Mustafa Sarı Mustafa Sarı yazdı:

Özgürlük, Adalet ve Güç

20 Aralık 2013 | Güncel, Politika


Bir haksızlık her zaman haksızlıktır ama Türkiye de iseniz. Bu durum kime ve neye karşı olursa tepkiler değişiyor.

’’Devletin malı deniz yemeyen keriz’’ bu cümleyi hatırladınız mı? Acaba bu söz nereden çıkmış. Yakın tarihte yapılanlara bakınca niye bu cümlenin söylendiği açık bir şekilde önümüzde duruyor..

Türkiye; açıkçası garip bir ülke aradığınız ya da aramadığınız her şey var. 2002 de AKP’nin doğuşu ve 2001 ekonomik krizinin topluma indirdiği darbeyle birlikte ülkede çok şey değişti.

2001 deki ekonomik yıkım insanların oy kriterlerini sınırladı ve bakış açısını değiştirdi. AKP, CHP,MHP ve HDP şu anda mecliste ise bunun ana sebebi ekonomi de istikrar olsun diye düşünenlerin fazlalığındandır. Olayların diğer yönü ise özgürlükler ve insan hakları ama bu konu krizden sonra daha çok ya ben gelince yaparım ya da ben istersem veririm türü bir dayatmacı bir yapıya büründü. Geçmişte gerçek bir sol parti dışında her ideolojiden bir ya da birkaç parti iktidar oldu. Onların yarattıkları sonuç ise 2001 de bir kriz ondan önce bir sürü darbe, cinayetler, katliamlar vs. ve son olarak da AKP(aynı cinayet,katliamlar) ve seçimler yaklaşmasının dışında politikanın ne olduğunu hatırlamayan bir muhalefet oldu.

Sorunun genişlediği nokta ise iktidar sahibi olan ve olmuş tüm kesimler yanlışları düzeltmek yerine aynı hataları tekrarlaması. Atatürk, din veya kimlik üstünden siyaset yapanlar hep birbirlerini suçluyorlar ama geçmiş ve şimdi gösteriyor ki. Zihniyetler farklı gibi görünse de temeli aynı. Hiçbiri ders almıyor ve sadece devletin idaresini istiyor. Mesela şu zamanda sırf AKP iktidarı olduğu için muhalefet ediyormuş gibi görünenler var. Tek istekleri AKP düşsün ve kendi iktidarları hüküm sürsün. Özgürlükler veya insan hakları filan önemli değil tek istedikleri AKP gibi iktidar koltuğu.

Gerçek idealist bir muhalefete son 12 yıldaki tek örnek gezi eylemleridir. Gezi; geçmiş ve şu andaki tüm iktidar ve güçten başka bir şey düşünmeyen zihniyetlerden ayrı bir noktada idi. En azından son 12 yılı baz alırsak gezi kadar samimi bir muhalif bakış açısı olmamıştı. Devleti kendine bir hak gibi gören zihniyetler ise sadece devletin kaynakları ile kendi kesimlerine çıkar sağlamaktan ötesini düşünmüyorlar. Durum böyle olunca özgürlükler veya insan hakları biraz geride kalıyor çünkü tek amaç iktidar olup güç sahibi olmak.

Bu tür yaklaşımların yol açtığı şeyler şu anda kimseyi dinlemeyen ve kimseyi umursamayan AKP’ye dönüştü. Genel olarak tüm kesimler devletten bir pay almak istiyor ama bunu muhalefete de yansıtınca açıkçası işler çığırından çıkıyor çünkü yaptıkları şey oturup haksızlık veya hak ihlallerini tartışmaya açıp sonuç bulmak yerine sadece oturup gerektiğinde agresif bir strateji izleyip iktidarı almayı beklemekle geçiyor. Bu iktidar kavgasında Atatürk, din veya milliyetçiliğin arkasına sığınanlar bahaneler uydurup kendilerini ayrıcalıklı görüyorlar. Maalesef bu kesimler şunu hatırlamalı devlet herhangi bir kesime ait değil tüm ülkeye ait olmalı.

Bu tür bencil politikalar tabi buna politika denebilirse ülkeyi aynı kısır döngüde döndürüyor. Devleti kendi arkabahçesi gibi gören tüm zihniyetler ülkedeki kısır döngülerin ve başarısızlıkların sorumlularıdır.

Neden mi? Cevabı çok basit; Atatürk, din veya milliyetçilik üzerinden devleti kendi ideolojilerine ait görenler hep devleti kendi istedikleri biçimde değiştirdi ve değiştiriyor. Bu sırada özgürlükler veya insan hakları filan umursanmadan sadece ideolojiye göre devlet oluyor. Yakın tarihe bakınca bunun ne kadar kötü olduğu ortada. İktidara gelen tüm kesimler hep aynı işleri yaptı ve yapıyor. Farklı partiler de aynı zihniyet hep ayakta duruyor. Buna çanak tutan toplumda hala geçmişi ile kendini avutuyor.

Açıkça yazmak gerekirse gerçekten bir değişim ve bir umut bekleyen bir avuç insan dışında toplumda kriz sonrasında(2002-) devletin malını yeme yarışı hakim. Adaleti de dağıtanlar kendi ideolojik körlüklerinde ölmek üzere olduğu için adalet filan hikaye. Bu adalet anlayışı yüzünden belli kesimlerin adalet demesi çok samimi olmuyor. Bu kesimler bir ara kendi adlarına iyilik yapıp biz adalet veya daha özgür bir toplum istemiyoruz sadece öyle görünüyoruz deseler daha samimi olacak çünkü gerçekten bir şeyler olmasını isteyenlerin önünü tıkıyorlar.

Bütün bu zihniyetteki kesimler geçmişte ve şimdi başarısız oldular. Hiçbiri kendi yarattıkları putları yıkamadı ve arkalarına sığındıkları fikirleri bile doğru uygulayamadılar. Bu zihniyetlerin hepsinin kullanma tarihi doldu artık yerine yeni şeyler gerekiyor.

Yeni yozlaşmamış fikirler ve idealler. 

Mustafa Sarı Mustafa Sarı hakkında:

Uzun ince bir yolda içinde motor,top veya tekerlek içeren sporlarla ilgili. Politik, teknolojik işleri seven biri. Unutmadan çizgi romanlara paralel evrenden bağlı bir yazar. ''İnsanlar onları değiştirecek ve sarsacak dramatik bir sembole ihtiyaç duyar. Bu sembol hem korkutucu olmalı hem de birleştirici olmalı''





YAZARIN DİĞER YAZILARI