Mustafa Sarı Mustafa Sarı yazdı:

Pasif Sessizlik: Medya

15 Aralık 2017 | Güncel, Türkiye


Ülkemiz maalesef son zamanlarda hayalet kasabadan farksız hale geldi. Ekonomik ve politik açıdan tüm propogandaların aksine güçsüz düşmüş durumda. Zamlar ve devalüsyon insanların alım gücünü çoktan diplere indirdi.Orta gelirli ve ...

Ülkemiz maalesef son zamanlarda hayalet kasabadan farksız hale geldi. Ekonomik ve politik açıdan tüm propogandaların aksine güçsüz düşmüş durumda. Zamlar ve devalüsyon insanların alım gücünü çoktan diplere indirdi.

Orta gelirli ve zaten hiç parası olmayan insanlar uzun zamandır zor durumda. Buna sokakta ne olduğunu bildiğiniz halde hayali olarak bildiğiniz ve size gerçek olarak gösterilmeye çalışılan rakamlarda pek yardımcı olmuyor. Bunların ötesinde insanlara umut sağlayacak şeylere ön ayak olması gereken ana akım özellikle haber kanalları dediğimiz medya tamamen kafasını kuma gömüp güç sahipleri ve hegemonya sahipleri ne gündem belirlemişlerse ona göre yayın yapıyorlar.

Bunu meşrulaştırmak içinde ‘’Milli’’ deyip insanların haber alma hakkını ihlal eden bu kanalları hegemonya koruyor.  Medya bölümünden 2010 yılında mezun olmadan önce hocalarımız bize iyi, kötü habercilik nasıl yapılmalı şartları nelerdir. 5N 1K gibi önemli hususları bize göstermişti. Bunları bilip şu andaki medya yapısına bakınca hangi yöntemleri kullandıklarını bildiğim merkez medyamız maalesef tüm halkın haber alma hakkını elinden alıp güç sahipleri ve hegeomnya halk ne duymak isterse veya kendileri her gün TV de çıkıp konuştuğunda belirlenen gündemi halka sunuyor.

Merkez medyamız ki bunlar en çok izlenen tv kanalları ve haber kanalları oluyor. Genelde güç sahiplerinin bakış açısı ile onlarının çıkarlarını gözetecek bir dille haberleri halka ulaştırıyor. Doğal olarak bu dilin detayda nasıl bir şey olduğunu bilmeyen kimse haberlerin ülkemizde veriliş biçimini sorgulamıyor. Genelde herhangi bir yabancı kaynaklı haber görmüyorsanız suçlu genelde halk ama işleri düzelten ve durumu kurtaran güç sahipleri olduğunu görürsünüz. Bunun tersi durumları şu zamanlarda çok yaşamamıza rağmen hiçbir medya mecrasında bir iki muhalif yayın dışında sorgulandığını göremezsiniz.

Medyamızın bu durumu milli adıyla meşrulaştırıldığı için araştırmayı düşünmeyen hiç kimse bunlar niye beş, altı kişi oturup futbol maçı gibi saatlerce yaratılan gündemi yorumluyor diye sormuyor. Bu da doğal olarak buna muhalif insanlarda dahil pasifleşip bir şey oldu mu hakkı olan hesap sorma işlevini kaybetmesine neden oluyor.

Türkiye’de son birkaç yıldır gördüğüm change.org. gibi düzeltilmesi gereken şeyler için tepki vermek veya şikayeti yerine dolaylı değil de doğrudan ulaştırmak yerine yaratılan gündemin içinde yer bulmadığı sürece işe yaramayan bir pasif çözüme ulaşma çabası doğdu. Change.org gibi işe yaramaz çabalar sadece toplumsal sessizliğin daha da artmasını sağladı. Bu sessizlik son altı ay içerisinde yolsuzluk, zamlar veya olan dış politik saçmalıklarında bile insanların tepkilerini aynı pasiflikte bazen sosyal medya bazen de change.org yoluyla dile getirmeyi seçti.

Üniversite zamanında hiç kimse medyanın bu kadar kolay bir maüpilasyon aracına döüşeceğini düşünmemişti hele bu kadar işin abartılacağını emimin bize ders veren hocalarımız bile tahmin etmemişti.  Buna örnek vermek gerekirse benzine veya içtiğiniz sodaya dahi ek vergi veya zam gelir ama merkez medyanın %95’i bunu ya güncelleme diye yayınlar veya hiç yayınlamaz. Bu sayede sizin cebinizden bir sabah daha fazla para çıkarken neden çıktığını sosyal medyadan duymadıktan sonra bilme şansınız olmaz.

Bu işin yarattığı en büyük sorun ise ülkemizdeki muhalefetin zaten kalite olarak kapasitesi belli olduğundan buna da medyanın ideal de atıf edilen dördünce denetleme kuvveti yerine güç sahipleri ve hegemonya’nın yanında olması nedeniyle güç sahipleri politik ve ekonomik anlamda halka karşı hiçbir sorumluluk taşımıyor. Miting meydanlarında laf olarak bağlılık ifade edilse de gerçekte bütçe veya harcamalar hakkında önerge verildiğinde bu halkı ilgilendirmez diye cevap alıyorsunuz. Halkın oyuyla güç sahibi olan insanlar böyle hesap vermezken bu konuda güç sahiplerinin halka karşı sorumluluğunu yerine getirmemesine yardımcı olan medyada bu işte en az güç sahipleri gibi suçludur.

Bu sorunun çözümü ise düzeltilmesi gereken her durumda halkın hakkını aramasından geçiyor. Zaten en basit şey de hakkınızı aramıza engel olunuyorsa zaten problemi çözmek için pasif tepkilere sığınamayacağınızı gösterir. Ülkemizde adalet mekanizması ve medya gibi kurumlar güç sahiplerinden yakında tamamen tek kişiye bağlı olacağı için günlük hayatınızın durumu bile sizin kontrolünüzden çıkıp hiç tanımadığınız birinin kafasına göre iş yapmasını izleyeceğiz.

Güç sahiplerine bu ülkede tek olmadıklarını kafalarına göre iş yapamayacaklarını hatırlamak şart. Bunun içinde neyse ki medya veya başka güç sahiplerine malzeme olmayacak yöntemler var. Her şey Inception filminde fikir yerleştirmek için yapılmaya çalışıldığı gibi olumsuz değil fikri olumlu bir eylemle ve herkesin sevdiği bir şekilde süslerseniz. En karşıt kişi bile sizin ne demek istediğinizi anlar, anlamaya çalışır ve mesajınızı ulaştırısınız.

Bazen her şey sadece ne demek istediğinizi doğru anlatmaktan ve dinlemekten geçer. Ülkemizin içine olduğu durumdan kurtuluşun formülü de gereksiz sesleri kapatıp doğru sese odaklanmaktan geçiyor. Zaten bu olunca öğretilen doğrulara rağmen refleksen neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlarsınız. Bu da zaten yaşadığınız tecrübe her neyse neyin nasıl olduğu zamanla yerine oturması ile olur. 

Mustafa Sarı Mustafa Sarı hakkında:

Uzun ince bir yolda içinde motor,top veya tekerlek içeren sporlarla ilgili. Politik, teknolojik işleri seven biri. Unutmadan çizgi romanlara paralel evrenden bağlı bir yazar. ''İnsanlar onları değiştirecek ve sarsacak dramatik bir sembole ihtiyaç duyar. Bu sembol hem korkutucu olmalı hem de birleştirici olmalı''





YAZARIN DİĞER YAZILARI