Mustafa Sarı Mustafa Sarı yazdı:

Çılgın Bir Dünya

13 Eylül 2017 | Güncel, Bilim


Küresel ıısınma maalesef bir kaç yıl önce bir sürü insan için şehir efsanesiydi. Ama 2017 yazı gösterdi ki şehir efsanesi artık gerçeğe döndü. Bu yazıda bu yaz yaşadığımız gariplerin günlük hayatımıza etkilerini anlamaya çalıştım.

Mevsim değişikliği, hayatımızı ciddi anlamda etkilmeye başlayan bir fenomen veya daha doğrusu bir doğa olayı. Böyle bir yazıyı yazmayı bugüne kadar hiç düşünmemiştim ama geçirdiğimiz garip yazdan sonra normal hayatını sürdürmeye çalışan biri gözünden farkettiğim bazı şeyleri paylaşmak istedim.

Küresel ısınma, hepimizin bildiği gibi Dünya’nın özellikle okyanusların fazla ısınmasından dolayı(Gulf Stream akıntısını etkiler) ve dünya’nın soğumasına yardımcı olan buzulların hem kuzeyde hem de güney kutup dairesinde denize eklenen ve suları yükselten buzullarla daha da ilerlemiş durumda. Bilim insanı olmadığım için en azından internet yoluyla ve belgesel kanallarından herkesin ulaşabileceği bilgiler sayesinde az çok garip durumları fark edebiliyorsunuz.

En azından Atlas Okyanusunda veya ülkemizde yazın görünen fıtına veya tayfunlar genelde havan çok ısındığı için denizi ve oradaki havayı ılıklaştırmak için oluşan olaylardır. İstanbul pek Okyanus’a yakın bir yer değil veya Amerika’nın orta bölümlerinde olduğu gibi büyük süper hücreleri misafir edecek bir yerde değil. Ama bu sene hayatımda ilk defa Süper Hücre’yi yaşama tecrübesi yaşadım veya yaşadık.

Bisikletle uzun veya ortalama km'ler yapan biri olarak rüzgar her zaman sürüş için önemli bir etkendir. Bu yüzden dolayı evde iken bile rüzgarın hangi yönden estiği benim için önemlidir. Bu sene Süper Hücre gibi ani ve şiddetli yağmurları İstanbul’da iki defa yaşadık. Bence esas olay bu tür hava olaylarından önce ve sonra genelde rüzgarın yönünün kuzey ve kuzey doğu olmasında idi.

Hatta şöyle diyebilirim ki, Son Süper Hücre olayını yaşadığımızdan beri rüzgarın yönü bir kaç nadir gün dışında hep kuzey, kuzey doğuda kaldı.  Kuzey ormanlarının artık otoyol, köprü ve havalimanı için feda edilmesi doğal olarak bazı etkiler yaratıyor olsa gerek. Zaten mevsim değişikliği dünya genelinde yaşanırken biz elimizde bunu yumuşatacak doğal savunmayı kendi elimizle yokediyoruz. Bu tür olaylar dünya genelinde artarken biz son defansımızı ölmekte olan ekonomimize şov olsun diye yokettik.

Normal yaşamda bile farkedeceğiniz üzere İstanbul gibi denizin dibinde olan bir şehirde Konya misali hiç rüzgar durmuyor. Kentsel dönüşüm vs. den öte bu kadar insanın yaşadığı yerde yeşili yok etmek doğanın gücünü olduğundan daha kötü yansıtması ile sonuçlanıyor. Son süper hücre oluştuğunda en korktuğum şey hortum oluşmasıydı çünkü süper hücreler hortum yapmaları ile bilinir. İstanbul gibi bir yerde sadece Kadıköy’de küçük bir hortum oluştu. Yaşadığım şehirde rüzgar hızı hiçbir zaman süper araba makismum hızı kadar olmadığı için daha büyük kategori bir şey görmediğimiz için şanslıyız.

İşin ilginci bu sene yazın ortasında İtalya’ya arkadaşımı ziyarete gittim. Orada yine Alp dağlarının eteklerinde yine bisiklet sürerken fırtına ile karşılaştık. Ama küresel mevsim değişikliğine karşı en azından bu tür şeyleri merak eden biri olarak gördüğüm İstanbul gibi beton yığını yerlerden daha iyi tepki vermesiydi. Gittiğim şehirde genelde kötü hava dağlar üzerinden geliyordu ve çok ani olabiliyordu ama buna rağmen ortamın doğal olması nedeniyle şehir ve doğa daha hafif atlatıyordu.

Lafı daha fazla uzatmadan şunu demem gerekir ki. Dünya’nın doğal veya politik yandan gittiği yön hiç iyi değil. Siah denemeleri yüzünden olan depremler veya yine insanların havayı ısıtmasından dolayı kasırgaların daha da şiddetlenmesi ile işler daha da kötüye gidecek gibi duruyor. Düşünün İstanbul gibi bir yerde Süper Hücre olmaya başladıysa kim bilir ileride daha neler göreceğiz.

Böyle giderse Dünya öyle bir hale gelecek ki 2014 yılında Interstellar filminde dediği gibi kendimize gidecek gezegen aramaya başlayacağız. İşin kötüsü evrenin genişlemesi ve solucan deliği bulsak bile bizi hayatta tutacak bir galaksiye ulaştırma şansı trilyonda bir olsa gerek. Bu yüzden yaşadığımız yeri yoketmek yerine onu korumak gerek.

Bu yüzden poltik düşünceniz nedir bilemem ama doğayı ve yaşamanızı yok edecek insanlara destek olmayın. Köprü, yol vs. gibi şeyler artık su ve elektrik yerine Süper Hücre gibi doğal olayları ile geri dönüyor. Buna hiçbir hazırlık yapılmayan depremi de unutmayalım. En azından İstanbul’da kaçacak veya toplanacak her yer bina oldu. Tüm dünya ölmeyi bayılır sanar hale geldi ama İrma olsun, depremler veya olağandışı hava olayları bize her zaman insanlığın mirasını gösterecek. 

Mustafa Sarı Mustafa Sarı hakkında:

Uzun ince bir yolda içinde motor,top veya tekerlek içeren sporlarla ilgili. Politik, teknolojik işleri seven biri. Unutmadan çizgi romanlara paralel evrenden bağlı bir yazar. ''İnsanlar onları değiştirecek ve sarsacak dramatik bir sembole ihtiyaç duyar. Bu sembol hem korkutucu olmalı hem de birleştirici olmalı''





YAZARIN DİĞER YAZILARI