Mustafa Sarı Mustafa Sarı yazdı:

Endüstri'nin Bisiklet'e Etkileri: Değişim Neden Gereğinden Abartı

17 Ekim 2018 | Güncel, Bisiklet


Bisiklet endüstrisi son iki yıldır disk fren trendi ile yıkılıyor. UCI ise üreticilere artık 2019 yılından itibaren dünya turu yarışlarında disk fren kullanılmasının önünü açtı. Açıkçası buraya kadar her şey normal, bende hissiyat ve görüntü olarak sevmesem de kötü havalarda işe yarayan bir icat olduğu bir gerçek.

Bisiklet endüstrisi son iki yıldır disk fren trendi ile yıkılıyor. UCI ise üreticilere artık 2019 yılından itibaren dünya turu yarışlarında disk fren kullanılmasının önünü açtı. Açıkçası buraya kadar her şey normal, ben de hissiyat ve görüntü olarak sevmesem de kötü havalarda işe yarayan bir icat olduğu bir gerçek.

Maalesef olayın koptuğu yerde burada başlıyor. En başta yeni Specialized S Works Venge ile başlayıp yeni Cervelo S5’e kadar tüm aero bisikletler siyah ve disk frenli oldu. Bundan daha da garibi Cervelo S5’in gidon ve gidon boğazı ve BMC TimeMachine’nin matara kafesleri dışında hepsi birbirinin kopyası haline geldi. Maalesef bunun ana sebeplerinden biri CFD ve rüzgar tünellerinde disk frenli aero kadrolar için sadece tek tip aero sonucu bulunmasında yatıyor. Bu durum şu andaki 2018 F1 gridindeki tüm araçların birbirine benzemesi de tamamen aynı sebepten.

İşin kötüsü Aero yol bisikletlerindeki sıradanlaşma sadece başlangıç. V frenler artık disk fren nedeniyle demode sayılsa da bu bahsettiğim modellerin disk gelmeden önceki versiyonlarına baktığınızda her firmanın kendine has bir çözüm ürettiğini görüyoruz.  Disk fren maalesef bisikleti durdurma gücünü yükseltmesi dışında şu anda sektörü tek tipleştirme yönünde ki en önemli icat olduğunu düşünüyorum.

Bundan daha farklı bir sorun ise genelde bisiklet firması custom renk seçeneği sunmuyorsa standart renklerin azaldığını görüyoruz. Eskiden standart bir kadro alırken şu andakine nazaran daha fazla renk seçme şansınız oluyordu. İşin kötüsü bu karbon ve alüminyum bisiklet üreten firmaların en üst modelinden başlangıç modeline kadar böyle bir trende girdi.

Ayrıca tırmanış kadrolarınında son iki yıldır daha aero bisikletlere benzediklerini görüyoruz. En azından şu anda kadrolar birebir yeni disk frenli aerolar gibi ikiz gibi durmasa da disk frenli gelecekle birlikte onlarda da tek tipleşmenin yakın olduğu bir gerçek. Bence tek tipleşme bisiklet kullanıcısı olarak beni rahatsız ediyor. Ben yeni bir bisiklet gördüğüm zaman başlangıç modeli de olsa en üst model bir kadro’da olsa önce o kadroya has özelliklerine bakarım. Ve öyle bisikleti incelemek en sevdiğim şeylerden biridir. Arkadaşınız veya bisikletin sahibi yanınızda sürerken o bisikletten gözünüzü alamamanız gerekir.

Maalesef bu yeni trend bisikletteki wow efektini alıp yerini zaten sonunu bilerek izlediğiniz güzel ama sıkıcı filmlere döndürüyor. Mesela Stelbel’imi ilk Aktif Pedal Caddebostan’da toplayıp o Martini renkleri canlı gördüğümde bisikletin neresini inceleyeceğimi karar verememiştim. Başka bir örnek olarak zamanında arkadaşım Armin Öztürk’e o zaman kullandığı Merida’sı için benim kullandığım 105 grupseti satmıştım. Ve o bisikletin yeni sete geçtiği halini görmek toplandığında beni yeni bir bisiklet alınmışcasına heyecanlandırmıştı. Bu yeni trendde zaten şu anlık aero bisikletlerde geçerli hangisine bakarsanız bakın aynı duruyorlar. Anca yanlarında durunca hangi firmaya ait olduğunu anlıyorsunuz. Bu durum bisikletteki pedallama sırasında hissettiğiniz ve durup bisikletinizi izlediğinizde keyif kaçıracak şeyler.

Bisiklet sürerken de alırken de fedakarlık isteyen bir şey, bu yüzden endüstri ve spor her geçen gün daha çok robotlaşmaya giderken bisiklet kullanıcıları o romantik kısmı hala yaşamak istiyor. Hatta profesyonel sporcular bile bunu istiyor. Bunun son örneği olarak sezon bitiminde iki Lotto Soudal bisikletçisi Tim Wellens ve Thomas De Gent, Il Lombardiya sonrası evlerine 1000 km bisiklet sürerek ve anın tadını çıkararak dönecek. Bunun öncüsü ise geçen yıl sezon arasında İtalya’yı bisikletle gezen Bora Hansgrohe bisikletçisi Daniel Oss’tu.

Bisiklet sürerken keyif veren ama performans yaparken de acıyı tatmanızı sağlayan bir ulaşım aracı. Ama yeni veya geçmişten geleceğe dönüş yapan icatlar bisikleti çeşitlendireceğine durum daha çok tek tipleşmeye doğru gidiyor. 35mm. lastik kullanılmasına izin veren yol kadrolarından, toprak yol bisikletlerini anlamsız gösterecek konfora sahip uzun sürüşlere sahip bisikletlere kadar uzuyor.

Bir de UCI onayı gerekmeyen Triathlon TT’lerinde de yavaş yavaş disk fren trendi başladı. Geçen yıl bunu Cervelo P5X ile göstermişti. Bu sene partiye ilk Specialized disk frenli yeni Shiv ile katıldı. Toprak yol ve dayanıklılık sınfı hatta MTB’lerde kimse disk fren görmeyi garipsemez ama ana amacı düz yolda daha hızlı giden bir kadroya ne kadar gereksiz durduğu da ortada. Geçen yıl Cannondale’da TT’si için böyle bir prototip yapıp Tirenne-Adriatico yarışında yarıştırmıştı. Sektör maalesef disk freni güvenlik ve fazladan opsiyon yaratmak yerine endüstriyi tek bir yönde zorunlu kılmaya itiyor.

Maalesef endüstri’nin  geleceği daha fazla tekleşmenin artacağını gösteriyor. Aero bisikletller şu anda neyin yanlış olduğunu çok iyi temsil ediyor.  Bisikletteki o özel hissi alıp yerine daha mekanik ve soğuk duyguların yoğun olduğu kadrolara gözümüz alışacağa benziyor.  Bence üreticilerin yanılgısı bazı şeyleri seçenekten çıkıp ihtiyaç gibi göstermesi ile kendi kendine doyum noktasına getirecek.  Bu konudaki en büyük sembol olan disk freni herhangi bir bisikletçi’nin sevip sevmeme gibi bir seçeneği yok çünkü endüstri sadece onu almamızı dayatıyor. 

Bisiklet gibi her ekipmanında farklı bir yöne gidebileceğiniz bir şeyi sizden tüm bu seçenekleri alıyorlar. Bu işin ilk denendiği bisikletlerden biri benim sahip olduğum Venge Vias. Specialized ne kadar engel olmak istese de bazı şeyleri yine de kadro ile kulllanabiliyorsunuz. Mesela gidon ve gidon boğazı değişemiyor ama istediğiniz grupseti kullanabiliyorsunuz. Mekanik veya elektronik değişmiyor. Yeni dönemde yeni Venge, bu konuda tam tersi bir seçenek sunuyor. Gidon ve gidon boğazı değişirken sadece elektronik vites ve disk fren seçeneğini zorunlu kılıyor. Bu durum bir iki model dışında tüm aero bisikletler için geçerli. Sadece tek tip vites ve frenle bağlı kaldığınız bisiklette gidon ve gidon boğazını değiştirmek bisikleti daha ne kadar farklı kılacak şüpheliyim.

Bu yüzden yurtiçi ve yurtdışında çelik bisiklet üreten firmalar şu anda bana daha sempatik geliyor. Onlarda hayatta kalmaya çalışıyor ama bisikletçiye bisikletini hissetme şansı tanıyor. Bu duruma köklü ama sınırlı kaynaklara sahip ünlü firmalarda dahil. Bu yüzden artık İtalyan, İngiliz, İspanyol, Japon, Amerikan veya Türk(Soulrider ve Brelis) üreticilerin varlığının hepimiz için bir nefes alma şansı olduğunu düşünüyorum. Sadece bundan altı yıl önce peletonu Türkiye turunda önümden geçerken sırf bisikletleri bile düşünür heyecanlanırdım ama şu anda eğer iyi bir sporcu peletonda değilse peletonun temsil ettiği bisikletler elimizden bu büyüyü almak üzere olduğunu hissediyorum. Yenilik F1’nin 2009-2016 arası ve 2017 sonrası devam eden süreçte yaşadığı sıkıntı ile aynı. Değişim yapılsa bile bazı şeyleri kaybetmeden yapılmalı. F1’de bu ses ve araçların duruşuydu. Bisiklet de ise seçeneklerin azalıp daha birbirini tekrar eden kadroların piyasayı doldurduğu bir pazar görecek gibi duruyoruz. 

Mustafa Sarı Mustafa Sarı hakkında:

Uzun ince bir yolda içinde motor,top veya tekerlek içeren sporlarla ilgili. Politik, teknolojik işleri seven biri. Unutmadan çizgi romanlara paralel evrenden bağlı bir yazar. ''İnsanlar onları değiştirecek ve sarsacak dramatik bir sembole ihtiyaç duyar. Bu sembol hem korkutucu olmalı hem de birleştirici olmalı''





YAZARIN DİĞER YAZILARI