Mustafa Sarı Mustafa Sarı yazdı:

2017 Uludağ Performans Tırmanışı

16 Ağustos 2017 | Spor, Bisiklet


Bu sene Uludağ Performans tırmanışı 5 Ağustos tarihlerinde yapıldı. Geçen seneye nazaran biraz daha karmaşık geçen tırmanış başından sonuna kadar hep bir macera içerisinde geçti. Bu yazımda da bu bir günlük maceramı anlatacağım.

2017 Uludağ Performans tırmanışı, 5 Ağustos 2017 tarihlerinde Bursa’nın Eker Meydan adlı yemek AVM’si diyebileceğimiz güzel bir tesisten başladı. Bu sene geçen yıldan farklı olarak Keşiş grubunu daha zorlu bir parkur beklerken, Profesyonel grubu ise geçen yıldan daha zor oluğu söylenen inişli çıkışlı bir rota bekliyordu.

Tırmanış sabahı arkadaşlarımla birlikte üç otomobil olarak sabah saat 5.30 da İstanbul’dan yola çıktık. Eskihisar, Yalova ve Gemlik üstünden tırmanışın başladığı nokta olan Eker Meydan’a saat 7.45 gibi vardık. Yarışın kayıtları açılmıştı ve kayıtlarımızı yaparak önce bisikletleri toparladık. Bundan sonra ise o güzel ortamda tanıdıklarla muhabbet sohbet havasında geçti. Önce saat dokuz'a gelirken yarış organizatörleri Keşiş ve Profesyonel grubun aynı saatte başlayacağını duyurdu ve başlangıç iki grup içinde dokuz buçuk'a çekildi.. Açıkçası o an düşünmemiştim ama başlangıç için bence verilen en kötü kararlardan biriydi.

Organizatörler, bizleri inişler konusunda uyardıktan sonra başlangıç noktasına geçtik ve saat dokuz buçukta tırmanış için hareket ettik. Açıkçası etrafımda arkadaşlarımın olmasından dolayı en başta kalabalıktaı sorun yaşamadım ama km’ler ilerledikçe durum kötüleşti. Bursa Valilği organizasyona trafiği kapama izni vermediği için yaklaşık 800 kişi zaten dar olan yolda tek şeride sığışmaya çalıştı. Buna bu kadar büyük gruba doğru düzgün tempo veremeyen tırmanış direktörü aracı da eklenince başlangıç anına kadar kaos yaşandı.

Organizatör Mecit Tatlıcılar’ı yaptığı organizasyon ve bisiklet için uğraşları için destekliyor ve taktir ediyorum ama bu sene ki başlangıç geçen seneyi bile aratacak kadar kötü oldu. Bazı şeyler umarım seneye değişir yoksa ben organizatörü ve tırmanışı sevmeme rağmen 2018 versiyonuna katılmayı en azından şu anda düşünmüyorum.

Tırmanışın kendim için nasıl geçtiğinden bahsetmeden önce yaşadığımız sorunları teker teker anlatmak istiyorum. En başta Keşiş grubu ve Profesyonel grup geçen sene ki gibi ayrı start almalıydı. Bu yapılmadığı için ve tırmanışa başlayacağımız noktaya kadar olan yolda yol çalışması, araçlar ve kalabalık peletonla birleşince kazalar, ağır viteste kalanlar ve araçlarla zorunlu fazla yakınlaşmalar kaçınılmaz oldu.

Buna geçen sene ki aynı yerlerde daha bacaklar ısınmadan iki defa durmamızı da eklersek çok hoş olmadı. Hatta bir arkadaşım daha tırmanışın başında kadro kulağını kırdığı için tırmanışı bitiremedi. Trafik, kazalar ve yollar yavaş öncü araçla birleşince başlama noktasına gitmek açıkçası işkence gibiydi. Açıkçası daha o dakikalarda aklımdan burada ne işim var diye düşünüyordum.

Etrafımda olan kazalar ve kötü yollardan kaçmak için kendimi grubun daha ortalarına kadar çektim. Ön taraf sürekli aniden hızlanıp aniden yavaşladığı için sekizyüz kişilik bir grupta toplu bir kazaya karışmak istemedim. Geçen yıl peleton yarısı boyutunda iken de aynı sorunlar yaşanıyordu bu yüzden niye iki grubun birleşik start almasına anlam veremedim. 

Daha sonra tırmanışın başlangıcı da maalesef olması gerektiği gibi olmadı. Grubun ortasında iken bir anda Keşiş grubunda olanlar kendi rotalarına ayrıldı. Profesyonel grupla tırmanmayı düşünen ben ise bir baktım. Tek başıma etrafımda bir kaç bisikletçi ile kaldığımı gördüm. En sinir bozucu şey ise ben trafikten kurtulmaya çalışırken start verilmiş ve önümdekilerle en azından bir km fark vardı.

O andan sonra tırmanış benim için sadece tırmanmayı seviyorum. Tırmanayım bitsin modunda geçti. O kadar ki Milli Park’a girene kadar içimden her şeyi boşver dön geriye diye düşünüp durdum. Tırmanış içerisinde su istasyonları ve yiyecek konusunda kesinlikle başarılıydı. Ama finişte de podyumun nerede olacağı belli olmaması, yemek alanında su dahi bulunmaması ve teleferikle inişte olan sıkıntılar ulusal düzeyde düzenlenen bir organizasyonda olmaması gereken şeyler. Ayrıca ilk üçler dışında kimin nerede ne olduğunu bilmemesi de olmaması gereken bir durumdu.

Benim kendi macerama gelecek olursak tırmanış içerisinde stratejim Velothon Berlin’in aksine önde benden güçlü olanlar ile tırmanışın başına kadar güç koruyup öyle hem hızlı hem de akıcı bir tırmanış yapmayı planlıyordum. Ama üstte belirttiğim gibi başlangıç sırasında olan aksilikler sayesinde Milli Park’a kadar düşük motivasyon, muhabbet ede ede ve rüzgara karşı hayatta kalmaya çalıştığım bir tırmanış oldu.

Ayrıca bize vaad edilen daha zor rota da beni hayal kırıklığına uğrattı. HC bir tırmanış olan Uludağ’ın herhalde en fazla iniş içeren kısmından tırmanmıştık. Öyle ki ’lık rakamları gördükten sonra kısa veya orta uzunlukta inişler sayesinde bacaklarıma etkisi neredeyse sıfır oldu. Geçen yıl ve bu sene Keşiş grubunun çıktığı bir iki tane küçük iniş dışında iniş olmayan ve Kirazlı Mur de Huy’ünü içeren parkur bence daha Uludağ Performans tırmanışının ruhuna uyuyordu. Bunu garip bulan olabilir ama bizim tırmandığımız rota bence geçen yıl ki Keşiş grubu rotasından biraz daha zor hissettirdi.

İnişler fazla olunca Milli Park’a ne kadar hızlı geldiğime inanamadım. Açıkçası bozuk yollardan düzgün asfalta geçip son on üç km kaldığını görünce bacaklarımda kalan tüm gücü daha hızlı gitmeye harcadım. Bu sene İtalya’daki sevgili arkadaşım Gökhan ile Selvino’yu tırmanırken geliştirdiğim viraj keserek ve kadanslı tırmanışımı son on üç km boyunca sürdürdüm. İtalya’da öğrendiğim teknik ve otomobil motorlarına petrolhead olmaktan gelen kulak dolgunluğu ile karşıdan veya arkadan gelen araç olmadığı zaman virajları keserek tırmandım.

Açıkçası son on üç km tüm olumsuzlukları boşverip bisikletimin ve tırmanışın keyfini çıkarmaktan ibaretti. Sağolsun sevgili bisikletim Orbea Orca M20i de bu iş için yapıldığı için son on üç km’yi çok keyifli kıldı. Zaten gerilerde olduğum için düzgün asfalt ve öndekileri yakalama motivasyonu ile her metre hızlı gitmeye devam ettim. Bazen vitesler ile oynarak kadans, güç ve nabızı doğru aralıklara oturttum. Bu bana tırmanışın son bölümünde taze bacaklar ve ertesi haftaya recovery’si hızlı yaparak döndü.

Sonuca gelirsek bu sene ki Uludağ Performans tırmanışı başlangıç ve finiş kısmında düzeltilmesi gereken detayları olan ama benim için son on üç km kala fazlasıyla eğlenceli olan bir tırmanış oldu. Bu yazıda yaşadığımız sıkıntılara bu kadar yer ayırmak istemezdim ama Federasyon yarışları ve bazı Gran Fondo’larda yaşadığımız aksilikleri düşününce artık ülkemizde bazı standartlara ulaşmamız gerektiğini düşünüyorum.

Güzel organizasyonları sadece geçen sene ki Velotürk Kayseri GF’su , geçen yıl ki Uludağ Performans tırmanışı veya bu sene girddiğim Velothon Berlin gibi yarışlarla sınırlamak stemiyorum. Madem orgaznizatörlerde bisikletçilerde daha kaliteli ortamlarda bisiklet sürüp vakit geçirmek istiyor niye daha iyisi varken Kartal Triathlonunda veya iptal olan Alanya Triathlonu’nda olduğu gibi kötü durumlara uygun görüyoruz.

Uludağ Performans tırmanışı gibi güzel organizasyonlar artarak ve gelişerek devam etmeli o yüzden standartları yükseltmek şart. seküzyüz kişilik peleton yerine iki grupla hem tırmananların hem de organizatörlerin her anında mutlu olduğu bir organizasyon olmasını istiyorum. Türkiye’de olup trafik gibi bazı şeyler çözülemese de daha iyisi olabilir. Uludağ’ın en sıkıcı bulduğum kısmı olan Milli Park-Uludağ arasındaki bölümü antremanlarla iyi ve eğlenceli halde çıkabiliyorsam. Organizatörler ve sporcular birlikte daha iyisini yapabilir.  

Mustafa Sarı Mustafa Sarı hakkında:

Uzun ince bir yolda içinde motor,top veya tekerlek içeren sporlarla ilgili. Politik, teknolojik işleri seven biri. Unutmadan çizgi romanlara paralel evrenden bağlı bir yazar. ''İnsanlar onları değiştirecek ve sarsacak dramatik bir sembole ihtiyaç duyar. Bu sembol hem korkutucu olmalı hem de birleştirici olmalı''





YAZARIN DİĞER YAZILARI