Mustafa Sarı Mustafa Sarı yazdı:

2017 Türkiye Otobandan Bisiklet Turu

17 Kasım 2017 | Spor, Bisiklet


Bu sene Türkiye bisiklet turu, üç dünya turu takımı'nın katılımıyla yeni dünya turu kurallarına uyumlu ve kısaltılmış olarak altı etap üstünden koşuldu. Yarışta yeni takımları ve milli takımı görmek güzel olsa da seyirciyi ekranda tutacak hiç bir şey yoktu. Bu yazı niye böyle oldu bunu anlamak için yazıdı.

Bu sene Türkiye bisiklet tuu 10-15 Ekim tarihleri arasında yapıldı. Açıkçası Meryem ana zirvesi’nin olduğu etap dışında maalesef turumuzda pek bir heyecan veya görsel bir şey yoktu.

TUR, Sarper(Günsal) abi’nin yayında dediği gibi son yıllarda ASO ile çalışıldığı için çehresi çok değişti ve güzel ilerlneme sağlandı. Ama geçen yıl güvenlik ve diğer nedenlerden dolayı TUR geçen yıl herhalde ASO öncesi dönem sonrası em kötü yılını yaşadı. Sadece Dünya turu takımı olarak Lotto Soudal gelmişti. Aynı durumun etkisi olarak bu senede sadece üç tane dünya turu takımı geldi. Bora Hansgrohe, Trek Segafredo ve UAE Emirates takımları TUR’a katıldı. Pro kıta takımları ve kıta takımlarının yanı sıra ülkemizi Torku artık kıta takımı olduğu için özel izinle Türk milli takımı temsil etti.

Açıkçası yarışın her etabını izleme fırsatı buldum ve Meryem ana tırmanışının olduğu Selçuk etabı dışında çok sııkıcı ve görselliği sıfır bir TUR’du. Velonews yarış sırasında sporcuların memnuniyetini sordu ve sporcuların memnun olmasına açıkçası çok sevindim ama yarış seyir ve seyir zevki açısından hiçbir şey vaat etmedi. Yarışın en güçlü sprinteri Sam Bennettidi. Bennett, sıkıcı İstanbul etabında son virajda düşmese muhtemelen tüm spirint etaplarını alacaktı. Bennet düştükten sonra TUR’un son etabını Trek Segafredo’dan Edward Theuns kazandı. TUR’un en önemli etabı olan Meryem ana zirvesini barıındıran Selçuk etabını UAE Emirates takımından Diego Ulissi kazandı. Açıkçası Meryem ana etabında Trek takımından Pantano’dan daha iyi iş yapmasını beklemiştim ama o da Vuelta’da Contador’a yardım etmenin bedeli olarak bacakları sezonu kapamaıştı.  Bu sayede TUR’da tüm etapları dünya turu takımları kazanırken tüm etapları da favoriler kazanmış oldu.

Üstte yazdıklarım TUR’un ne kadar sıradan geçtiğine dair buzdağının sadece görünen kısmı, yarışı Eurosport'da izlemek o kadar sıkıcıydı ki. Sarper abi’nin konuk olduğu etap ve Meryem ana etabı dışında izlerken insanı heyecanlandıracak hiçbir şey yoktu.  Selçuk-İzmir etabında Türkiye Milli takımı sporcusu Ahmet Örken’nin Sam Bennet arkasında ikinci olması bile parkurun sıkıcılığının yanında pek heyecan yaratmadı.

Parkurun ne kadar sıkıcı olduğunu anlatacak durum Meryem ana etabı dışında etap döngünün hep otobandan çık başka şehire ulaş oldu. Görüntü o kadar sıkcııydı ki, otobanlarda araç sürmeyi seven ben bile bir yerden sonra ki bu  ikinci etap sonrası sıkıldım. Bisikletçiler uluslararası yayın boyunca sırf sıkıcı otoban ve otoban gibi yollarda dolaşıp durdu. TUR’u çeken ekip ve parkur konularında ASO yardımı olduğu düşünülünce durumun vasatlığı daha da garip oluyor. Fransa ve İspanya turunu düzenleyen ve klasiklerin çoğunu düzenleyen ASO’nun bu sıkıcı parkuru Türkiye bisiklet federasyonu ile nasıl onayladıklarnı anlayamıyorum.  Hele trafik bahane edilerek dizayn edilen feci İstanbul etabı bu saçmalığın bence zirvesini oluşturdu. Ülkede tırmanış var, yol var, her imkan var ama ilk dünya turu yarışımız riske girmeyelim oluyor. Muhtemelen Velotürk Çeşme Gran Fondo parkuru bu sene TUR’da geçilen Meryem ana etabı dışındaki tüm etaplardan daha zordu.

Ülkemizde HC tırmanış bolluğunu da düşünecek olursak Sarper abi ve Can Ayhan’ın yarışı anlatırken deddiği gibi en başta Milli takımın irtifa kampını da yaptığı ve iki sene Velotürk Gran Fondo’lara ev sahipliği yapmış Erciyes dağı, Uludağ Perofrmans tırmanışına ev sahipliği sapan Uludağ veya yolları yenilenen ve Marmara’daki tırmanışçıların Alp D’Huez’i olan Kartepe sadece bunlardan bir kaçı.

Bunlara Karadeniz’de Zigana, Ayder yayalası vs. de rahatça eklenebilir. Güvenlik vesaire bahane edilebilir ama o yollarda özellikle Karadeniz’de yol yarışları ve tırmanış yarışları geçen yıl düzenlendi. Böyle yerleri sadece 160 kişilik peleton ve destekleri rahatlıkla ziyaret edebilir. Bu sene TUR’da alınan güvenlik önlemlerinin en kadar iyi olduğu düşünülürse bence bu tür yerleri ziyaret etmemek işgüzarlıktan başka bir şey değil. Eğer güvenlik bahaneyse İstanbul etabının finişinin veya İstanbul Maraton’nun finişinin Sultanahmet’te olmaması gerekir çünkü Sultanahmet neresini kapatırsanız kapatın normal şartlarda kalabalıktan dolayı en büyük güvenlik zaaafı olan yerlerden biridir.

Sultanahmet demişken TUR’un en berbat etabı’nın da İstanbul etabı olduğunu eklmeye gerek yoktur. İstanbul’da o kadar güzel yerker varken gidip üçüncü köprüyü gösterip ruhsuz ve içinde araç dahi olmayan otobanları göstermek saçmalıktı. İstanbul Park’ı da doğru kullanamadıkları için ona da yazık ettiler. Hele trafiğin bahane edilmesi ise tam bir komediydi. ASO aynı şeyi çok düşünüyorsa bunları Fransa turunda denesin ama alacağı tepkilerden bu saçmalığın onda birini kendi önemli turkarında yapamazlar.

Bence TUR seneye IL Lombardia ve Paris-Tour ile çakışacağından daha heyecanlı bir rota bulmak zorunda. HC’ler buna çok iyi alternatif ayrıca büyük şehirlere orman yolları veya otoban alternatifi köylerden gitmekte bir alternatif. Başka şehirler görmekte artık TUR için iyi olur. Ama Alanya veya İstanbul gibi bazı şehirlerin dönüşümlü olarak TUR’da kalması gerek. Seneye bu rota aynı kalırsa izleyici olarak izlemeyi düşünmeyip yurtdışında Gran Fondo kovalamak daha eğlenceli görünüyır. Daha izleyici olarak beni bile içine çekemeyen TUR iki sonbahar klasiği ve bisiklet pazarı için çok önemli Çin turuna karşı ne yapacak merakla bekliyorum. Böyle garantici davranmak yerine biraz daha risk alınsa en azından dünya turu takımları’nın bazılarının Çin veya Paris-Tours’da sezon kapamalarına alternatif oluruz. Ama bu kafa ile ne çoğu dünya turu takımı’nın ana değil de alternatif kadrolarını ne de iyi profesyonel kıta takımlarını yarışımızda görebiliriz. Umarım beni CEO events, Federasyon ve ASO haksız çıkartır. Hem kaliteli sporcular hem de iyi rota görmek herkesin isteği. 2016 öncesi TUR’da yarışmış yıldızları düşününce herkesin nerede yanlış yaptık diye ayrıca düşünmesi de gerekiyor.

 

 

Mustafa Sarı Mustafa Sarı hakkında:

Uzun ince bir yolda içinde motor,top veya tekerlek içeren sporlarla ilgili. Politik, teknolojik işleri seven biri. Unutmadan çizgi romanlara paralel evrenden bağlı bir yazar. ''İnsanlar onları değiştirecek ve sarsacak dramatik bir sembole ihtiyaç duyar. Bu sembol hem korkutucu olmalı hem de birleştirici olmalı''





YAZARIN DİĞER YAZILARI