Mustafa Sarı Mustafa Sarı yazdı:

Le Vuelta 2017: İki Sporcu ve İki Takım'ın Hikayesi

29 Eylül 2017 | Spor, Bisiklet


Bu sene La Vuelta hem heyecanlı hem de çok duygusal geçti. Yarışta tüm yarışlarda kendini gösteren Quickstep Floors'dan, Tour-Vuelta dublesini yapan Chris Froome'a veya bu yarış sonunda emekli olan Alberto Contador sayesinde yarış farklı bir havaya büründü.

Bu sene Giro dışında Tour ve Vuelta, Sky sayesinde biraz sönük geçti. Bu iki yarışta rakipleri Froome’a yakın olsa da daha iyi domestiklere sahip olan Froome CV’sine Tour ve Vuelta dublesini eklemiş oldu. Yazının girişini böyle açmış olsam da tüm yazının konusu bu olmayacak.

Ayrıca La Vuelta 2017 sonunda üç büyük turu kazanmış nadir bisikletçilerden olan Alberto Contador’un son yarışı olmuş olmasıydı. Açıkçası ilk izlediğimden beri panache’larını çok severim. Ayakta ve atak tırmanışlar yapmasını her zaman sevmişimdir. Ama Contador hiçbir zaman favori bisikletçim olmadı. Buna 2010 yılında Andy Schleck zincir problemi yaşarken yaptığı atağı çok itici bulmuştum. Buna 2012’de doping testi pozitif çıkması da eklenince sürüş stilini sevsem de diğer yönlerden pek iyi bulmadığım bir sporcu olmuştur.

Bunlara rağmen doping cezası olarak elinden alınan Giro 2011’de Pauolo Tirolongo’ya verdiği etap veya 2010’da Andy Schleck ile Galibier’i birlikte tırmanıp etabı ona vermesi ise Contador konusunda sevdiğim detaylar olmuştur. Contador, bu sene Trek takımıyla Fransa turunu kazanıp öyle emekli olmayı hedeflemişti ama hem Criterium de Dauphine de hem de Tour’da o kadar kötüydü ki. Ben izlerken, tahmin ediyorum o da tırmanırken emeklilik daha iyi zamanda gelemez diye düşünüyordu.  Bu iki önemli yarışta bir şey yapamadığı için Vuelta’da Sarper abi’nin deyimi ile şan, şeref için bir etap alıp öyle emekli olur diye düşünüyordum. İşin gerçeği bu da tam olarak gerçekleşti. Mitleştirmeden belirtmem gerekir ki. Contador 3.Etapta 3.00 dk. fark yedikten sonra deyim yerindeyse anka kuşu gibi yeniden doğup son bir kere kanatlarını çırptı.

O etap sonrası Contador, her etap atak yapıp etap almak için mücadele etti. Bazen önünde Superman Lopez’i bulurken bazen başka takım sporcularını buldu. Ta ki Angliru etabına kadar o etapta Superman’i bile döküp Team Sky ikilisine(Froome-Poels) karşı son 5 km’de varı yoğu ne varsa koydu. Etabı kazanıp emekliliğe böyle özel bir etabı böyle özel bir atakla kazandığı için eminim dönmeyi düşünmeyecektir çünkü peri masalı olsa hatta 2017 Vuelta’yı alsa bile onun yarış stiline bu kadar güzel nokta koymuş olamazdı.

Contador fanı olmayan ama yarışma tarzını seven biri olarak onun için daha güzel bir emeklilik düşünemezdim. Buna şahit olduğuma çok seviniyorum.

Bu Vuelta’da yaşanan başka bir peri masalı da Chris Froome’un neredeyse 40 yıl sonra bu takvim şeklinde Tour-Vuelta dublesi yapmasıydı. Froome’un bisiklet üstündeki duruşunu kimse beğenmese de yarışırken takımı veya kendi olsun Prost-Schumi ve Lauda stili yarıştığını görebiliriz. İnişlerini geliştiren Froome, bu sene zamana karşı da Doumulin’den ziyade daha Contador seviyesine düşmüş durumda idi. Ama hem Tour’da hem Vuelta’da bazı etaplarda zaman kaybedip zorlanmasına rağmen galibiyete ulaştı.

Vuelta’da Nibali, Keldermann ve Zakarin üçlüsü ne kadar uğraşırsa uğraşsın, Team Sky’ın takım çalışmasını yenemedi. Fransa turunda kendisinden şüphelensem de Froome İspanya turunda ne kadar kırılgan olabileceğini gösterdi. Açıkçası zamana karşılar olmasına rağmen eskisi kadar domine edememesi de bir iki yıl içinde Contador gibi büyük turları almakta zorlanacağını görebiliiriz.

Doumulin, Zakarin veya Kelderman gibi sporcuların yükselişi Froome dönemini sonlandırabilir. Dünya bireysel zamana karşı şampiyonasında gördüğümüz gibi hala iyi olsa da artık en iyilerden biri değil Froome. Bazı konularda artık en iyi olmasa da her şeyi takımı ile çok iyi harmanladığı için bu başarıyı sonuna kadar haketti. Bence Chris Froome artık Giro’yu da kazanmayı hedeflemeli. Nibali’ye bakıp Giro’yu kesin kazanırım diye düşünmemeli. Nedeni olarak artık iki numaralı domestiklerinde çok iyi olması ve İtalya turunun yapısından dolayı Team Sky’ın hala kontrol edemediği yarışlardan biri olduğunu gösterebiliriz. İtalya turunda diğer takımların daha agresif ve risk alarak yarıştığını da düşünürsek en iyi zamanını geçirmeden Froome’un Giro’yu alması kendi CV’si için daha hoş olacaktır.

Team Sky’ı ve Froome’a karşı ne düşünürsem düşüneyim. İleride doping mevzısı olmadığı sürece bu büyük başarıyı taktir etmek şart çünkü Froome’un her başarısında olduğu gibi en iyi takım kartlarını doğru oynadığı için bu başarıyı kazandı.

Takım demişken bu sezona damgasını vuran Quickstep Floors’dan bahsetmeden yazıyı bitiremem. Ronde, Amstel, haftalık yarışlarda kazanılan etaplar ve üç tbüyük turda kazanılan 16 etap neresinden bakarsanız bakın etkileyici. Üç turu da üç sprinteri Gaviria, Kittel ve Trentin ile domine ettiler. Ve tırmanış, iniş, sprint veya rüzgarlı etaplar olsun(İtalya ve İspanya) hep kazandılar.

Hala inanamıyorum ki bu muhteşem takım az daha kapanıyordu. Quickstep açıkçası yarışma stili olarak en sevdiğim takım paveler, Ardenler veya büyük turlar olsun tek düşündükleri şey kazanmak. Takımdan bu sene sonunda ayrılacak Dan Martin’in bir röportajında dediği gibi takımın tek düşüncesi bir yolunu bulup kazanmak ve asla ikinciliğe sevinmeyen bir takım.

Quickstep Floors'da peletonu çeken Vermote veya Trentin’den yıldızları Gaviria, Jungels veya Gilbert gibi sporcuların iyi bir harmoni tutturdyğunda sadece başarı anlamında Froome ve Kwiato’nun Team Sky ile yaptıklarını başka bir anlamda geçebilmesi kesinlikle etkileyici. Seneye hayatta kalmak için kan kaybetse de umarım yine ikincilğe razı olmadan yarışırlar. Peleton bazen TV’den bile sıkıcı görünse de Quickstep Floors gibi takımların varlığı her yarış her etap fırtına’nın kopabileceğini gösteriyor.

Sonuca gelirsek bu Vuelta’da iki önemli sporcu ve iki takımın muhteşem işler yapmasını kutladık. Bu sene bu özel durumu takvimin yıldızı Fransa turu değil de İspanya Turunda olması bence daha güzel oldu. Bazen üçüncü kardeş olmak kötü bir durum olmuyor Vuelta 2017’nin gösterdiği gibi.

 

Mustafa Sarı Mustafa Sarı hakkında:

Uzun ince bir yolda içinde motor,top veya tekerlek içeren sporlarla ilgili. Politik, teknolojik işleri seven biri. Unutmadan çizgi romanlara paralel evrenden bağlı bir yazar. ''İnsanlar onları değiştirecek ve sarsacak dramatik bir sembole ihtiyaç duyar. Bu sembol hem korkutucu olmalı hem de birleştirici olmalı''





YAZARIN DİĞER YAZILARI