Mustafa Sarı Mustafa Sarı yazdı:

Gran Fondo Stelvio Santini 2018: Bir Pes Etmeme Hikayesi

08 Haziran 2018 | Güncel, Bisiklet


Biliyorum klişe bir kitap başlangıcı gibi olacak ama bu yazının sonunda mutlu bir son yok. Bu yazı daha Gran Fondo Stelvio 2018’e katılmaya karar verip, Bergamo’ya ayak bastığımdan andan itibaren hep bir vazgeçmeme hikayesine dönü...

Biliyorum klişe bir kitap başlangıcı gibi olacak ama bu yazının sonunda mutlu bir son yok. Bu yazı daha Gran Fondo Stelvio 2018’e katılmaya karar verip, Bergamo’ya ayak bastığımdan andan itibaren hep bir vazgeçmeme hikayesine dönüştü. Bu durum Bergamo’dan Bormio’ya ulaşana kadar ve yarış içinde yaşadığım sorunlarda dahil değişmedi.

30 Haziran 2018 günü Bergamo’ya indiğimde önceki gün yediğim bir şeyden zehirlenmiş olarak bir hastane de 3 saat gözlem altında geçirdim. Açıkçası o gün bana evini açan sevgili arkadaşım Gökhan Kutluer ve yardımcı olan yine sevgili arkadaşım Agit Salman’a ne kadar teşekkür etsem azdır. Açıkçası hastanedeyken aklımdan ilk geçen şey ertesi günkü duruma göre Bormio’ya ulaşma şansımın ne olacağıydı. Bergamo-Bormio arası araç kiralamıyorsanız Tren ve otobüs aktarması ile tek kişi, bir büyük valiz ve bir bisikletle yapılması imkansız bir yolculuktu. Bu yüzden dolayı Cuma gününe kadar arkadaşım Gökhan’ın evinde kalıp Agit ile olabilecek tüm ihtimaller üzerine uğraştık. Açıkçası o iki günde pek umudum yoktu ve özellikle Perşembe akşamı İstanbul’a dönmek daha iyi bir ihtimal olarak göründü.

Cuma günü ise Agit ile son alternatife bakıp sonuç alamadıktan sonra açıkçası Gökhan’ın mutfağında İstanbul’a dönmeliyim ama Bergamo’ya gelene kadar harcadığım tüm emeklere yazık olacağını düşündüğüm için İstanbul’a dönmekten vazgeçip ne olursa olsun Bormio’ya ulaşma kararı aldım. Bu konuda Agit, kız arkadaşı Ece ve beni evinde üç gün misafir eden Gökhan’a yani dostlarıma ne kadar teşekkür etsem azdır. Bir anda Cuma öğleden itibaren Agit ile GF Stelvio’ya katılma kararını verip birlikte gitmeyi istemiştik. İronik bir şekilde talih en baştan yapmak istediğimiz şeyi gerçekleştirmemizi sağladı. Bende normal planımdan üç gün sonra kendimi Stelvio ve Gavia geçidinin eteği sayılan Bormio’da buldum.

Açıkçası yarış merkezi sayılan Bormio 1300 mt irtifa yer alan bir şehir. Doğal güzellikleri konusunda Bergamo ile yarışacak güzelliklere sahip ve rota üstünde bulunan tüm tırmanışların İtalya turunda özel anıları bulunan tırmanışlarla çevrili bir şehir. Örnek vermek gerekirse Bormio’ya Bergamo üzerinden Via Nazionale yolu üzerinden giderseniz yol sizi soldan giderseniz Gavia’dan yani 2650 mt irtifa’dan geçiriyor. Ya da sağdan devam edip yine önemli İtalya turu tırmanışlarından Aprica üzerinden Bormio’ya ulaşıyorsunuz. Ayrıca uzun parkuru yapanların bildiği üzere Aprica, Bormio arasındaki yoldan Montirolo’ya da ulaşılabiliyor.    

Yarış için Gran Fondo Stelvio Santini websitesinden üç farklı rotaya 60, 137, 151 km’ye kayıt olabiliyorsunuz. Ben orta zorluktaki 137 km'lik rotaya kayıt oldum. Kayıt olurken açılan Racemate’e hesap açıp oradan katılım ücretinizi yatırp diğer sağlık belgesi gibi şeyleri halledebiliyorsunuz. Bu sene şikayetler sonrası Racemate ile kullanılan sağlık belgesi işinin yapıldığı Datahealth sitesinde Türkiye’den katılan katılımcılar paypal ile ücreti ödeyemediği için organizasyon sadece bilgi mail’ine sağlık belgesinin yollanmasıyla halledildi. Bu sayede yarışa girişimiz kesinleşmişti.

Bormio’ya Agit ve Ece ile geldiğimizde saat akşam 9 civarıydı. Arkadaşlarım beni kaldığım otele bıraktıklarında kim olduğumu söyledikten sonra otel görevlileri ne durumda olduğumu sorup baya bir muhabbet ettik. Kısaca Bormio maceram geç de olsa başlayabilmişti. Ertesi sabah ilk işim kahvaltımı edip yarış paketimi almaktı ama bir akşam önce valizinden çıkardığımda bisikletimin zinciri zincir yakalayıcı yüzünden düşüp atınca onu ayarlamaya çalışmıştım. Başarısız olunca yarış merkezine gidip yarış paketimi aldım. Sonra Stelvio yolu üstündeki Trek mağazasına gidip bisikletimin atan zincirini düzeltirdim. Daha sonra yarıştan sonra ki gün bisikleti yanlışlıkla elimden düşürünce aynı sorun oldu ve aynı dükkana kapanmadan son anda yetişip arızayı bu sefer kesin bir şekilde hallettirdim. Açıkçası o gün zincir işini halletmesem muhtemelen yarışa başlama şansım olmayacaktı.

Bütün bu aksiliklere rağmen 3 Haziran saat 7’de sarı başlama alanında  bisikletim Orbea Orca ile yarışın başlamasını bekledim. Tek sorun midemdi, Çarşamba gününden sonra ilk defa kötü hissetiriyordu. Yarışın başlamasına 15 dk.kala bir karar vermem gerekiyordu. Vücudum iyi hissediyordu ama midem kötüydü. Buna dayanarak jel almadan parkuru geçip eğer sağlığımı kötü etkileyecek bir şey olmazsa yarışı bitirmek üstüne planımı yaptım. Yarış başından itibaren tempo çok yüksekti.. Yarışın ilk 5 km'si içinde geçen sene Velotürk Çeşme GF’da olduğu gibi mataram düştü ve durup onu aldım. O sırada çok yer kaybettim ama şanslıydım ki mataram parçalanmamıştı. Mataramı alıp Teglio’ya kadar inmeye devam ettik. Bu sırada tempo ortalama 43 km/s idi. Esas yarış Teglio’dan itibaren başlayacaktı.

Teglio, 7 km’lik %8 ortalamalara sahip kısa ama bacaklara yeterince yorgunluk yükleyecek kadar zor bir yokuştu. Özellikle uzun parkurda Mortirolo ile tanışacak sporculara kısadan başınıza neler gelecek hazırlanın demek için konmuş güzel bir tırmanış Teglio. Ben özellikle ilk 3-6 km arasını çok sert buldum. Türkiye’den örnek vermek gerekirse Uludağ’daki Kirazlı köyü sektörüyle hemen hemen aynı sertlikteydi. Ara ara %23-15 arasında gidip gidip geldi. Ben o sırada yarış başladığından itibaren güç korumayı düşündüğüm için normalden daha yavaş çıktım. Bu düşüncem yarışın ilerleyen km’lerinde çok işime yarayacaktı. 7 km sonunda iniş başlamıştı. İnişte 25c Vittoria Corsa’larım ile Orbeam ile inişte yaşadığım güvensizliğin artık gittiğini farkettim. Bisiklet biraz daha ağır lastikle daha dengeli tepkiler vermeye başlamıştı. İniş bittikten sonra 75.km civarında uzun parkura gidenlerden ayrıldım. Yolun benim için Bormio’ya kadar olan en zorlu kısmı o zaman başlamıştı. 116.km olan beslenme alanına kadar bazen kaplumbağa hızında bazende durarak ulaşmaya çalıştım. Düzgün beslenemediğim için rahatça çıkacağım tüm yokuşlar bacaklarıma Stelvio gibi gelmeye başlamıştı.

Bormio’ya ulaştığımda bacaklarımda güç kalmamıştı. Beslenme alanına gidip karar vermem gerekiyordu. Yemek yiyip, tüm dış etkenleri azaltmaya çalıştım. Biraz da oturduktan sonra devam etme kararı verdim. Ne olursa olsun bitirmek istiyordum. Stelvio’ya başladıktan sonra bacaklarım biraz canlanır gibi oldu. Ama 118.km’de yani Passa de Stelvio’ya başladıktan 2 km sonra artık ne bacaklarım ne de midem gitmeme izin vermedi. %5’lik yeri sadece 3.5 km/s ile gitmeye çalışınca zaten bazı şeylerin ters gittiği belli oluyordu. Bunu irtifa arttıkça daha kötü olan midem de eklenince bırakmaktan başka çarem kalmamıştı. Bırakmadan önce Hüseyin(Balcı) abi’yi gördüm. Devam etmek için 100m daha gitmeye çalıştım ama olmadığını görünce zorunlu 118.km’de Gran Fondo Stelvio’yu bırakmak zorunda kaldım.

Sonuç olarak en başta hastane sonrası Bormio’ya ulaşmak, sonrasında da yarış içinde o kadar aksiliğe rağmen vücudumun limitine kadar bırakmamak için direndim. Açıkçası yarışa girmesem daha çok pişman olurdum. En azından sağlık limitim ölçüsünde en iyi mi vermeye çalıştım. Risk alıp finişe ulaşmaya çalıştım. Ama bazı rotalar bazı beslenme yöntemleri olmadan ve mide kötüyken ulaşılamayacak kadar zor rotalar. Bu GF bana ne olursa olsun pes etmemem gerektiğini gösterdi. Bir aksilik olmazsa seneye yine gidip başladığım işi bitirmeyi düşünüyorum. Yarış öncesi ve sonrası yaşadıklarımla pes etmemeyi düşünürkem hep aklımda Niki Lauda’nın 1976 Almanya GP’sinde yaşadığı kaza sonrası dört yarış sonrası dönüp İtalya GP’sinde dönüp. Son yarış Japonya’da ilk turun sonunda yarışı bırakmıştı. O gün Niki için yağmur fiziksel sınırdı. Benim içinse midem fiziksel sınır olmuştu. Bazen pes etmek istemeseniz bile vücudunuzun ve mental limitinizi bilmeniz gerekir. Bu yarışta bana bunu gösterdi.

  

 

 

Mustafa Sarı Mustafa Sarı hakkında:

Uzun ince bir yolda içinde motor,top veya tekerlek içeren sporlarla ilgili. Politik, teknolojik işleri seven biri. Unutmadan çizgi romanlara paralel evrenden bağlı bir yazar. ''İnsanlar onları değiştirecek ve sarsacak dramatik bir sembole ihtiyaç duyar. Bu sembol hem korkutucu olmalı hem de birleştirici olmalı''





YAZARIN DİĞER YAZILARI