Ertuğ Aydın Ertuğ Aydın yazdı:

Ermeni Sorununa Çözümsel Bir Yaklaşım

26 Kasım 2007 | Türkiye, Azınlıklar


Ermeni soykırımı meselesi yıllardır ülkemizin gündeminde. Bu sorunu hukuki temelleri ve belgeler eşliğinde dilimiz döndüğünce ele alalım.

1915 yılında Rusların Doğu Anadolu’yu yer yer ele geçirdiği bilinmektedir. Burada Ermeniler Osmanlı’nın savaşa girmesinin de etkisiyle Nisan 1915’te isyan ettiler. Amaç basittir, tıpkı Makarios’un Kıbrıs’ta denediği gibi, nüfus çoğunluğunu ele geçirmek ve Wilson ilkelerine dayanarak Ermeni devleti kurmak. Bu o dönem şartlarında anlaşılabilir bir harekettir, zira o dönemde parçalanmakta olan Osmanlı İmparatorluğun altında yaşayan her millet bağımsızlık elde etmekte ya da bağımsızlık talebinde bulunmaktaydı. İşte tam bu dönemde,24 Nisan 1915’te İstanbul Hükümeti bugün de soykırım iddialarının temeli olarak kabul edilen tehcir kararını çıkardı. Ermeni kökenli vatandaşlar savaş koşullarının zorluğu, yoldaki sağlıksız ortam nedeniyle kapılan salgın hastalıklar ve onların Türk çetelerinden gereği gibi korunmaması (burada art niyet olmadığını söyleyebilmek için kör olmak gerekirse de aynı zamanda savaş şartları altında bu insanlara saldıran Türk ve Kürtlere de belli ölçüden fazla kızılamaz.)nedeniyle komitacı olup olmalarına bakmadan sürüldüler. yaşamlarını kaybettiler. Kısacası kimsenin tam anlamıyla haklı ya da haksız, suçlu ya da suçsuz olmadığı bir dönemden sonra 10 Ağustos 1920 de Sevr’in hemen ardından Ermeni devleti kuruldu. Ermeniler bu dönemde 1917 devrimine kadar Rusya’nın ve sonrasında da İngilizlerin açık askeri ve lojistik desteğini almışlardır. Bu bugün belgelerle ispat edilebilen bir gerçektir. Buna mukabil Türkler bu bölgeye Kazım Karabekir önderliğinde bir akın düzenliyorlar ve sırasıyla 28 Eylül’de Sarıkamış’ı, 30 Ekim’de Karsı ve 7 Kasım’da Gümrü’yü ele geçiriyorlar. 10 Kasım’da Ermenilerle Gümrü Antlaşması imzalanıyor, bundan bir gün sonra SSCB Ermenistan’ı ilhak ediyor ve 13 Ekim 1921’de Kars Antlaşmasıyla bugünkü Türk Ermeni sınırı belirleniyor.(Detaylı bilgi için çeşitli kaynaklara bakılabilir. Ben burada diğer birkaç kitabın yanında özellikle Emre Kongar’ın Tarihimizle Yüzleşmek kitabını kaynak aldım.)


Ermeni diasporası bu trajik tehciri atlatmış ve orada yaşadıklarını tabii ki de ballandıra ballandıra, abarta abarta anlatmış kişilerin çocuklarından, torunlarından oluşmaktadır. Bu kişiler Ermeni olmak kimliğini bu "dava" ile ilişkilendirmişler ve bunu "kazanmayı" bir izzet-i nefis meselesi saymaktadırlar. Buna kendi emperyal çıkarları için kullanan AB ve ABD'nin destekleyici tavrı eklenince bugün ki tatsız durum ortaya çıkmaktadır.

Soykırım 1945 sonrasında tanımlanmış bir olgudur ve üzere uluslararası antlaşmalarla düzenlenen bu ve nevii olgulara ilişkin yasaların geri yürümeyeceğini bilmek için çok az hukuk bilgisine sahip olmak yeterlidir. Yani haşmetli ve katiyetle satılmamış medyamızın (ya da yeniçağ gibi dostluk kardeşlik aşılayan ülkücü basınımız ve yazarlarımızın) devamlı temcit pilavı gibi öne sürdükleri gibi milyarlarca dolar ve Doğu Anadolu'nun yarısı gibi tazminatlara mahkum olmamız mümkün değildir(ne acıdır ki her yıl AİHM'de en çok mahkum olan 3-5 ülke arasında olmamızı hiç sallamayan da aynı medyadır, lümpen milliyetçilik kadar satmıyor bu tür haberler tabi… ) . Bunun ışığında bakarsak bu iddialar tamamen kötü bir imaj yaratma çabasından ibarettir. Zira Türkiye bu iddiayı kabul etse dahi direkt Türkiye’ye yönelik bir cezai yaptırım söz konusu olmaz .Fakat kanımca diasporanın istediği de tam olarak budur. Zira Türkiye bunu kabul ederse şu an ki gibi iş sürüncemede kalmaz, devamlı gündemde olmaz.(yanlış anlaşılmasın gerçek olmayan, abartılı bir olgu kabul edilsin demiyorum.) Ayrıca bu sürekli medyada ya da çeşitli kişilerden duyulan “Kars talep edildi” , “Ermeniler Ağrı’yı kendi haritalarında gösteriyorlar” safsatasından da illallah geldi. Bunlarla ilgili tek bir belge kanıt vs. var mıdır? Yıllardır bunları duyuyor ,bu karşılıklı nefret ortamının içinde takılıp kalıyoruz. Nerede,kimdedir efendim bunların ispatı? Bu kadar kör mü oldu bizim gözlerimiz milletçe? Bu kadar mı mağlup olduk bu tüm komşularımız bize düşman bizi yok etmeye çalışıyorlar yalanına???

Çözüm nedir? Çözüm her Ermeniye hain onursuz maşa vs demek, onları kendilerinin seçmedikleri ırklarının doğal neticesi olarak "vermeye" zorlamak değildir. Çözüm siz de Hocalı'da soydaşlarımızı öldürdünüz demek (ki bu hiç bir insanın kabul edemeyeceği iğrenç bir olaydır), Iğdır'a Kars'a Ermenistan'a bakan devasa soykırım heykelleri dikmek de değildir. Kanımca çözüm diyalogdur.

Bugün Ermenistan ekonomisi çökmeye yakın bir durumda bulunan ,sanayisi oldukça yıpranmış bir ülkedir. Daha geçenlerde Ermenistan ana muhalefet lideri (Orinats Erkin partisi başkanı) de bunu ve arkasından komşu Türkiye ile ticareti canlandırmayı ve sınırı açmayı önermiş; arkasından milliyetçi cephe tarafından adeta linç edilmiştir. Yani Ermenistan'da da makul insanlar mevcuttur, tüm Ermeniler zikredildiği gibi hain ve geçmişte yaşayan aşırı milliyetçi kişiler değillerdir.

Ocak 2007'de sadece gezip görmek için Kars'a gitmiştim. Koskoca ilde hayvancılık ve peynircilik dışında herhangi bir sektör yok. Aylarca kar altında, doğanın çetin şartları altında ezilmiş, zavallı bir kent Kars. İşsizlik tavan yapmış, gençlerde acayip bir umutsuzluk var. Hepsi oraları sonsuza dek terk etmek amacında, arzusunda. Şimdi düşünelim elimizde ithalata aç bir Ermenistan var, bizimse onun dibinde yer alan sefalet içinde Karsımız, Ardahan’ımız var. Bu sınır açılsa, iki ülke içinde artacak olan iş hacmini düşünün, sınırda Ermenistan'a girmek için sıra bekleyecek Türk kamyonlarını düşünün. Bölgeye Ermenistan'a ithalat için yatırım yapabilecek sermaye birikimini düşünün, zira emin olunuz ki ticari ilişkiler genişlerse Ermenistan'a şu anki şartlarda envayi çeşit mal satabiliriz.Ermenilerin Türkiye'ye geçerek ziyaret edebilecekleri birçok kutsal mekanları mevcut. Bölgede alternatif bir turizm yaratılabilir. Sarıkamış Cıbıltepe gayet de önemli bir kayak merkezi haline getirilebilir. Zira burada yağan tip kar dünyada sadece Doğu Kanada'da yağmaktaymış ve bu kayak sporu için en uygun tür karmış. Hatta orada Özbekistan Kayak Milli Takımı kamp yapmaktaydı ben gittiğimde...Ama bunu ülkemde bilen yok, belki merak edip gitmesem ben de bilmeyecektim. Van Akdamar adası bir kültür mirası ve Ermeniler için bir haç yeri, çok önemli bir kilise. Buraya her yıl gelecek binlerce Ermeni'yi düşününüz. Bunun yaratabileceği turizm getirisini düşününüz. Ama ülkemde lümpen milliyetçilik öyle bir hal almış ki, bazı akl-ı selim arkadaşlar olaya "Allah'ın Ermeni’sinin kilisesini tamir etmek için bu kadar para harcanır mı?" gibi bir yaklaşımdalar...

Bütün bunlar basit bir hayal değil, bu yönde hazırlanmış bir kaç rapor var. Bunu hayata geçirmenin yolu diasporayı devre dışı bırakıp iki ülke çıkarları için işbirliği için çaba göstermektedir. Ermeni üst düzey yöneticilerle, dış işleri bakanıyla ve devlet başkanıyla kurulacak barışçıl ve yapıcı ilişkiler kurmaya çalışmaktır. Bu yönde bir girişim hem diasporanın yaratmaya çalıştığı kötü imajı siler, hem de olası bir işbirliği halinde iki ülkenin de lehine iktisadi ve kültürel bir işbirliği doğurur. Kabul görmemesi halinde de Ermenistan'ın çözüm değil çözümsüzlük istediği gayet net bir şekilde dünya kamuoyuna gösterilmiş olur. Mesele bu aklı selimi gösterebilecek bir iktidar ve kamuoyu bulabilmektedir.

Ertuğ Aydın Ertuğ Aydın hakkında:

Yazar hakkında ilave bilgi bulunmamaktadır.