Mustafa Sarı Mustafa Sarı yazdı:

Muhalefetin ve Kamu Oyunun Varlığı ve Yokluğu Üzerine Bir Yazı

23 Şubat 2016 | Güncel, Türkiye


Ülkemizde sorunlar hiçbir zaman tek taraflı olmadı. Şu anda dört bir yanımızda sorun var ve bir kaç klişe konuşma dışında sesi çıkması gerekip çıkmayan kesimler var. Bu yazı onları anlamaya yöneliktir. Sesimizi duyabiliyor musunuz? Nereye kayboldunuz?

1 Kasım seçimleri sonrası herkesin merak ettiği bir soru var. Muhalefet partilerinin liderleri nereye kayboldu. Bu sorunun cevabı gerçekten bulunması gerekiyor çünkü ülkemizde her türlü olay yaşanırken bir tek meclisteki muhalefet partilerimizin sesi çıkmıyor.

Garip bir şekilde seçimden sonra daha çok motive olması gereken muhalefetimiz tam tersi sessizliğe bürünüp saçma sapan konularla ve koltuk kavgaları ile uğraşıyor. Ülke gündemi bambaşka yerdeyken insanların sesi olması gereken insanlar koltuk kavgasına tutuşmuş durumda. Durum böyle olunca siyasi ve ekonomik problemleri çözmek konusunda bir ilerleme olduğuna şaşırmamalıyız.

Açıkçası ülkenin doğusunda, güneyinde çok ciddi sorunlar var ve gerçek anlamda kimse çözüm bulmaya yanaşmıyor. Ortada olmayan bir muhalefet ve en küçük gündem değiştirmede dikkati dağılıp ne yapacağına karar veremeyen aydınların olduğu bir ülkeyiz. İktidar, bu kadar rahat şekilde saçma sapan şeylerle birlikte önemli şeyleri nasıl istiyorsa o şekilde yapıyor. Önlerinde onlara engel olacak hiçbir şey yok.

Buradan başka bir örnekle devam edeyim. Mesela en çok söz edilen klişelerden biri tüm ülkenin işe yaramaz TV programları tarafından uyutulduğunun söylenmesidir. Dizi, reality show vs. ler ülkemizdeki halkı uyuttuğu yazılıp çizilir. İşin ilginç olmayan kısmı ise diziler dışında yayınlanan bir çok program esasında yurtdışı formatlıdır. Ülkemizde en fazla takip edilen programlar yayınlanan her ülkede çok sayıda insana ulaşıyor. Buradan yola çıkarsak ülkemizde en çok izlenen progranlar başta Amerika başta olmak üzere Avrupa gibi gelişmiş ülkelerinden içinde bulunduğu bir pazarı oluşturuyor

Bu durumda sormadan edemeyeceğim başka ülkelerin fakiri ya da aydınları uyutulamıyor ama nedense ülkemizdeki aydın olması gereken kesimlerin hepsi bir kaç TV programı veya başka şeylerle gündemden uzaklaşabiliyor ve manipüle edilebiliyor Ülkemizde sosyal ve siyasi ilerlemeyi sağlayacak insanlar maalesef siesta yapıp ilerlemeye çalışmak yerine taraftarlara dönüşüyor. 

Okur yazar kesimimizin halk ayağı gözlemlediğim kadarıyla halka ulaşıp ülkedeki barış ortamını isteyen akademik ünlülere göre ve meclisteki siyasi muhalefete göre daha bilinçli görünüyor. Bunu sosyal medyada ve sokakta gördüğünüz şeylerle az çok anlayabiliyorsunuz. Bisiklet sayesinde sırf şehir içine endeksli olmadığımız için köy, kasaba her yerde bir şeyler görme şansımız oluyor. Ülkemizdeki aydın olması gerekenler ve muhalefetin kendi işlerini yapmaması sorunların çözülmesine engel oluyor ve iktidarın kafasına göre denetlenmeden ülke kaynaklarını kullanmasının önünü açıyor.

Muhalefetimiz ve aydınlarımızın hali maalesef işler acısı, ironi yapmak gerekirse 2013 yılında 20-40 yaş arası okuyan ya da okumuş gençlerin çıkardığı sesi, onlardan çok daha donanımlı olması gerekenler çıkartamıyor. Hem de daha fazla imkana sahip olmalarına rağmen. Bisiklet sayesinde toplumun tanıdığı tv de yarış yorumlarken seslerini duyduğum iki muhteşem insanla tanıştım. Onlarla bir gün bisikletçi de sohbet ederken o istisnai insanların spor veya başka şeylerle uğraştıkları halde insanlara ulaşmak konusunda üstte bahsettiğim kötü örneklerden daha başarılı olduğunu gördüm. Hem de işleri bu olmamasına rağmen.

Bu yüzden ülkemizde siyasetin tek yönlü olmaması için gerçekten insanlara ulaşabilecek ve sesini çıkarmaya korkmadan çift yönlü düşünecek insanlara ihtiyacımız var. Bu tür fikirlerin ve insanların mecliste yer alması lazım. Milletvekili maaşı ve taraftarlarıyla siesta uykusunu çekenler değil.  

Mustafa Sarı Mustafa Sarı hakkında:

Uzun ince bir yolda içinde motor,top veya tekerlek içeren sporlarla ilgili. Politik, teknolojik işleri seven biri. Unutmadan çizgi romanlara paralel evrenden bağlı bir yazar. ''İnsanlar onları değiştirecek ve sarsacak dramatik bir sembole ihtiyaç duyar. Bu sembol hem korkutucu olmalı hem de birleştirici olmalı''





YAZARIN DİĞER YAZILARI