Mustafa Sarı Mustafa Sarı yazdı:

Futbol: Toplumları Yönetmenin Anahtarı

30 Temmuz 2013 | Türkiye, Futbol


Türkiye de futbol büyük takımlar olmadan tadı çok güzel olmayan bir yemek gibidir. Büyük takımlar sporu olduğu kadar toplumu da etkiler ama bu etkiler sırf spor açısından değil siyasal yönden de etkileri olur.

Futbol; sıradan bir oyun masum şekilde bir topun peşinde koşan oyuncular ve onları takip eden taraftarların toplanarak gerçekleştirdiği bir etkinlik. Acaba her şey bu kadar basit mi?

Tabii ki hayır; Futbol o kadar geniş bir kitleye hitap ediyor ki ortada dönen paradan pay sahibi olmak isteyen sermayeler arasında çatışmalar çıkabiliyor. Türkiye bu çatışmaların göz önünde yaşandığı nadir ülkelerdendir. 3 Temmuz 2011 yılından başlayarak yaşanan süreç buna verilebilecek en güzel örnek. Türkiye’deki en büyük sorun spor kulübü olması gereken kurumların genelinin keyfi yönetilmesi ve taraftarlarını kendine bağlı tutabilmek için siyasi partiymiş gibi davranması.

Doğal olarak siyasi parti gibi davranan kulüplerin var olduğu yerde siyasette eksik olmaz. Buna büyük takımların çıkarlarına göre hareket eden medyada eklenince işler içinden çıkılmaz bir hal alıyor.

Buraya kadar yazılanlar herkes tarafından bilinen şeyler ama unutulmamalıdır ki şeytan ayrıntıda gizlidir. Son 11 yıldır yönetimde olan AKP döneminde olsun veya ondan önceki dönemlerde olsun. Türkiye de spor denilince akla futbol gelmesi tüm kapitallerin işine gelen bir durum. Futbol basit bir oyun ve büyük kitlelere ulaşabilecek kadar kolay oynanabilen bir oyun. Futbolun insanları yönlendirme gücü futbolu yönetenler için farklı kapılar açar. Bunu başka sporlarda da yapabilme imkânı olur ama futbol daha kolay manipüle edilebilir.

Son şike olayları ve olayların ele alınış şekli gösterdi ki ’’Büyük kulüp’’ diye anılmak tüm kapıları açabiliyor. Değişen maddeler, yapılan garip seçimler veya olayları zararsız atlatmak için uğraşan federasyon başkanları ve daha niceleri.  

Bir de futbolda kendi ideolojisini yansıtan devletin oy almak için’’ herkes eşittir ama bazıları daha eşittir’’ mottosunu uygulaması futbolun ne kadar yozlaşmış bir ortamda insanlara sunulduğunu gösteriyor. Konuyu değiştirmeden belirtmek gerekir ki diğer sporlar; tenis, bisiklet, basketbol, yüzme vs. medyada milli takımlar veya büyük kulüpler el atmadığı sürece nerdeyse hiç yer bulamıyor.

Futbol; devlet ve diğer sermaye grupları için hem para kazanma yeri hem de bir yönetim şeklidir. Başbakanı ziyaret eden kulüp başkanları veya siyasilere yakın futbolcuların olduğu bir ülkede futbol içinde olanlara güç kazandırır. Bu işin dışarısında kalan ama fanatizm ile birlikte bu gösteriye ortak olanlarla birlikte sistem ilerler.

Türkiye de futbol uyku ilacı gibidir. Bir hafta sonu ilacını al rahatla sonra gündem neydi filan unut !!!

Gezi direnişi sonrası bu durum biraz değişse de daha değişmesi için çok yol var. Mesela İspanya da insanlar maç izler ama grev yapmayı unutmaz veya İngiltere de Premier lig de derbi maç olur ama medya için futbol önemli siyasi olayların önüne geçmez. 

Futbol bu topraklarda modern bir yönetim şeklidir. Genel sistem partileri(AKP-MHP-CHP)  büyük kulüplere herhangi bir durumda biz ve bizim kitlelerimiz sizin yanınızda mesajı verirler çünkü zamanı gelince hepsi bu pastadan pay alırlar.

http://www.radikal.com.tr/spor/kisilerle_kurumlari_ayirin-1143629

Bu sistem bu şekilde işlediği için bunu değiştirebilecek kişiler taraftarlardır. Bunu hiç hayatında bir şey sorgulamamış adam bile yapabilir. Fanatizmin azaltılarak bitirilmesi ve fair play’in ön planda tutulması ile futbolun sadece bir oyun olduğu hatırlanması gerekir. Eğer insanlar yenilmekten nefret ediyorsa veya tuttuğu takımın yenilmesinden dolayı aşırı tepki veriyorsa bunun sadece futbola özgü bir şey olmadığını hatırlatmak gerek.

Futbol basit bir oyundur ama hiçbir zaman sadece bir oyun olarak görülmez. Futbol topu: kitleleri yönetmektir. Profesyonel alanda atılan her gol siyasi iktidarlara oy, diğer sermayelere de para olarak geri döner.

Son U-20 futbol şampiyonası kanıtladı ki Türkiye de insanlar futboldan çok takımlar ve milli duygular için statları dolduruyor. Yaratılan bu algıdan dolayı Türkiye de spor ’’Büyük Takımlar’’ adı altında anılan takımların keyfine keder ilerliyor ve diğer sporlarda bu kulüpler el atmadığı sürece yok sayılıyor.

Bir de eklemek gerekir ki; AKP ya da diğer sermayeler için futbol gündem değiştirme aygıtıdır. Büyük takımlar devlet için spordan bile daha fazlası demektir. Futbol; dört büyük takım işin içinde olmadığı sürece hiçbir anlam ifade etmiyor. Taraftarları dört büyük takım magazini ile kontrol etmek Türkiye de önemli bir yatırım aracıdır. Bu yatırımı yapan devlet ve özel sermayeler onların gündemden düşmemesini ister.

Doğru söylemek gerekirse futbol tek başına kimse için eğlenceden öteye gitmez ama işin içine Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş ve Trabzonspor gibi köklü ve şampiyonluk yaşamış takımlar girince akan sular durur.  

Futbol insanları düşünmeye iter ama işin içinde takım ve taraftarlık olgusu girince doğru ve yanlış daha az sorgulanır hale gelir. Burada gözden kaçırılmaması gereken durum taraf olmak değil sporu sömürenlerin gündemine uymadan spordan zevk almak olmalı. Futbol her kesimden insanın sürekli gündeminde olan bir spor ve insanlar futbol üstüne kafa yormayı seviyor. Sanal gündemi değiştirmenin tek yolu gündemi belirleyen güçlerin yarattığı içeriğe daha az maruz kalmakla geçiyor.

Bu da gezi direnişinin kanıtladığı gibi yapılmayacak iş değil. ’’İçerik’’ sadece onu üretene bağlı bir bilgi olduğu için taraftarların olan gündemden farklı içeriklerle kendi gündemine odaklanabilir.

 

Mustafa Sarı Mustafa Sarı hakkında:

Uzun ince bir yolda içinde motor,top veya tekerlek içeren sporlarla ilgili. Politik, teknolojik işleri seven biri. Unutmadan çizgi romanlara paralel evrenden bağlı bir yazar. ''İnsanlar onları değiştirecek ve sarsacak dramatik bir sembole ihtiyaç duyar. Bu sembol hem korkutucu olmalı hem de birleştirici olmalı''





YAZARIN DİĞER YAZILARI