemde tutup iktidar partisinden gerçek anlamda rol çalacak karakterler gerekiyor. 1 Kasım seçiminden önce ve 7 Haziran öncesi silik bir ses olması dışında bir şey görmedik. Türkiye de son bir yılda yaşanan olaylar başka ülkelerde olsa bakanları istifaya zorlayan, medyada ve sosyal medyada daha etkin ve etkili kullanan bir muhalefet olurdu. Türkiye’nin şu an ihtiyaç duyduğu siyasi mental anlayış bu olmak zorunda..

Şu andaki muhalefete yaptığını düşünen insanların en büyük yanılgısı kendilerini ve fikirlerinin sorgulanmaz ve yanlış olma ihtimalini hiç düşünmemelerinden oluyor. Hep suçlu başkasında oluyor ama o arada AKP istediğini yapıyor ve gündeme gelmesi gerekn hiçbir şey tek adama laf yetiştirmek odaklı kamu oyu sürüklemekten öteye gitmiyor. Doğru kişiler doğru yerlerde olmadığı sürece ciddi bir değişim olacağını sanmıyorum. Doğru kişilerin olmadığı yerde, yanlışlarını sorgulamayan anlayış ve taraftarlıktan(iktidar,muhalefet) öteye geçilmediği sürece fırsatlar ele geçse bile onu değerlendirecek nitelikte kişiler olmadığı için yine kaçacak fırsatlar olarak kalacak. .

 

Mustafa Sarı Mustafa Sarı hakkında:

Uzun ince bir yolda içinde motor,top veya tekerlek içeren sporlarla ilgili. Politik, teknolojik işleri seven biri. Unutmadan çizgi romanlara paralel evrenden bağlı bir yazar. ''İnsanlar onları değiştirecek ve sarsacak dramatik bir sembole ihtiyaç duyar. Bu sembol hem korkutucu olmalı hem de birleştirici olmalı''





YAZARIN DİĞER YAZILARI