Mustafa Sarı Mustafa Sarı yazdı:

9.Edirne Cumhuriyet Yol Yarışı 2017: Kaos ve Eğlence

06 Kasım 2017 | Spor, Bisiklet


Bu yıl dokuzuncusu düzenlenen Edirne Cumhuriyet Yol yarışı biraz kaotik ve garip geçse de sonunda eğlenceli ve iyi bir yarış olarak bitti. Bu yazıda yarışta yaşananlara yazacağım tabi. Peletonu tehlileye atmaktan korkmayanlarda unutulmadı.

Bu sene 22 Ekim 2017 tarihinde düzenlenen 9. Edirne Cumhuriyet Yol yarışı 75k’lık yarış Selimiye Camii’si önünden başladı. Ben bu yarışa herhalde 2015 yılından beri Puma İgnite’de olduğu gibi katıulmayı çok istiyordum ama hastalıklar vs. bu seneye kadar katılmak bir türlü nasip olmadı.

Yarış için bisikletten arkadaşım Tansu abi ile yaklaşık 250 km süren bir araba yolculuğu sonrası yarışın başlangç yerinden 5 km uzaklıktaki otelimize 21 Ekim tarihinde yerleştik. Edirne’ye gitmeden önce İstanbul Yol Grubundaki arkadaşlarımı tesadüfen görüp yarış hakkında verdikleri bilgiler yarış gününde çok işime yaradı. Hatta şöyle diyebilirim ki bisiklette daha çok hangi vitesleri kulllanmam gerektiğini anladım ve yarış boyunca hep öyle kullandım.

Açıkçası yarış öncesi akşam ve yarış sabahı hiçbir beklentim yoktu. Amacım Velotürk GF Çeşme öncesi bacaklara yarış km’si toplayıp en iyi ihtimal en öndekilerden sonraki grupta bitiririm diye içimden geçirdim. Yarış sabahı ise yoğun sis ile karşılaştık ve yarışın olup olmayacağını bilmeden başlangıca doğru Tansu abi ile bisikletlerimizi sürdük.

Yarış numaralarını yeni aldığımız için başlangıç yerinde biraz daha ortalarda kaldım. O sırada yanımda sevgili 7hillgoats daki dostlarım avrdı. Merak etmememi ve yarışın başlaması ile yavaşça öne doğru gidebileceğimi söylediler. Bende zaten beklentim olmadığı için tamam deyip beklemeye başladım.

Yarış başladığında ise her tarafta baştan sona kaos vardı. İlk kmlerde yarışı kazanacağını sanıp hayatında peletonda sürmemiş insanlar her tarafımda soruna yol açıyordu. O arada genelde yarışlarda ne yapıp ne edip yanına düştüğüm sevgili arkadaşım Oğuz’u gördüm. Onu gördükten sonra Oğuz ve diğer arkadaşlarıma yakın olursam kazalardan uzak olur ve yeterince öne giderim diye düşündüm. Bu arada 15. Km olsa gerek biri önde çok ani bir fren yaptı. Benim önümdeki ve bende ani fren yaptık o arada arkada büyük bir kaza oldu. Böylece kaza ile birlikte ana grup, peletondan ayrılmaya başladı. Ben bunun farkına 35. km’lerde farkına varsam da arkadaşlarıma yakın kalmak baştan sonra yarışımı değiştirmişti.

Ön gruıp olarak koptuktan sonra her şey beladan uzak durma yarışına dönüştü. Ama yine peleton içinde kafasına göre hareket edenler yüzünden grubun ne ortası, ne arkası ne de önü güvenliydi. Ama peletonun herhalde tüm yarış boyunca en tehlikeli bölümleri sol kısımlarıydı. Bu yüzden dönüş yaptığımız yerden sonra sadece bir kere öne gitmek için herkes birbirini kollayıp dinlenirken öne gitmek için kullandım. Önün durumununda çok da ortalardan iyi olmadığını görünce geri gittim.

Ön grupta peleton içinde sürmeyi bilmeyenler ile birlikte niye yokuş yukarı frenleyenler olduğuna anlam veremedim. Buna benzer başka bir şey de otoban sayılacak bir yolda hiçbir teknik yeri olmayan inişlarda 100 kişilik peletona yapılan zayıf ataklardı. Özellikle etrafımız neredeyse ova diyelibeceğimiz kadar düz ama iniş çıkışlıydı. Bu yüzden öne gittiğimde rüzgarın düşündüğümden daha etkili olduğunu gördüm.

Son km’lere girerken yine peletonun sağ tarafı daha güvenli olan tarafıydı. Az çok toplu sprinte kalacağımız belli olduktan sonra peletonun sol şeritte kalan kısmında son 5 km içerisinde kaza olacağını adım gibi biliyordum. Bu kadar kötü kullanan adamlarla dar yol birleşince zaten daha iyisini bekleyemezdim. O yüzden son 5 km de amaç antreman yarışı olduğu için ve kazaya karışmadıktan sonra grupla bitireceğim garanti olduktan sonra kendimi yolun sağına konumladım ve sadece finiş öncesi son rampayı tırmanmayı bekledim.

Son rampaya girmeden yani 600m. kala beklediğim kaza oldu. Kazadan sıyrılıp yol grubunda birlikte tempo yapmayı çok sevdiğim Serhat abi’nin arkasından yarışı GC de 57. Yaş grubumda da 20. Sırada bitirdim. Yarış hızım ise 2 saat 2 dk. 37 km/s oratalama ile bitirmiştim. Yarış açıkçası beklediğimden çok daha iyi geçti. Ön grup koparken ön gruba tutunup arkadaşlarıma yakın olmam yarıştaki yerimi belirledi. Daha sonra yapılacak şey olan beladan uzak olup grupla yarışı bitirmek içinde son 5 km de kasaplardan uzak durmak istediğim sonucu getirdi. Eğer daha iyi bir derece istseydim 15 km kala sağ koridor üstünden öne gidip alabilirdim ama bu kadar peleton içinde sürmeden habersiz kişiyle sürerken risk almamak o gün daha doğruydu. Antreman yarışı da olduğu içinde bu sonuç bekledğimden iyi oldu.

Yarış benim için beklediğimden iyi geçti ve gelecek için iyi bir sıçrama tahtasu görevi görecektir. Ama yarış içinde peleton içinde ne yaptığını bilmeden dolaşanlardan son 5 km’ye patlak lastikle(Clincher ile Tubularr ile yine kurtarabilir) o hızla giren tanıdıklarıma kadar yarış ve peleton içinde güvenli yarış yapmayı insanların kafasına sokması lazım. Dünya Turu Pro’ları da dahil kimse yarış ortamında gereksiz risk alıp tüm peletonu riske atan insanları sevmez ve tolere etmez. Ön grupta veya peleton’nun diğer bölümlerinde sorumsuzca süren herkes yarışta derecesini düşünmekten önce nasıl gideceğini öğrenmeli. Yoksa mümkünse bu işin gerçeği olarak bu tür yarışlara girip kötü kazalara yol açmaktansa evlerinde otursunlar.

Yarışmanın sadece adrenalin, heyecan ve başarı kadar risk yönetimi olduğunu ülkemiz bisikletçileri daha yeni öğreniyor. Peleton içi antreman yapıp, TV’de yarışları izlemek bunlar için bence bir adım. Diğer türlü bencillik yapıp kendileri gibi sporcuları riske atan sorumsuz insanlar maalesef eğer bir şey öğrenmezlerse yarışlarda kendi adlarına bırakacakları miraslar pek hoş hatırlanmayacak. GF peletonlarının Pro’lardan kurulu olmadığını da ayrıca hatırlatmak gerekiyor. Yurtdışı Fondo’larda yarışınca belki böyle kişilerin bakış açısı değişir ve yarışmayı düzgün bir şekilde yapmayı öğreenir.

 

Mustafa Sarı Mustafa Sarı hakkında:

Uzun ince bir yolda içinde motor,top veya tekerlek içeren sporlarla ilgili. Politik, teknolojik işleri seven biri. Unutmadan çizgi romanlara paralel evrenden bağlı bir yazar. ''İnsanlar onları değiştirecek ve sarsacak dramatik bir sembole ihtiyaç duyar. Bu sembol hem korkutucu olmalı hem de birleştirici olmalı''





YAZARIN DİĞER YAZILARI