Mustafa Sarı Mustafa Sarı yazdı:

Bahar ve Arden klasikleri İki Hikaye: Quickstep ve Sagan

03 Mayıs 2018 | Spor, Bisiklet


Açıkçası yazıyı Quickstep Floors takımı hakkında yazdığım bölümünü sadece Belçika’daki taşlı klasiklerle sınırlamayı düşünüyordum ama takım bu sezon o kadar başarılı ki. Beni yazıya Arden klasiklerini de eklemeye itti. Quickstep bu sene o kadar başarılı oldu ki, daha sezonun ortası sayılan İtalya turu’na gelmeden 27 zafer kazandı. Bunların çoğunu da kendi toprakları olan Belçika’da kazandılar. Ama esas etkileyici olan ise takım Bask turu gibi bir turda dahil Alapphilipe ile iki etap zaferi kazandı.

Açıkçası yazıyı Quickstep Floors takımı hakkında yazdığım bölümünü sadece Belçika’daki taşlı klasiklerle sınırlamayı düşünüyordum ama takım bu sezon o kadar başarılı oldu ki. Beni yazıya Arden klasiklerini de eklemeye itti. Takım daha sezonunun ortası sayılan İtalya turu’na gelmeden 27 zafer kazandı. Bunların çoğunu da kendi toprakları olan Belçika’da kazandı. Ama esas etkileyici olan ise takım Bask turu gibi bir turda dahi Alapphilipe ile iki etap zaferi kazandı.

Bence Quickstep Floors’un bu sezon bu kadar dominant olmasında iki etken var. En başta takımda uyum, disiplin ve arkadaşlık en üst seviyede, bu takımın CEO’su Patrick Levefer’den suvayöründen yıldız bisikletçilerine takım içinde bir harmoni mevcut. Ayrıca geçen sezon sonunda takımdan ayrılan Trentin, Brambilla, Kittel, Vermote veya emekliye ayrılan efsane Tom Boonen sonrasında takım içinde liderler zaten benzer güçlerde oldukları için daha rahat hareket edebilir hale geldi. Bunu La Samyn’de Lampeart, Gilbert ve Terpstra üçlüsünün peletonu bölüp son 25 km kala Terpstra ve Gilbert atak yapıp takım çalışması ile La Samyn'i kazandı. Takım içinde çok iyi bir güç dengesi olduğu için bunu çok kolaymış gibi gösterdiler.

Takım tek bir yıldıza odaklanmış haldeyken yine süper işler yapıyordu ki. Geçen yıl Philip Gilbert’in Ronde Van Vlandareen zaferi de bunu gösteriyordu. Ama bu sene Boonen sonrası takım bir nevi tüm potansiyeline ulaşmış oldu. Quickstep’in Sagan yani Bora dışında tüm takımlara çözüm bulabilmesinin sebebi daha çok ateş gücü olduğu için herhangi bir takım lideri kaçarken diğer daha az formda liderler arkadaki favorileri rahatlıkla kontrol ediyordu. Bu durum bu bahar en kötü yarıştıkları Paris Roubaix ve Elia Viviani’ye olan güvenden dolayı yapılan strateji yüzünden kaybedilen Gent Wevelgem dışında E3 Haralbeke, Dvars, Ronde gibi klasiklerde de işledi. Hatta normalde yazıya dahil etmeyi düşünüyordum ama Flesche Wallone ve Liege Bastonege Liege gibi Arden klasiklerinde dahil çalıştı.

Bu sene taşlı klasiklerde ilk atağı genelde başlatan Gilbert veya Lampeart olurken, Ardenlerde özellikle Liege Bastonage Liege'de kontrol işi Allaphilipe'in olurken, taşlı klasiklerde ise bu işi Stybar veya Gilbert yaptı. Tabi bu ilk ataklardan önce peletonu temposu ile yoran ve kaçış grubuna izin vermeyen Iljo Kaisse ve Tim Delercq’ı da unutmamak gerek. Tüm bu bileşenler olunca Quickstep klasik takviminde sadece Gent Wevelgem, Paris Roubaix ve Amstel Gold ve Milan San Remo’yu ve Onlup'u kaybetti.

Quickstep sporcularının hiçbiri Sagan kadar güçlü değil ama doğru takım çalışması ile neler yapabileceğini bisiklet dünyasına en iyi şekilde gösterdiler. Ben büyük turlarda geçen yıl ki gibi yine sprint hakimiyeti kuracaklarını düşünüyorum. Quickstep çok yönlü bir takım olduğu için her klasmanda şans yaratacak sporculara sahipler Bask turunda ilk pro zaferini kazanan Enric Mas ve Liege Bastonage Liege’i 19 km kala süper bir solo atakla kazanan Bob Jungels’den sprinter gençler Hodeg, Jakobsen veya Gaviria’ya kadar çok seçenek var. Bunlara Philip Gilbert, Niki Terpstra ve Stybar gibi klasikçiler ile her sonucu yakalayabilecek bir kadro var. Araçlarda Brian Holm, Wilfried Peeters, Tom Steels ve Davide Bramati bu sezon takım direktörleri olarak güzel sonuçlar aldırıyor. Quickstep’e peletonda kurt sürüsü denmesinin nedeni takımın kurt sürüsü gibi hareket edip rakiplerini parçalamasından geliyor.

Kurt sürüsü lakabını Quickstep fanları ve bende dahil olmak üzere yarışma stilini seven herkes çok seviyor. Gerçekten de kurt sürüsü bu klasik sezonunda rakiplerini sürüden ayırarak Ronde ve Liege Bastonage Liege’deki gibi süper kaçış zaferleri ile süsledi. Son km içerisinde Dvars ve Flesche Wallone’da olduğu gibi yine doğru ataklarla güzel zaferler alındı. Tabi bunlarda Flesche’de Schamann veya diğer yarışlarda sürüden ayırma atağı diyebileceğimiz Gilbert intihar atakları ile güzel sonuçlar alındı. Kurt sürüsü standartları çok yükselttiği Paris Roubaix’e kadar sıradan bir bahar geçirdiği düşünülen Peter Sagan’a karşı bir çare bulamadı, bunun nedeni de Sagan’ın özellikle Roubaix’de kurt sürüsü taktiğini Quickstep’e karşı kullanmasıydı.

Sagan, bu sezon ondan çok beklenen Milan San Remo’yu çok sevdiği arkadaşı Vincenzo Nibali’ye kaybedince Gent Wevelgem’e kadar açıkçası Sagan’a karşı beklentilerin düştüğünü düşünüyorum. MSR’nun yarış sonlarını tekrar tekrar izleyince Nibali kazanmaya giderken Sagan’ın çok zorlamadığını rahatlıkla farkedebiliyorsunuz. Strade Bianchi’de sezonu gerçek anlamda açtığında çaylak süper yetenek Cyclocross dünya şampiyonu Woet Van Aert’ın da gerisinde kalmıştı.

Quickstep’te sezona bomba gibi başlayınca Sagan acaba bu sezon klasikleri kötü mü geçecek beklentisi Quickstep’in Strade Bianchi sonrası ilk yol kazası sayılacak Gent Wevelgem’de gölgelerin ardından çıkması ile bozuldu. Tüm yarış ön grupta Elia Vivani için peletonu kontol eden Quickstep’e karşı Marcus Burghardt ie muhteşem bir kontrol yarışı sürdürüp süper gizlenerek son km’ye girdi. Doğru pozisyon alma ile birlikte kötü pozisyon alan Elia Viviani’yi rahatlıkla mağlup etti. Bence Gent Wevelgem tüm peletona boşa üç dünya şampiyonu olmadım hatırlatması olmuştu.

Ama Sagan’ın gerçekten ne kadar iyi olduğunu hatırlatması Paris Roubaix’de oldu. Onu Ronde sonrası işine bakması gerektiğini söyleyen efsane Tom Boonen’e cevabı tam bir 2010 Cancellara kaçışı ile verdi. Bu sırada klasiklerin en formda takımı sürüyü ayırma taktiğini Arenberg sonrası Gilbert ve Stybar ile yanlış oynayınca Bulhgart ve Sagan peletonun önünde kendilerini daha iyi konsolide edip doğru anı beklemeye geçti. O doğru km’de 53 km kala geldi. O anda tüm favoriler uyurken Sagan sprint dışındaki tek kazanma şansını kullanmıştı. Onu engelleyebilecek tek kişi olan Niki Terpstra’da Quickstep’in yanlış taktiği sayesinde geride kalınca gerisi tarihe dönüştü. Silvan Diller çok iyi bir zamana karşıcı ama yarış başından beri kaçtığı için sprintte Sagan’a karşı şansı yoktu.

Sagan, Ronde sonrası hem eleştirilere cevap vemiş oldu hem de Quickstep dominasyonunu kıran klasikler bazında bir iki sporcudan biri olmuştu. Sagan bence bu klasik sezonunda Bora takımını gerçek anlamda nasıl kullanacağını öğrenmiş oldu. Bu getirinin eksisi olarak diğer takımlar Sagan’a önlem alırken artık yardımcıları Oss ve Burghardt’ı da düşünerek iş yapacak. Bu da Sagan’a daha çok kaçarak kazanmak zorunda kalacağı anlamına geliyor. Sagan, Fransa turunda yine güzel etaplar alacaktır ama umursamadığı o baskı bazen onu yanlış çözümlere itiyor. O baskıya Roubaix’deki gibi cevap vermeli. Bu konuda Philip Gilbert’e katılıyorum yıldızsanız kimse size çalışmaz çünkü kazanma potansiyelinizden dolayı kazanma yolunu 2016’da Ronde’de ve bu sene Paris Roubaix’de olduğu gibi kendi bulmalı.

Bu klasik sezonunda Quickstep ve Sagan kendilerinden bekleneni yaptı ama bu yazıyı yazma nedenim olan bu işi o kadar iyi yapıyorlar ki domine ederken bile bir estetik ve ihtişamla yapıyorlar. Ronde’de Nibali’nin atağı sonrası şahlanan Terpstra veya Roubaix’de 53 km kala gizliden tempo yükseltip atak yapan Sagan gibi. Buna yine Nibali atağı sonrası Schachmann’ı kovalayan peletonun içinde doğru pozisyonla Valverde’yi Flesche Wallone’da mağlup eden Julian Alaphillipe’e ve son olarak Liege Bastonage Liege’de son 19 km kala yaptığı TT atağı ile kazanan Bob Jungels’e kadar uzuyor.

Tüm bu zaferleri izlemek çok keyifli. Ek olarak Onlup ve Amstel’i Micheal Valgrean ile kazanan Astana’da bu klasik sezonunda en az Quickstep ve Sagan kadar etkileyiciydi. Umarım seneye de bu kadar güzel ve bol taktikli yarışlar izleriz. Ayrıca Poggio'da süper bir kaçışla Milan San Remo'yu kazanan son Il Lombardia şampiyonu Vincenzo Nibali'yi de unutmamak lazım. Bu ihtişamlı kaçışları güzelleştirenlerden birisi de kendisiydi.. 

Ayrıca seni özleyeceğiz Micheal Goolaerts

 

Mustafa Sarı Mustafa Sarı hakkında:

Uzun ince bir yolda içinde motor,top veya tekerlek içeren sporlarla ilgili. Politik, teknolojik işleri seven biri. Unutmadan çizgi romanlara paralel evrenden bağlı bir yazar. ''İnsanlar onları değiştirecek ve sarsacak dramatik bir sembole ihtiyaç duyar. Bu sembol hem korkutucu olmalı hem de birleştirici olmalı''





YAZARIN DİĞER YAZILARI