Mustafa Sarı Mustafa Sarı yazdı:

Alternatif Alternatifsizlik

20 Haziran 2014 | Güncel, Politika


Türkiye siyaseti şu an AKP-CHP-MHP ve HDP partilerinin etrafında dönüyor. Esas sorun şu ki AKP'nin politikalarından memnun olmayan herhangi bir kimse CHP-MHP ve HDP ye bağımlı olmak zorunda mı? Bu partiler olmadan Türkiye de muhalefet olamaz mı?

Gezi direnişi ya da diğer adıyla gezi eylemleri; geçen yıl yaz aylarını domine eden bu muhalif hareket hakkında çok konuşuldu, yazıldı ve çizildi. Dikkat çekicidir ki geziye katılanların bir bölümü ve toplumun büyük bir kısmı gezi’nin ne anlattığını anlamamış. Özet geçmek gerekirse:

Gezi hareketi devletin gezi parkını korumak(İstanbul da ki betonlaşmadan bıkan) için orada bekleyen insanlara karşı yapılan polis şiddetine karşı başlamış bir hareketti. Sonrasında ise yine bu şiddete karşı hiçbir kesimi ayırt etmeden empati kuran, barışçıl, birlikte hareket eden, öngörülü ve kime ne yapıldığı fark etmeden bu şiddete karşı insanlar bir oldu.

Ayrıca gezi o zamanlar meclis deki partilerin gerekli tepkileri vermediğini gösterdi. Gezi hiçbir zaman partilerle alakalı bir hareket değildi ama muhalif parti seçmenlerinin bir kısmı en başta sırf anti-AKP dediklerinden bu hareketi kabul ettiler. Gezi’nin üstünden bir yıl geçtikten sonra anlıyoruz ki, Gezi hareketi gerçek anlamda CHP-MHP(kemik) seçmeninden destek görmemiş.

Bunun sonucu olarak eldeki partilere zarar vermeden ne yaparız derken alan daraldıkça daraldı ve şu andaki siyasi tablo ortaya çıktı. Forumlardan ne yapacağız sorusuna elimizdekilerle yürümeye çalışalım cevabı bizi şu andaki AKP-CHP-MHP üçlüsünün dayatmalarına bırakan bir siyasete kucak açtı.

Gezi normal şartlarda muhalefet eksikliği çeken ülkemizde CHP-MHP-HDP üçlüsünün yerini alıp herkese ulaşan bir hareket olabilirdi. Bunun olmaması ise normal çünkü ülkemizdeki aydın olduğunu söyleyen kesimler daha ne yapmak istediğini ve ne düşünmek istediğini bilmiyor. Her şartta AKP ve muhalefetin yetersizliğinden dem vurup yeni bir arayışa girmeye uğraşmıyorlar. En başta şöyle bir gerçek var, şu anda Türkiye de diktatörlük var deniyorsa o zaman şu andaki muhalefet partilerinin işe yaramadığını kabul eden aydınlarımız var.

O zaman şu soru daha önemli oluyor. Muhalefetin işe yaramadığını kabul edip AKP’ye alternatif oluşturmak için çabalamayan aydınlarımız neyi amaçlıyor acaba? Kutuplaşmadan bir türlü kendini arındırmayan aksine yeri geldiğinde kendi faşizmini uygulayan aydınların(bir kısmı) ülkesi maalesef ülkemiz. Gezi bize yıllardır niye yerimizde saydığımızı gösterdi. Özellikle geziden sonra takım tutar gibi siyasete bakmaya devam eden aydınlarımızı resmen yüzümüze vurdu. İşin kötüsü okumuşu bile niteliksiz olan bir ülkeden kim ne bekleyebilir ki. Gezi gibi üst düzey bir muhalefeti alıp CHP-MHP seviyesine düşürecek kadar sıradan aydınların kol gezdiği bir yer.

Gezi; Empatiyi topluma doğru yayma şeklini gösterdi. Maalesef bu empati kısa sürdü ve kutuplaşma hem iktidar hem de muhalefet kanadında tam gaz devam etti. Türkiye deki aydınların büyük çoğunluğu kutuplaşmadan kendini gerçek anlamda ayıramadı(Kimse karşısındaki ile aynı işi yapmak zorunda değil). Gezi; bu kutuplaşmalara ve muhalefet açığına bir çözümdü. Bir yıl sonra gördük ki cevap hala şu anda ki partiler ve kutuplaşmada yatıyormuş. Ne kadar garip bir ülkeyiz ki kutuplaşma ve sadece eleştirip çözüm üretmeyen partilere tüm toplum hem şimdisini hem de geleceğini emanet etmekten çekinmiyor.

Geçen yıl Geziden çıkacak herhangi bir hareketin muhalefet oylarını bölebilir gözüyle bakıldı. Kimse kusura bakmasın ama şu andaki vadesi dolmuş daha ne vaat ettiği bilmeyen partilere kucak açana kadar tüm muhalif oyları öyle bir yapılanma ardına toplansa daha iyi olmaz mıydı?

CV’ler, diplomalar veya doktoralar tek başına yeterli değil. Daha önce de yazdığım gibi sistem de sorun çok daha büyük ne demokratikleşme ne de daha özgür anayasalar görmek için AKP’den daha derine inmek gerekiyor. Sırf AKP’de başkan değişince ya da AKP gidince her şey düzelecek sanıyorsanız dönüp yakın tarihe bakın. Kimler geldi, kimler geçti.

Geziden sonra CHP-MHP ikilisine muhtaç duruma düşmek kötü bir şakadan öte bir şey değil. Son yerel seçimi hatırlarsak bir sürü seçmen sırf AKP’yi istemediği için zorunlu bu partilere oy vermek zorunda kaldı. Özellikle büyük illerde görüldüğü üzere bu oylarda baya büyük fark yarattı. Sonuç olarak bu partilere genelde zafer kazandırmasa da normalde alacaklarından çok daha fazla oy aldılar.

Şu anda olduğu gibi sırf AKP olduğu için CHP ve MHP; kimi aday gösterse ona koşulsuz oy verecek seçmenler olduğunu bilinmesinden dolayı siyasette bir ilerleme olmuyor. CHP ve MHP; sırf AKP var olduğu için almaları gerekenden çok daha fazla oy alıyorlar. AKP olmasa ve daha ciddi partiler olsa kimse bu partilere dönüp bakmaz. Bu partiler(iktidar-muhalefet) toplum için çözüm değil.  

Görünen köy kılavuz istemez. Gezi’nin ışığında görülüyor ki Türkiye deki aydınlar şu anda yeterince iyi değlller(bir kısmı). Bunun sonucunda çözüm üretmeyen muhalefet ve kendi kafasına göre ilerleyen bir iktidara kısa vadede çözüm üretecek ortam yok oluyor. Daha önce yazdığım gibi gerçekten aydın olup klişe muhalefete kurban gitmeyecek Gezi’nin ilk aylarında olduğu gibi empatiyi ve öngörüyü doğru kullanacak insanlar lazım. Bir şeylerin gerçekten düzelmesi gerekiyorsa siyaseti tek başına AKP ye indirgeyerek olmaz.

Şu andaki tablo geçen yıl ki demokrasi ve özgürlük arayışına yakışmıyor. Şu andaki muhalefete alternatifsizlikten oy verileceğine geçen yıl risk alıp farklı bir hareket yaratıp yeni bir yol açmak daha iyi olabilirdi. Ayrıca bir tek AKP seçmenine değil aynı zamanda CHP, MHP ve HDP seçmenine de tek çarenin kendi partileri olmadığını gösterilmeli. Berbat politikalar hiçbir zaman istikrar adı altında kalıcı olmaz.

 

Mustafa Sarı Mustafa Sarı hakkında:

Uzun ince bir yolda içinde motor,top veya tekerlek içeren sporlarla ilgili. Politik, teknolojik işleri seven biri. Unutmadan çizgi romanlara paralel evrenden bağlı bir yazar. ''İnsanlar onları değiştirecek ve sarsacak dramatik bir sembole ihtiyaç duyar. Bu sembol hem korkutucu olmalı hem de birleştirici olmalı''





YAZARIN DİĞER YAZILARI