Mustafa Sarı Mustafa Sarı yazdı:

2017 Uğur Mumcu'yu Anma Koşusu: Form+Soğuk+Eğim: Yarış

20 Şubat 2017 | Spor, Diğer


Koşu spor olarak hem sınırları zorlayabildiğiniz hem de kendinizi dinleyebildiğiniz sporlardan biri, bu sene ki ilk koşu yarışımı Ocak ayı sonunda yapılan Uğur Mumcuyu anma yarışında yaptım. Kısa, zor ve güzeldi. Bu sene ki ilk koşu yazımda sizi uzun aradan sonra girdiğim ilk koşu yarışına götüreceğim.

Bu sene ilk yarışımı 22 Ocak tarihinde yapılan Uğur Mumcu’yu Anma koşusunda gerçekleştirdim. Yarış 5 km gibi kısa bir parkura sahip olsa bile 200m. İrtifa kazandırdığı için seneye başlamak için zor ama güzel bir seçim oldu. Açıkçası en başta 4.5 aylık boşluk ve hafif yaptığım antremanlar nedeniyle yarışa girip girmemek konusunda kararsız kalmıştım. Yarıştan bir kaç hafta önce antremanlarımda biraz umut görünce Usta Yoda’nın sözü aklıma geldi ve denemeyip yapmaya karar verdim.

Yarışa soğuk nedeniyle sadece tempo antremanları ve zamanlı joglar atarak hazırlanabildim. Uzun zaman koşmayınca bir anda intervalllere yüklenip işleri hızlandıralım derken hazır olmayan bacaklara fazla yüklenmedim. Tempo antremanlarımın son 2 km’sini genelde hızlanma denemelerine ayırdım. Koşu öncesi ve sonrası sınma, soğuma çok önemli olduğu için başlangıç ve bitişlerde daha stabil tempo kullandım.

Bu yarışı daha çok antreman yarışı baktığımdan dolayı kafam rahat şekilde ama limitlerimi çok zorlamayacak bir tempo üzerine odaklandım. Daha önce Uğur Mumcu koşusu parkurunu da hiç görmediğim için sadece keyfini çıkarmaya odaklandım.  Yarış günü ise gerçekten o haftanın en soğuk günü olmuştu hatta otobüsle Kartal Uğur Mumcuya yaklaşırken o sıralarda Monte Carlo da koşulan WRC’nin etaplarını andıran bir etap mı beni bekliyor diye düşünmüştüm. Uğur Mumcu’ya vardığımda ise koşudan ve bisikletten tanıdığım bir sürü arkadaşımın içinde bulunduğu bir ortam ile karşılaştım. Bu sırada hava en iyi ihtimalle -1 derece idi.

Yarışa en kalın koşu kıyafetlerimi alıp gelmiştim ama yarış sırasında bisiklette olduğu gibi fazla ağırlık taşımanın özellikle yokuş yukarı bölümlerde beni etkilediğini fark ettim. Yarış öncesi Spartan Run ve bisikletten tandığım arkadaşlarımla bolca sohbet edip yarışın başlamasını bekledim. Uğur Mumcu Kültür Merkezi, koşu ve dışarıdaki soğuk nedeniyle o kadar dolmuştu ki neredeyse adım atacak yer yoktu. Yarışa yarım saatten biraz daha az varken numaramı taktım ve enerji jelimi içtim. Yarıştan önce ısınmamı da tamamlayarak start noktasında beklemeye başladım.

Bu sene, 2016 yılında koştuğum çeyrek maraton ve Pendik yarışına nazaran başlangıç noktasında önlerde bir yer bulabildim ve bu durum en sonunda o istediğim çıkışı yapabilmeme olanak sağladı. O yönden Uğur Mumcuyu anma yarışı hatalarımdan ders çıkardığım ilk koşu yarışı olarak başladı.  Başlangıçta hızlı başlasam da aldığım jelin etkisi ile bunu son 1 km’ye kadar koruyabildim. Yarış boyunca oldukça kadanslı ama kadansı da şu anda bazı antremanlarımda yaptığım gibi daha forma girmemiş bacaklarımı yarış bitmeden bitirmeyecek tempoda korudum. O gün koşu parkuru soğuk ve kardan dolayı oluşan ıslaklıktan dolayı o kadar kaygandı ki, iniş bölümlerini olması gerekenden biraz daha yavaş geçtim. Bazı yerler o kadar kaygandı ki kuruyan zeminde slick lastik takıp kuru bölge arayan yarış arabaları gibi bulduğum kuru bölgelerden gittim.

Yarışın düz kesimlerinde daha çok hızımı koruyup tırmanışları ise daha fazla nabızı yükseltmemeye çalışarak geçirdim. Son iniş sırasında ise ayakkabımın bağı çözüldüğü için zorunlu bir kaç sn durdum ve sonra yoluma devam ettim. Son 800m de ise daha stabil bir tempo ile sadece bitirmeye odaklanmıştım. Son 400m de arkadaşım ve beslenme koçum Kerem hadi diyerek beni ateşledi ve son gücümü sırf eğlenmek için önümdeki yarışmacıyı geçerek tamamladım. Yarış sürem ise 26 dakika 31 saniye idi.

Yarışı ikiye ayıracak olursam ilk bölümü yüksek nabızda ama tolere edilebilir bir haldeydi ama yarışın ikinci yarısında formsuzluğun getirdiği yüksek nabız ile daha çok tempo koruyup finişe ulaşma haline dönmüştü.  O formsuzlukla hiç görmediğim bir parkuru başta hızlı çıkmama ve nabzın yüksekliğine göre hayal ettiğimden iyi tamamladım. O gün ondan daha iyi olamazdı çünkü zaten baştan sona vücudumun limitlerindeydim.  O gün yarışa hızlı başlamayı düşünmüyordum ama yarışın başında tüm grubun hızlı başlayıp sadece 5 km gibi bir mesafede hız limitiminde formda olduğu zamana göre daha kısıtlı olduğunu bilince zorunlu B planı ile başlamak zorunda kaldım. Buna yarışın ilk 500m si içinde karar verdim.

Sonuç olarak zor, keyifli ama ıslak zeminde bolca patinaj çektiğim bir yarış oldu. Seneye en başta kıyafet seçimimi soğuk olsun ya da olmasın daha hafif tercih edip form tuttuktan sonra 2018 yarışına kadar o formu koruyacağım. İnsan en kötü halinde yapabildiklerini görünce daha iyi halimde limitini merak ediyor.

Yazının sonunda ise koşmayı niye bu kadar sevdiğimi size anlatmak istiyorum.  Bisiklet sürerken her zaman bisikletimin ve kendimin limitlerini görmek isterim. Bu ihtiyaç motorsporlarını, bisiklet yarışlarını ve atletizm’i çok sevdiğim için amatör olarak sevdiğim sporları yaparken de neyi ne  kadar iyi yapabiliyorum görmek istiyorum. Bisiklette kulağıma müzik olarak bisikletimin göbeğinden gelen ses benim için koşarken çalan müzkle aynı işlevi görür. Bisiklette bisikletimi dinlememi, koşuda ise dinlediğim müzikle kendimle başbaşa kalıp o an ne durumdaysam o halimle yüzleşmemi sağlıyor. Hızlı koşarken her an benim için eğlenceli geçer. İntervallerde her zaman daha hızlı gittiğimde yorgun düşsem bile eğlendiğim için beni çok mutlu ediyor. Yavaş joglarda ise sevdiğim müzikleri dinleyerek ve saatimden vücudumu kontrol ederek keyifli koşular yapıyorum.

Koşu, bisiklet ile birlikte yapmayı en sevdiğim sporlar. Koşuda koşunun amacı yarış, antreman veya keyif koşusu farketmez doğru ritmi bulunca her metre büyük eğlenceye dönüşüyor. Dayanıklılık sporları ne kadar keyif alırsanız daha fazla zorlamaya teşvik eden sporlardır. Motorsporlarından örnek vermek gerekirse Le Mans 24 saar yarışına 24 saatlik bir sprint yarışı denmesinin sebeplerinden biri de budur.

 

Mustafa Sarı Mustafa Sarı hakkında:

Uzun ince bir yolda içinde motor,top veya tekerlek içeren sporlarla ilgili. Politik, teknolojik işleri seven biri. Unutmadan çizgi romanlara paralel evrenden bağlı bir yazar. ''İnsanlar onları değiştirecek ve sarsacak dramatik bir sembole ihtiyaç duyar. Bu sembol hem korkutucu olmalı hem de birleştirici olmalı''





YAZARIN DİĞER YAZILARI