Yetmiyor.Net'e Hoş Geldiniz.

(Eğer siteyi ilk kez geziyorsanız lütfen buraya tıklayın)

“Dün sabaha karşı kendimle konuştum
Ben hep kendime çıkan bir yokuştum
Yokuşun başında bir düşman vardı
Onu vurmaya gittim kendimle vuruştum”


Özdemir Asaf’ın –şiir gereği- 95 sene sonunda yaptığı vicdan muhasebesinin özetidir bu.

Bir yılı doldurduk; “Yaşlanıyoruz” ile başlayan uzun nutuklar atacak kadar büyümedik henüz. Aksine hâlâ nutkumuz tutuluyor bu memlekletin garip hallerine karşı. Halbuki bu zamanda yaşadık biz de… bu topraklarda… benzer kaygılarla…

Her sabah tıklım tıklım otobüste ayağına bastığımız/ayağımıza basan insanlar gibi bakmaya çalıştık hayata. Televizyon izlemeye alışmayı denedik, aynı gözlere sahip olabilmek için. Farklı kaynakları taradık farklı seslerden de haberdar olabilmek için.

Bir yere kadar yolumuzda yürüdük de… Ancak bu memleketin garip halleri, insanların havsalamızı zorlayan ilginç tepkileri…

Bekletmek bin bir çeşit bahaneyle servis ediliyordu, beklemek hiçbir bahaneyle anlamlandırılamıyordu. Kendi “gece”mizi yaşadık, 95 seneyi bekleyemezdik. Sorularımız vardı ve biliyorduk; cevabından korkunca sorulmaz bunlar. Şöyle demeli belki de: cevap, korkutunca alınmaya uğraşılmaz… Muhasebemizi yaptık… Gidişata dahil olup müdahil olamamaktan imtina etmeliydik, sorularımızı sorduk. Cevap ararken vardığımız nokta da çıkış noktamız kadar kafa karıştırıcı oldu: Bunca konformist, tektip iteleyen politikanın içinde hâlâ özgün tepkiler veriyordu insanlar. Kalıplaşmış cümlelerin sarf edildiği yerler değişiyordu kimi zaman, kimi zaman en basit, en kalıp cümleler yerine Kafka’nın başını ağrıtacak kertede yaratıcılık kokan küfürler ediliyordu.

Her an kusursuz trajediler yaşanıyordu; Poe’nun gözlerini yaşartabilirdik milletçe.

Biz bizi suçlayamadık, isimlendirebileceğimizden fazla renk var bu coğrafyada. Reddedenlere inat, her biri yaşayan; canlılığı, taş-toprak görmek için gelen turiste parmak ısırtan parlak mı parlak bir sürü renk…

Şaşırdık, özendik… Biz de bunu diledik, rengarenk olmaktı ilkyaş mumuzu üflerken aklımızdan geçen.

Daha da özgürleşebileceğimiz, daha da özgünleşebileceğimiz, daha da renklenebileceğimiz yeni bir yaş diliyoruz yetmiyor.net ailesi olarak kendimize.

Site yazarları adına, Murat Şevek


Yetmiyor.Net, çeşitli üniversitelerin farklı bölümlerinde okumakta olan üniversite öğrencileri ve konuk yazarlarca yazılmış yazıların yayımlandığı bir platformdur. Bu ortamın oluşturulmasındaki asıl amaç, özellikle kitle medyasında yer bulamayan veya kısıtlı-tek taraflı şekilde ele alınan konuların tartışılabileceği alternatif bir proje üretmektir.

Farklı ideolojik görüşlere sahip yazarlarca oluşturulan ve finansal açıdan herhangi bir dış destek almayan platformumuzda tartışma ve diyalog kültürünü yüceltmek amaçlarımızdan birisidir. Okurlarımız da, iletisim@yetmiyor.net adresine yazılarını göndererek bize destek verme olanağına sahiptir.

Aşağıda site arşivimizden bazı yazılar görüntüleniyor. Bu yazılar siteye her girişte veritabanından rastgele seçilir. En son eklenen yazılara sağdaki sütundan ulaşabilirsiniz.


Amerikanomanyaklar   Çağla Cömert, (02 Ekim 2007)

Loupiote ve Cypriuche, Cannes şehrinde yaşayan iki yaşlı kaldırım serserisidir. Dışardan kendi halinde, bunak ayyaşlar gibi görünen bu çift iflah olmaz bir hastalığa tutulmuştur. Bu hastalığının adı; Amerikanomanyaklıktır. Birbirlerine derin bir sevgiyle bağlı olan bu iki Amerikanomanyak, Cannes’ın sahilinde keyifle gezinen Amerikalı denizcileri şarap şişeleriyle öldürüp soymayı kendilerine misyon edinmişlerdir. Denizcilerin ceplerinden çıkan tek bir meteliği kendileri için alıkoymazlar, ‘Uluslararası Dayanışma Sandığı’na gönderirler. ...

Acayip Bir Mahluk*   Çağla Cömert, (01 Kasım 2007)

Karşı Sanat Çalışmaları, 19 Ekim-17 Kasım 2007 tarihleri arasında küratörlüğünü Halil Altındere’nin yaptığı , kavramsal çerçevesi Che‘nin bir sözünden yola çıkarak oluşturulmuş “Gerçekçi ol, imkansızı talep et” adlı sergiye ev sahipliği yapıyor. Kültürün özelleştirilmesi ve sermayenin güncel sanatı metalaştırması karşısında sanatçının sistem karşısındaki paradoksal duruşunu irdeleyen sergiye Türkiye ve yurt dışından katılan 41 sanatçıdan biri de Canan Şenol.

Sanatçının sergide yer alan “Aca’ibül...


Bakilere İhtiyacımız Var   Serdar Cevher, (29 Kasım 2007)

Bu sayfalarda, öyle çok gerekmedikçe ana akım medyada gereğinden fazla yer tutan sporla, özellikle de futbolla ilgili yazmamayı düşünüyordum. Ancak, 28 kasım 2007 akşamı oynanan Beşiktaş - Marsilya mücadelesinin ardından, tam da dikkatler onun üzerindeyken bu yazıyı yazmamın iyi olacağını düşündüm.

Evet, Beşiktaş'ın bu geceki kahramanı Baki Mercimek'ten söz ediyorum. Sezon başından beri Beşiktaş takımında defans bölgesinde oynayabilecek tüm futbolcular, Gökhan Zan, İbrahim Toraman, İbrahim Kaş, Diatta ve Koray tükendikten sonra ancak...


Geceden Notlar   Deniz Ulaş, (19 Aralık 2007)

Odam iyice soğudu. Sabaha karşı saat 4 civarı. Kaloriferler söneli 5 saat kadar oluyor.

Üzerime bir şeyler giydim, ama ayaklarım üşümeye devam ediyordu. Mutfaktaki su ısıtıcısında biraz su kaynattım; bir kısmıyla bir kahve yapıp geri kalanını banyodan aldığım bir leğene boşalttım (Kahveye evde süt olmadığı için tereyağı koydum.). Leğeni odama getirdim.

Ayaklarımı suyun içine sokarak ısıttım. Kedim, suyun içinde şapır şupur oynayan ayaklarımı görünce haftalardır sevişmemiş bir erkeğin sevgilisine varmaya çalışması gibi...


O Logo Değişmelidir(!)   Avi Mizrahi, (27 Aralık 2007)

Yeni Asır, bilindiği üzere ATV-Sabah grubuna ait, Ege’nin bölgesel gazetelerinden biri. Sloganıyla, “Türkiye’nin En Büyük Bölge Gazetesi” olduğunu iddia eden gazetenin gerçekten de İzmir başta olmak üzere yurdun batısında yaşayan birçok okuyucusu bulunmakta. Fakat, gazete yönetimi geçtiğimiz hafta aldığı çarpıcı bir karar ile birçok okuyucusunun üzülmesine neden oldu.

18 Aralık 2007 günü, gazete yönetimi daha önce, 8 Şubat 2006 tarihinde, gazete logosunun yanına yakıştırdığı, İzmir Cumhuriyet Meydanı’ndaki heykeli...


Şiiri Bağırmak   Onurcan Enginsu, (31 Aralık 2007)

Herhalde hepimiz ilkokulda önemli bir günde şiir okuduk ya da okuyanı gördük, bunu sadece kendi yaş grubum için söylemiyorum, siteyi okuyanlar arasında otuzlu yaşlarının ortasında insanların olduğunu da biliyorum, onlar da gördü. Hatta kendimi biraz sıkarsam diyebilirim ki rahmetli dedem de şiir okumuştur ilkokulda… Ya sene sonu müsamerelerinde, ya okuma bayramında ya da resmi tatil olan bir günde illa ki birileri çıkıp şiir okudu çünkü. Hiç okunmadıysa bile İstiklal Marşı’nın şu kadar kıtası ezberlenecek dendi, oturup ezberlendi, derste Mehmet Akif...

Kapanmanın Yarattığı Karışıklık ve Biz   Nevra Taşlıdan, (04 Şubat 2008)

Türban meselesi, AKP hükümetinin iktidara gelmesiyle daha çok tartışılır olmuş; yalnızca mecliste değil; evlerde ve sokaklarda da konuşulan bir olay haline gelmiştir. Artık herkesin (bilgili bilgisiz) bu konu hakkında bir şeyler söyleme yetkisini kendinde bulmaya başlamasından dolayı -biraz da bunaldığımdan- türban meselesini ya da kapanmayı araştırmak istedim. Türbanın dünyada nasıl algılandığını ve eskiden insanların yaşamlarını ne derece etkilediğine görmek istedim de diyebilirim.

Türban nedir, kapanmak neyi ifade eder, belli bir amacı ya...


Üç Çocuk Meselesi, Resmi Çelişki...   Serdar Cevher, (30 Mart 2008)

Başbakan Erdoğan'ın kadınlara yönelik "En az üç çocuk doğurun" söylemi üzerine gerek sivil toplum örgütlerinden, gerekse muhalif siyasi partilerden gerekli tepkilerin geleceğini ve söylemin abesliğinin altının çokça çizileceğini öngördüğüm için, bu konuda yazmaya gerek duymamıştım. Zira halihazırda yazılmış ve tartışılmış bir konuya ilave edecek bir sözünüz olmayınca, aynı söylemleri yinelemekten başka bir seçeneğiniz kalmıyor.

Ancak görülüyor ki söylemin sahibi, olanca mantıklı tepkiye rağmen halen söyleminin arkasında...




Yetmiyor.Net ailesi gururla sunar. İletişim kurmak ve yayımlanmasını
istediğiniz yazılarınızı iletmek için: iletisim@yetmiyor.net

Bu sitede yayımlanan yazılar başka
bir platformda izinsiz yayımlanamaz.


Yazar Girişi Arama Yetmiyor.Net