Mustafa Sarı Mustafa Sarı yazdı:

Le Mans 24 Saat 2017: Beklentiler

24 Mayıs 2017 | Spor, Diğer


Bu sene Le Mans 24 saat, WEC ve IMSA'ya bakarsak çok heyecanlı olacak gibi görünüyor. Özellikle LMP1 ,LMP2 ve GT-Pro sınıfında heyecan son dakikaya kadar taşınabilir. Bakalım Le Mans 24 saat bu sene bize ne süprizler hazırladı.

Bu sene Le Mans 24 saat, genel klasmanda sadece iki takım kalmasına karşın çok heyecanlı görünüyor. Bunun sebebi yıllar sonra ilk defa Toyota’nin LMP1 klasmanı için 9. Numaralı üçüncü aracıyla Le Mans galibiyet mücadelesine ek destek olması işleri biraz daha karıştıracak.

LMP1

LMP1-H klasmanında Toyota ve Porsche arasında çok yakın bir mücadele var. Toyota, Silverstone ve Spa daki yarışları kazanmış olmasına rağmen bence Le Mans için Porsche biraz daha iyi görünüyor. Böyle düşünmemin sebebi Porsche’nin Spa ve Silverstone’da düşük yere basma konfigurasyonu ile yarışırken Toyota daha çok şampiyonayı düşünüp yüksek yere basma konfigurasyonu ile yarıştı. Bu sene WEC ve FIA LMP1 sınıfında sadece iki aero paket kullanmına izin veriyor sezon içinde. Toyota, yüksek yere basma avantajına rağmen Silverstone’da ucu ucuna kazandı. Spa da ise Porsche yine kazanma potasında idi ama Toyota iyi yarış temposu ile yarışı kazanmayı bildi.

ByKolles takımı sezon başında Robert Kubica’yı pistlere döndüren takım olabilirdi ama Kubica da herkesin gördüğünü görüp yarış bitirmekte zorlanan ve yeni nesil LMP2’lerden daha yavaş bir LMP1 aracında yarışmak istemedi. Le Mans’ta yarışı bitirip bir kaç LMP2 aracı ile GT-PRO’ların önünde kalırlarsa bence şanslı sayılırlar.

LMP1-H sınıfında pilotlara baktığımızda Toyota da bu sene Le Mans için katılan üç kez WTCC şampiyonu Jose Maria Lopez dikkat çekiyor. Porsche de ise LMP1 sınıfının en iyi pilotu kabul edilen Andre Loterer’i görüyoruz. Toyota da 7,8,9 numaralı araçlar ile Le Mansta boy gösterecek. Özellikle Silverstone ve Spa da kendi kendini bitiren 9 numaralı(geri dönen N.Lappierre, Lopez ve S.Kunimoto)nun neler yapacağı merak konusu. Spa da 9 numarada yarışan S.Sarazan, 7 numaralı araca transfer oldu. 7 numaralı araçta ise M.Conway ve K.Koboyashi ile takım arkadaşı olacak. 8 Numaralı araçta ise bir değişiklik yok. Formula E de fırtına gibi esen S.Buemi’nin yanında A.Davidson ve K.Nakajima yer alacak.

Porsche de ise 1 numaralı araçta 2015 Le Mans 24 saat galibi N.Tandy’nin yanında N.Jani ve A.Loterrer gibi çok hızlı bir sürücü ekibi bulunuyor. 2 numaralı araçta ise B.Hartley, T.Bernarth ve yine 2015 Le Mans galibi E.Bamber var. Anlaşılacağı üzere Porsche sadece iki araçla yarışıyor ama pilotlar bakımından belki de 8 numaralı Toyota dışında en sağlam sürücü üçlemelerine sahipler. Bunun önemini Silverstone’da ve Spa’da kanıtladılar.

Spa ve Silverstone’a bakarak Le Mans 24 saatinde LMP1-H sınıfı içinde çok yakın geçeceğini ön görmek mümkün. Yeter ki geçen sene Toyota’nın yaşadığı son 3.5 dakika felaketini hiçbir takım yaşamasın.

LMP2

LMP2 sınıfında ise bambaşka bir heyecan söz konusu ama WEC bakımından şampiyona da sadece Oreca şasilerinin ön planda olması üzücü. Özellikle IMSA da Ligier, Nissan, Mazda veya Cadillac(Dpi) gibi şasilerinin kullanılınca WEC de tek şasiye bu kadar rahbet olması çeşitliliği azaltması yönünden üzücü oldu.

Bunun dışında 2017 LMP2’ler hem biraz daha güçlendi hem de yere basma kuvvetlerinde biraz artış oldu. Ama WEC ve IMSA da gördük ki  uluslararası(FIA,ASO)  LMP2 araçları, DPİ ve LPM1-H lere göre buna rağmen çok yavaşlar. Sebring 12 saate ve Daytona 24 saatte yarışan Rebellion takımı hız bakımından Mazda ve Nissan Dpi’lardan hızlıydı ama Cadiillacların yanına dahi yaklaşamadı. Sebring de polü aldı ama yarış içinde çok gerilere düştü.

WEC de ise DC Jackie Chan Racing, G-Drive ve Rebellion arasında çekişme vardı.  Silverstone da 38 numarası ile DC Jackie Chan Racing kazanırken, Spa da ise 26 numaralı G-Drive Racing LMP2 klasmanını kazandı. Geçen sene iyi görünen Manor Racing pek ortalarda gözükmez iken Signatech Alpine da daha çok orta sıralarda kendine yol ararken genelde başta saydığım üç takım galibiyet mücadelesi verdi.

GT-PRO

GT-Pro klasmanı için dünyanın iki önemli kıtasına bakmak gerekiyor. Amerika'da Daytona 24 saatte ve WEC Siverstone da Ford GT Chip Ganassi takımı zafer kazanırken, Sebring, Long Beach ve COTA da zafer Corvette’in oldu. WEC Spa da ise zafer AF Corse Ferrarilerinin oldu.

Le Mans 24 saat için GT-Pro sınıfında tahmin yapmak LMP1-H sınıfına göre oldukça zor. Amerika’daki yarışlara bakarsak Corvette 3 ve 4 numaralı araçları ile favori olarak geliyor diyebilirdik. Ama Ford ve Ferrarilerin Avrupa ve Amerika’daki hızlarına bakınca Le Mans’ın Corvettelere Ford ve Ferrarilere göre daha az uyacağını bile düşünebiliriz. WEC’de Silverstone’u 67 numaralı Ford rahat kazanmış olsa da Spa da 71 ve 51 numaralı AF Corse Ferrari 488 GTE’lerinden neredeyse 1 tur geride bitirmiş olmaları Le Mans açısından iyi bir işaret değil.

Porsche ise bu sezona hem IMSA da hem de WEC de yarışmak için ortadan motorlu iki 911 RSR ile iki şampiyonada da mücadele ediyor. Ama IMSA da 911-912, WEC de 91-92 numaralı araçlar hala galibiyet alamadı. WEC de Silverstone da podyuma çıktıysalarda Spa da Ferrari ve Fordlardan çok yavaş kaldılar. Seneye Ferarri’den transfer ettikleri yıldız pilot Gimmi Bruni ile belki 2018 ve IMSA da bir şeeyler olabilir.

Aston Martin Racing ise geçen sene WEC de pilotlar şampiyonu olmasına rağmen artık güncellemesi gereken V8 Vantage GTE’leri ile Ferrari, Ford ve Porsche’ye göre hız konusunda sıkıntı yaşıyorlar. İşin kötüsü Le Mans’ta buna Corvette’in eklenmesi de durumlarına pek yardımcı olmayacak.

Bruni’den bahsermişken Blancpain GT pro klasmanından tanıdığımız A. Pier Guidi artık 51 numaralı AF Corse Ferrarisinde James Calado ile yarışıyor. Yine Blancpain GT serisinde Audi R8 LMS ultralarla çok iyi iş çıkaran Lorans Vanthoor ise artık IMSA da Porsche adına yarışıyor.

Benim bu yarıştaki kara atım ise Amerika’da son iki yarış yarış dışı kalsa da özel takım olarak fabrika Corvette, Porsche ve Fordlara kök söktüren Risi Competizione takımı. Risi Ferrari takımı'nın Le Mans karnesi de çok iyi geçen sene döndükleri yılda AF Corseler yarış dışı kalırken Ford’lar tüm yarış boyunca Risi ile hem pistte hem de pist dışında uğraşmak zorunda kaldı. Risi’nin sürücü kadrosunda eski Renault pilotu G.Fisichella, bu sene Bathurst 12 saati kazanan Toni Vilander ve Risi’ile büyük deneyimi olan Pierre Kaffer olacak.

GT-AM

GT-AM sınıfı içinde yine hem WEC hem de IMSA’ya bakmamız gerekecek.  WEC de Aston Martin Racing’in daha çok Pro gibi olan AM aracı Spa’yı domine ederken, Silverstone’da Spirit of Race Ferrari'si ile çarpışıp 61 numaralı Clearwater Racing Ferrari’sine galibiyeti bıraktı. WEC’de bu sene Dempsey Proton takımı bu sene iki defa podyuma çıkmasına rağmen Aston ve Ferrarilerin hızından uzak bir Le Mans’a hazırlık bekliyor. WEC açısından bakarsak Aston Martin AM takımı, Spirit of Race, Clearwater ve Dempsey Proton ilk iki yarışa bakarsak baş süpheliler gibi duruyor.

Ayrıca Corvette C7 leri ile yıllardır süpriz işler yapan Labre Competition’ı da unutmamak gerek. Amerika tarafında ise GT3’lerin kullanıldığı GTD sınıfında geçen yılın şampiyonu Scuderia Corsa takımı Daytona da lider giderken yarış dışı kalmalarına rağmen en büyük rakipleri Riley Motorsport’un Sebring, Long Beach ve COTA'da arkasında ikinci oldu. Riley takımı Le Mans’ta olmadığı için GT-AM sınıfı içinde geçen yılın Le Mans 24 saat GT-AM şampiyonu olmaları ile az çok favori sayılırlar.

Bu sene her sene olduğu gibi GT-AM sınıfı her sene olduğu gibi ucu açık görünüyor. Geçtiğimiz senenin şampiyonları ile WEC’de çok iyi işler yapan takımlar arasında yakın bir mücadele bekliyorum.

Bu sene Le Mans 24 saat, her sınıfta incelediğim gibi zorlu ama çok mücadeleci geçecek. Özellikle en heyecanlı mücadelelerin LMP1-H, LMP2 ve GT-Pro da olmasını bekliyorum. GT-AM de daha çok taktik savaşı bekliyorum.  Bakalım bu sene La Sarthe bizlere ne süprizler hazırlamış.

 

Mustafa Sarı Mustafa Sarı hakkında:

Uzun ince bir yolda içinde motor,top veya tekerlek içeren sporlarla ilgili. Politik, teknolojik işleri seven biri. Unutmadan çizgi romanlara paralel evrenden bağlı bir yazar. ''İnsanlar onları değiştirecek ve sarsacak dramatik bir sembole ihtiyaç duyar. Bu sembol hem korkutucu olmalı hem de birleştirici olmalı''





YAZARIN DİĞER YAZILARI