Onurcan Enginsu Onurcan Enginsu yazdı:

İBB'nin Burs Oyunu (ya da Öğrenci Bursu = Oy Kapısı)

09 Ocak 2009 | Politika, Hukuk


Medyada neredeyse hiç yer bulmaması sebebiyle çoğu insanın bilmediği bir olay: İstanbul Büyükşehir Belediyesi 2008-2009 öğretim yılı için üniversite öğrencilerine vereceği bursları ödememe kararı aldı.

Medyada neredeyse hiç yer bulmaması sebebiyle çoğu insanın bilmediği bir olay: İstanbul Büyükşehir Belediyesi 2008-2009 öğretim yılı için üniversite öğrencilerine vereceği bursları ödememe kararı aldı. Bunun nedeni olarak da CHP'nin başvurusu üzerine Anayasa Mahkemesi'nin aldığı kararı gösterdi. İBB'nin internet sitesinde yayımlanan 27.12.2008 tarihli açıklamaya göre, Anayasa Mahkemesi'nin verdiği karar, belediyelerin burs verme yetkilerini ellerinden aldığı için, İBB'nin vereceği burs da yasal dayanaktan yoksul kaldı. Fakat İBB'nin bu açıklaması, herhangi bir tüzel ya da gerçek kişiden burs almayan, amiyane tabirle baba parasıyla okuyan bana tatmin edici gelmedi. Bu nedenle bursların ödenmemesinin sebebini bir de kendi kendime araştırmayı uygun gördüm.

Araştırmamı ve kendimce vardığım sonucu aktarmadan önce, işin kanuni ve hukuki boyutunu anlatmak yazımın anlaşılması açısından yararlı olacaktır. Belediyelerin üniversite öğrencilerine burs vermesini olanaklı kılan kanun, 5102 sayılı “Yükseköğrenim Öğrencilerine Burs, Kredi Verilmesine İlişkin Kanun”. Bu kanunun burs veremeyecek kurumları belirten ikinci maddesinde geçen “belediyeler hariç” ibaresi, CHP'nin itirazı ile, iptal edilmesi istemiyle Anayasa Mahkemesi önüne getirildi. Anayasa Mahkemesi de bu ibareyi anayasaya aykırı bularak iptal etti fakat gerekçeli karar daha yazılmadı, dolayısıyla yayımlanmadı. Gerekçeli karar, mahkemenin verdiği kararın nedenlerini açıklayan ve mahkeme kararına uygulanabilirlik kazandıran bir belgedir ve bu uygulanabilirliği kazandırabilmesi için Resmi Gazete'de yayımlanması gerekir. Başka bir deyişle Anayasa Mahkemesi bir kanun maddesini iptal ettiğinde, gerekçeli karar yazılıp Resmi Gazete'de yayımlanana kadar, dava konusu kanun maddesi yürürlükte kalır, geçerli bir kanun maddesi olarak uygulanır.

Gerekçeli karar denen kavramın konumuzdaki önemi şu: Anayasa Mahkemesi belediyelere burs verme yetkisi tanıyan kanun maddesini iptal etti fakat iptal hakkındaki gerekçeli karar hala yazılmadı ve Resmi Gazete'de yayımlanmadı. Öteki söyleyişle ilgili kanun hala yürürlükte, belediyelerin burs verme yetkisi hala mevcut. (isteyen mevzuat.adalet.gov.tr adresinden 5102 sayılı kanunu bulup bahsedilen ibarenin hala kanun metninde mevcut olduğunu görebilir)

Fakat İBB'nin elinde olan bir yetkiyi, açıkça kanuna aykırı bir şekilde, 50000 bursiyer aleyhine kullanmaktan imtina etmesi bana mantıklı gelmedi. Bu yüzden bilgi edinme hakkımı kullanarak birkaç telefon görüşmesi yapıp işin iç yüzünü daha iyi öğrenmek gereği hissettim. Aşağıda sırayla aradığım kurumları ve görüşmelerimde aldığım cevapları yorumsuz olarak yazacağım, bu sayede siz okuyucular da benim görüşlerime bağlı olmadan kendi sonucunuza varabilirsiniz.

İBB Sosyal Hizmetler Müdürlüğü:
Kendilerine bursların iptali hakkında bilgi almak istediğimi söyledim, bana internet sitesindeki açıklamanın bir özetini yaparak bildiklerinin bundan ibaret olduğunu söylediler. Daha fazla bilgi almak istediğimi söyledim, kendilerine de bu kadarının söylendiğini, bursların iptalinin gerekçesini ancak Başkanlık'ın bilebileceğini söylediler. Yapılan açıklamada bursların iptalinin, hukuk danışmanlarının görüşü doğrultusunda alınan bir karar olduğunun anlaşıldığını söyleyip, konunun hukuki boyutunu nereden öğrenebileceğimi sordum, beni İBB Hukuk Müşavirliği'ne yönlendirdiler.

İBB Hukuk Müşavirliği:
Aslında en uzun konuşmam buydu zira görüştüğüm görevli ile hukuki bir tartışmaya girdik. İlk olarak bursların iptalinin hukuki nedeninin ne olduğunu sordum, Anayasa Mahkemesi'nin verdiği karar nedeniyle burs verme yetkisinin İBB'nin elinden alındığını belirttiler. Ben gerekçeli kararın daha yazılmadığını, bu yüzden kanunun hala geçerli olduğunu, bu nedenle de İBB'nin hala burs verme yetkisinin olduğunu iddia edip, İBB'nin bursları hak edenlere vermemesinin kanuna aykırı olduğunu savundum. Müşavirlikteki görevli ise gerekçeli kararın yazılmadığını ve kanunun daha iptal edilmemiş olduğunu kabul etmekle beraber, Anayasa Mahkemesi'nin bir yürürlüğü durdurma kararı verdiğini, bu nedenle ilgili kanun maddesinin uygulanamadığını iddia etti. Bunların ardından da bu şartlar altında öğrencilere ödeme yapılması halinde kendilerine zimmet suçu işledikleri gerekçesiyle dava açılacağını ekledi. ( zimmet suçu için bkz. TCK 247)

Not: Yürürlüğü durdurma kararı, iptal kararından farklı olup, ilgili kanun maddesinin ortadan kalkması sonucunu doğurmaz, sadece kanun maddesinin uygulanmasını bir süreliğine dondurur.

Anayasa Mahkemesi Kararlar Dairesi:
Hukuk Müşavirliği'nden aldığım, ilgili kanun maddesi hakkında yürürlüğü durdurma kararı olduğu bilgisini doğrulatabilmek amacıyla Kararlar Dairesi ile görüştüm ve ilk olarak onlara iptal hakkındaki gerekçeli kararın yazılıp yazılmadığını sordum, gerekçeli kararın yazılmadığı ve yazılmasının yoğunluk nedeniyle aylar alacağı cevabını aldım (bu Anayasa Mahkemesi için normal bir durumdur, çok büyük aciliyeti olan davalarınkiler dışında kalan gerekçeli kararlar aylar sonra ancak yazılabilmektedir). Ardından aynı kanun maddesi hakkında herhangi bir yürürlüğü durdurma kararı olup olmadığını sordum, bu konuda da olumsuz cevap aldım, yürürlüğü durdurma kararı yoktu.

Bu telefon konuşmalarından çıkardığım sonuç şu: aslında İBB'nin bursları ödememesi için herhangi bir hukuki neden yok. Gerekçeli karar yazılmamış durumda ve Hukuk Müşavirliği de bunun farkında, eğer biraz üstlerine giderseniz bunu kabul edip, yürürlüğü durdurma kararı verilmiş olduğunu söylüyorlar fakat bu iddia da kararlar konusundaki en yetkili kurum tarafından yalanlanıyor. İşin özeti, Hukuk Müşavirliği sıkışınca yalan söylüyor. Öğrenci burslarıyla yakından ilgili ve yetkili kurum olan Sosyal Hizmetler Müdürlüğü konuya hakim değil, yukarıdan gelen emirle hareket ediyor, işin aslını onlar da bilmiyor. Peki sonra ne oluyor?

İlk olarak Milli Eğitim Bakanı, kanunun iptalini isteyen CHP için “CHP tarihte hayırlı hiç bir iş yapmamıştır” anlamında (söylediklerinin gerçek metnini şu anda bulamadım, konuşmasının orijinal hali de buna çok yakındı) sözler sarfediyor.

Başbakan partisinin Ankara'daki toplantısında (ki bu toplantıda Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı'nın açıklanacağı bekleniyordu, yani dikkatler bu toplantıdaydı) kürsüden “CHP öğrencinin parasına göz dikti” diyor.

İBB Başkanı burs isteklerini seslendirmek için yürüyen öğrencilere “itirazı olan CHP'nin kapısına gitsin” diyor.

Öğrenciler de bu durumda ne yazık ki kime itiraz edeceklerini bilmiyorlar. Konuyla alakalı herkesin kapısına gidiyorlar ya da üniversitelerde dağıtılan bildirilerde herkese hışımla saldırıyorlar. Ya da daha da beteri, bir internet sitesinin haberler bölümünde bu konudaki haberlerin altına CHP, AKP ya da Anayasa Mahkemesi'ni yeren, karşısındakini yücelten yorumlar yazıyorlar, siyasi taraftarlık yapıyorlar.

Açıkça söylemek gerekirse öğrencinin burslarını vermeyen AKP'li belediye başkanı kadar, CHP'nin de suçu var konuda, hukuka aykırılık olduğunu ya da en azından durumun iddia edildiği gibi olmadığını dile getirmiyorlar, öğrencinin hakkı olan bursu alması için bir girişimde bulunmuyorlar (gerçi genel merkezlerinin dediğine göre bir öneri ile Meclis'e geleceklermiş yakın tarihte). Fakat öğrenci de en az bu iki siyasi parti kadar suçlu. Çünkü hakkını istemeyi bilmiyor, kime itiraz edeceğini bilmiyor, üstelik elinde bu bilgilere ulaşabilecek bir çok yol yordam varken. Siyasi taraftarlık yapmaktan ne yazık ki kendi hakkının yendiğini göremiyor öğrenci, görse bile kendi siyasi görüşüne uymadıkça hakkını istemeyi beceremiyor. Hatta daha da acısı, başka bir şehirde okuyan bir arkadaşına bile telefon açamıyor. Nasıl mı?

Şöyle: AKP'li Bursa Büyükşehir Belediyesi Eğitim Şube Müdürlüğü, üniversite öğrencilerine ödenecek bursların Ocak ayından itibaren ödenmesine kesinlikle başlanacağını söylüyor (gerçi AKP'nin Bursa adayı hala belli değil, belki de seçim rüzgarları nedeniyle Bursa'daki öğrencilerin bursları da sonradan sonraya güme gidecek). Eğer bursu elinden alınan, aylık 100 lirayı önemli bulan öğrenci Bursa'da okuyan, kendi kadar burs almayı isteyen ve burs alma hakkı kazanmış olan bir arkadaşını arasaydı, İstanbul'da kirli oyunların kendi üzerinden oynandığını görürdü. Tabii bunun için ilk önce kirli oyunların piyonu olmaya “dünden razı” olmamak lazım.

Genç ve aktif nüfus olan öğrencilerin kısır siyasi çatışmalardan önce kendi haklarını ve hayatlarını düşünmeleri dileğiyle... 

Not: Bursa'da öğrencilerin bursu bugüne kadar güme gitmedi fakat şu anki Belediye Başkanı güme gitti, önümüzdeki seçimlerde aday gösterilmedi.

Onurcan Enginsu Onurcan Enginsu hakkında:

Yazar hakkında ilave bilgi bulunmamaktadır.